|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
Not : Norton Antivirus, Awast ve NOD32 Antivirus Tarafından Taranmış |
|||||||||||||||||
Ekim 4, 2009

Mardinspor’un Başkanı Tekin Alkan’ın, ”hakem Çetin Topuz’un Mardinspor-Adana Demirspor maçında yanlı tutum sergilediği” gerekçesiyle yönetim kuruluna istifasını sunduğu bildirildi.
TFF 2. Lig 4. Grup takımlarından Mardinspor’un Başkanı Tekin Alkan’ın, ”hakem Çetin Topuz’un Mardinspor-Adana Demirspor maçında yanlı tutum sergilediği” gerekçesiyle yönetim kuruluna istifasını sunduğu bildirildi.
Kulüp ikinci başkanı Mehmet Nurçelik, yönetim kurulu üyeleriyle düzenlediği basın toplantısında, Mardinspor üzerinde oynanan oyunların, artık son bulması gerektiğini söyledi.
Centilmence futbol oynamak istediklerini ifade eden Nurçelik, şunları kaydetti:
”Bölgedeki terör olaylarının önüne geçerek, gençleri futbol sahalarına çekmek istiyoruz. Ancak bunu hazmedemeyenler var. Bunun en güzel örneğini de son olarak bugün oynanan Mardinspor-Adana Demirspor maçında, 6 aydır MHK tarafından maç yönetilmesi izin verilmeyen hakemin görevlendirilmesiyle gördük. Bu hakemin, daha önce de kötü yönettiği maçlar biliniyor. Bizim maçımızı da katletti.
Maç öncesinde başkanımız katliamın yaşandığı Bilge Köyü çocuklarını ve kadınları stadyuma getirdi. Çocuklarla Hakan Şükür’ün aralarında bulunduğu ünlülerle maç yaptırdı. Bizim amacımız, çocuklara moral vermekti. Bilge köyündeki olayları unutturmaktı. Ancak hakem bugün bu çabalarımızı yönetimiyle gölge düşürdü.
Oysa kulüp başkanımız maçtan 5 saat önce federasyon yöneticileriyle gözlemcilere Çetin Topuz’un kasıtlı olarak gönderildiği duyumunu aldığını söylemişti. Nitekim öyle çıktı. İki net penaltı pozisyonumuzu vermedi. Rakip takımın alması gereken 2 kırmızı kartı vermedi. Yanlı tutum sergiledi. Futbolcularımızın yanlış kararlarıyla oyunlarını engelledi.”
Nurçelik, bu nedenlerden yönetim kuruluna istifasını sunan kulüp başkanının dilekçesinin, yarın değerlendirileceğini de sözlerine ekledi.
Eylül 30, 2009

Gruplardaki tek temsilcimiz Beşiktaş, B Grubu’nda oynadığı ikinci maçta da Rusya temsilcisi CSKA Moskova’ya deplasmanda oynadığı maçta 2 – 1 yenildi. Grubun diğer maçında ise Manchester United, konuk ettiği Wolfsburg’u 2 – 1 yenerek puanını 6′ya çıkardı ve liderliğe yükseldi.
Şampiyonlar Ligi’nde 8 grupta oynanan 2. hafta maçlarında alınan sonuçlar şöyle;
A GRUBU
Bayern München (Almanya) – Juventus (İtalya): 0 – 0
Bordeaux (Fransa) – Maccabi Haifa (İsrail): 1 – 0
B GRUBU
CSKA Moskova (Rusya) – Beşiktaş: 2 – 1
Manchester United (İngiltere) – Wolfsburg (Almanya): 2 – 1
C GRUBU
Milan (İtalya) – Zürih (İsviçre): 0 – 1
Real Madrid (İspanya) – Olympique Marsilya (Fransa): 3 – 0
D GRUBU
APOEL (Kıbrıs Rum Kesimi) – Chelsea (İngiltere): 0 – 1
Porto (Portekiz) – Atlético Madrid (İspanya): 2 – 0
(B) GRUBU PUAN DURUMU
Ligde mücadele eden Türk temsilcisi Beşiktaş’ın yer aldığı (B) Grubu’nda 2. hafta maçları sonunda oluşan puan durumu ise şöyle:
TAKIMLAR: O G B M A Y P
———————————————
1-Manchester United 2 2 – - 3 1 6
2-VFL Wolfsburg 2 1 – 1 4 3 3
3-CSKA Moskova 2 1 – 1 3 4 3
4-Beşiktaş 2 – - 2 1 3 -
Eylül 24, 2009

www.klavye.com
Rijkaard’ın, Ankaraspor karşılaşmasının ardından Kasımpaşa önünde de Elano ile Arda’nın pozisyonunu değiştirmesi, sambacının keyfini kaçırdı.
Cim-Bom’da Brezilyalı yıldızı Elano Blumer’in, Ankaraspor ve Kasımpaşa maçlarında oyun kurucu pozisyonunda bekleneni verememesi, teknik kadroyu harekete geçirdi.
Ligdeki bu iki karşılaşmada lider pozisyonda etkisiz kalıp, 25. dakikalarda Teknik Direktör Frank Rijkaard tarafından pozisyonu Arda Turan ile değiştirilen sambacının bu durumdan dolayı huzursuz olduğu ifade edildi.
Saha içinde özellikle hücumda oynayan futbolcuların bütün yaratıcılıklarını kullanabileceği özgür bir ortam yaratmak isteyen Rijkaard’ın ise, 10 numaralı pozisyonu bundan sonra da Arda’yla devam ettirmeyi planladığı vurgulandı.
Fizik eksiği nedeniyle henüz istenilen çizgiye gelemeyen Elano son iki lig maçına 11′de başlamasına karşın, ikinci yarılarda oyundan alındı. Galatasaray’ın son haftalarda maç içinde gerekli direnci ortaya koyamamasının nedeni olarak da Elano’nun takıma monte edilmesi gösteriliyor.
Bu arada kondisyonerler Puyol ve Alberto’nun, Rijkaard’ın talimatıyla, fizik gücünü artırması için Elano’ya bir süre özel çalışmalar yaptıracakları öğrenildi.
Eylül 24, 2009

www.klavye.com
Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakiplerinden Wolfsburg, Almanya Kupası’nda deplasmanda Köln’e 3-2 mağlup oldu.
Bundesliga’da son şampiyon Wolfsburg, Almanya Kupası’nda konuk olduğu Köln deplasmanından 3-2′lik mağlubiyetle ayrılarak kupada erkenden havlu atmış oldu. Günün bir diğer sürpriz sonucu ise penaltılarla Hamburg’u eleyen Osnabrück’ten geldi.
Geçen sezonun şampiyonu Wolfsburg, Lig Kupası karşılaşmasında Köln’e konuk oldu. Beklenen aksine maça hızlı başlayan ev sahibi ekip oldu.
Köln, 22 ve 32. dakikalarda Ishiaku’dan gelen gollerle ilk yarıyı 2-0 önde kapattı. 54. dakikada Dzeko farkı bire indirse de, 65. dakikada Freis skoru 3-1’e getirmeyi başardı. 66. dakikada Riether’den gelen gol maçın skorunu tayin etti 3-2.
Osnabrück 3-3 Hamburg
Almanya Kupası mücadelesinde Osnabrück, Hamburg’u konuj etti. Maça hızlı başlayan ev sahibi ekip, 52. dakikada Hansen ve 67. dakikada Siegert’in golleriyle 2-0 öne geçti.
Maçın son 15 dakikasında açılan Hamburg, 77. dakikada Petric’in golüyle skoru 2-1′e taşıdı. 90. dakikada Torchowski’nin attığı penaltı golü, maçın uzmamasını sağladı. 99. dakikada Guy Demel’den gelen gol Hamburg’a turu getirdiği düşünülse de, 116. dakikada Grieneisen’in golü maçı penaltı atışlarına götürdü. Penaltı atışlarında başarılı olan Osnabrück, 7-5′lik skorla bir üst tura yükseldi.
Almanya Lig Kupası’nda toplu sonuçlar
Kaiserslautern – Bayer Leverkusen: 2-1
Lübeck – Stuttgart: 1-3
Köln – Wolfsburg: 3-2
Osnabrück – Hamburg: 3-3
Eylül 24, 2009

www.klavye.com
Geçen sezon sonunda sağ dizinden sakatlanan ve ardından bıçak altına yatan Mehmet Aurelio sahalara geri dönüyor.
Transfer döneminde adı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımlarla anılmasına karşın Real Betis’te kalan Aurelio’nun 2 hafta sonra oynamaya başlayacağı belirtildi.
Geçen sezon sonunda sağ dizinden sakatlanan ve ardından bıçak altına yatan milli oyuncu 15 gün sonra tam anlamıyla hazır duruma geleceğini ifade ederek, “Eskisinden daha güçlü döneceğim. Sakatlığımdan hiçbir eser kalmadı. Fiziki açığımı da kısa sürede kapatırım” dedi.
Eylül 23, 2009

Usta kalem Hıncal Uluç , Galatasaray teknik direktörü Rijkaard’ı eleştirdi. Uluç “Rijkaard, G.Saray’da nelerin yanlış olduğunun farkında değil. G.Saray kazandığı maçları kaybedebilirdi” dedi.
Hıncal Uluç, Fotomaç Gazetesi’nde Bülent Can ile yaptığı söyleşide şunları dile getirdi;
* Rijkaard, G.Saray’da nelerin yanlış olduğunun farkında değil. G.Saray kazandığı maçları kaybedebilirdi
* Tek puanı olmayan, Kasımpaşa’ya karşı oynuyorsun ilk 45 dakikada pozisyonun yok! Bu mu şimdi Galatasaray?
* Fark atınca eksikler unutuluyor ama Rijkaard’ın unutmaması lazım. Takımın oyun kuramama aczini görmeli
* Topu alan çalım atma sevdası içinde. Hepsi kendini Hagi zannediyor. Birisi çıkıp uyarmıyor ve savunma dağılıyor
_Galatasaray ikinci yarıdaki etkili futbolu ile Kasımpaşa’yı mağlup ederken oyuna sonradan giren Keita ve Nonda maçı koparan isimlerdi. Bu değişimi Rijkaard’ın hanesini artı olarak mı yazmak lazım yoksa Rijkaard yanlış kadro ile mi başladı?
Kimsenin maça damga vurduğu falan yok. Rijkaard’ın Galatasaray’da nelerin yanlış olduğunu fark ettiğini dahi düşünmüyorum. Ligin başından beri ve de Avrupa maçlarında oynadığı bütün maçları kaybedebilirdi Galatasaray. Niye kazanıyor; çünkü son vuruşlarda Galatasaray’ın adamları kaliteli ve talihli. Rakibin adamları aynı ölçüde kaliteli ya da talihli değil. Kasımpaşa ilk yarıda 4 atardı Galatasaray’a. Maç da biterdi. İkinci yarıda muhteşem iki değişiklik yapsa, mucizeler yaratsa, gökten melekleri, cinleri koysa düzeltemezdi Rijkaard. Maçı birlikte izlediğim Galatasaraylıların söylediği bir laf var: “Maçın 5. dakikasında penaltı çalınsa, Ali Güneş kırmızı kart görse, Galatasaray 1-0 öne geçecek, Kasımpaşa 10 kişi kalacak ve bitecekti.” Tamam ama bu ayrı bir şey. Sen bugüne kadar sıfır puan almış, tek galibiyeti olmayan Kasımpaşa’ya karşı oynuyorsun ve ilk 45 dakikada pozisyonun yok. Sen de 5′te 5 yapmış lig liderisin. Önemli olan bu!.. Hâlâ akıl fikir tabelada!.. ‘Penaltı verilseydi, Kasımpaşa 10 kişi kalsaydı!’ O pozisyon olmasa, birinci devre ne olacak!.. Kasımpaşa’nın 4 net pozisyonu var ki benim hâlâ içime sinmeyen, aklıma yatmayan Franco harika kurtarış yapıp bunları önledi. Kasımpaşa forvetlerinin akıl almaz kaçırdığı goller var. Birinci yarı bu!.. İlk yarı futbol oynayan takım lig sonuncusu Kasımpaşa. Bu mu şimdi Galatasaray? Hep böyle. Geçen hafta da böyleydi. Panathinaikos perişan etmedi mi Galatasaray’ı!.. Panathinaikos 7 atmaz mıydı Galatasaray’a!.. Galatasaray açık farkla kazanınca bunların hepsi unutuluyor. Ben unutabilirim, tribündeki Galatasaraylı unutabilir, Ortaköy’den geçerken benim yanıma gelip, “Hıncal ağabey bu kadar maç kazanıyoruz. Sana hâlâ beğendiremiyoruz” diyen taraftar unutabilir; tamam. Bunlara benim itirazım yok. Ama Rijkaard’ın görmesi lazım. Barcelona gibi bir takımı üstlenmiş, taşımış bir adamın Galatasaray’daki oyun kuramama ve oyun oynayamama aczini görmesi lazım. Oyun geriden kurulur. Galatasaray’ın Avrupa’ya duman attırdığı senelerde o zaferin 1 numaralı adamı Hagi değil, Popescu’ydu. Popescu topu oyuna geriden sokuyordu ve olağanüstü güzel akınlar başlatıyordu Galatasaray. Popescu’nun başlattığı akınları, Hagi’nin beyni ve zekâsı devam ettiriyordu. Şimdi Galatasaray geriden oyun kuramıyor. Stoperlerin iyi top kullanma yeteneği yok. Servet de oynasa, Gökhan, Emre de oynasa aynı. Kim var onların önünde? Güya iki ön libero; Mustafa Sarp ile Mehmet Topal. Onların da iyi top kullanma vasıfları yok. Yani Galatasaray’ın gerisi ve ortasındaki 4 adamın hiçbiri ileriye derinlemesine doğru dürüst top atamıyor. Bu yüzden ne yapıyor Galatasaray, spikerlerin ‘hazırlık pası’ dediği aptalca yan paslar ve geri paslar ile hücuma çıkmaya çalışıyor. Hücuma gitmesi gereken top Galatasaray kalesinde bitiyor.
BİR GÜN ŞANSI BİTECEK
Galatasaray kalecisi topa ayakla vurmak zorunda kaldığı için de bu top yine geriye tehlike olarak dönüyor. Aptalca yan paslar yaparken kaptırıyorlar. Takım hücuma kalkmışken kaptırılan kadar tehlikeli top yoktur. Durduk yerde rakip gol pozisyonuna giriyor. Daha beteri, hepsinde bir adam eksiltme merakı var. Hepsi kendini Hagi zannediyor. Topu ayağına alan önce bir çalım atıyor pas verebilmek için. Çalım atmak bir riski göze almaktır, hele savunmadaysan… Riski niye göze alıyorsun; ‘olağanüstü güzel bir pas vereceksin’ diye. Ben önümdeki kişiyi geçersem öyle bir pas atarım ki Galatasaray gol pozisyonuna girer.’ Hayır. Böyle bir şey de yok. Çalımı atıp yan pas yapıyor. O zaman niye çalım atıyorsun kardeşim; doğrudan yan p a s versene. Topu kaptırma riskini niye göze alıyorsun. Çalım atma riskini niye göze alıyorsun; yan pas vereceksen eğer. Galatasaray’ın maç boyu iki ön liberosundan doğru dürüst bir tane derinlemesine pas yok. Ayhan ve Linderoth iyileşip, takıma katılmazsa bu böyle sürüp gider. Mustafa Sarp ve Mehmet Topal ile bir şey olmaz. Ama Rijkaard ve yanında maç boyu not alan Neeskens, Mustafa Sarp ile Mehmet Topal’ın yanlış oynama yüzünden kaptırdığı topların notunu almıyorsa eğer, ne notu alıyor çok merak ediyorum!.. Bunlara birisi ‘Yan top oynamayın, çalım atmayın rakibe zaman kazandırmayın, topu derinlemesine oynayın’ demiyor mu! Galatasaray’ın başına en büyük belalar, orta sahadaki bu boşluktan, top kaptırmaktan geliyor. Bunun önlemi sezon başından bu yana alınmadı. Galatasaray beksiz oynuyor. Sabri de oynasa, Caner de oynasa, Hakan Balta da oynasa hep aynı. Herhangi bir kanada bilinçli bir şekilde yüklenen her takım o kanadı koridor yapar. Bol gol pozisyonu bulur. Galatasaray’ın kanatlarında bek yok. Onun için Galatasaray savunması bu kadar çok pozisyon veriyor. Ligin başından bu yana atamıyorlar ama bir gün biri atacak, bir gün bu şans bitecek. Bir gün biri içeri vuracak. İçeri vurduğu zaman da göreceğim Galatasaray’ın halini. Geriden top çıkmayınca, oyunu ileriye götürmek, oyunu kurmak görevi, Galatasaray’ın aslında hücumda olması gereken ayaklarına kalıyor. Arda, Elano, Kewell, Keita, Baros. Ama bunlarda da akla hayale sığmaz bir çalım merakı var. Akla hayale sığmaz bir fantastik pas verme merakı var. Çalım atmadan pas verirlerse ayıp, ayağa basit pas verirlerse o da ayıp. İlle iki, üç kişiyi çalımlayacak, dört kişinin arasından çıkarak ne kadar büyük futbolcu olduğunu bütün televizyon seyircilerine gösterecek, ondan sonra da en olmadık adama, en olmadık şekilde, topukla, aşırtmayla, üç kişinin arasından pas verecek. Kazandığı topu kaybetmek için Galatasaray forveti de elinden gelen her şeyi yapıyor. Ve yine kenardaki Rijkaard ve Neeskens bunlara, ‘Kardeşim bırakın bu fantezileri, farklı galipken yapabilirsiniz ama 0-0 giderken, 1-0 öndeyken şov yapmanın alemi yok. Basit oynayın. Karşınızda kolay bir takım var. Basit oynarsanız karşınızdaki takım darmadağın olacak zaten.’ demiyor. Galatasaray arka arkaya hızlı üç top yaptığı zaman gol pozisyonuna giriyor. Ama bu üç topu yapmıyorlar. O üç topu yaptığı zaman iki çalım atıyor ve o çalımı yaparken kaptırıyorlar topu. Rijkaard gibi bir adam, ‘Lüzumsuz çalım atanın ayağını kırarım’ demiyor! Tekrar söylüyorum; adam eksiltme sana bir fayda sağlayacaksa, pozisyonu bir adım öteye taşıyacaksa yapılır, keyif için yapılmaz.
BİREYSEL TAKTİK YOK
Galatasaray’ın attığın çalımların yüzde 90′ı keyif çalımı. Pozisyonu bir adım öteye götürmüyor. Çalımı atarsın, kaleciyle karşı karşıya kalırsın. Hayır o çalımı atmıyor. Santradayken çalım atıyor, 18′in üstünde, birebirken pas verecek adam arıyor. Orada çalımı denese ya gol pozisyonu ya da penaltı ama orada atmıyor çalımı! Bu nasıl bireysel taktik? Futbolun en önemli unsuru ne kadar yetenekli olursan ol, bireysel taktiği doğru uygulayabilmek. Bunu bilmiyorsan, top ayağına geldiği zaman ne yapman gerektiğine doğru karar veremiyorsan, pas mı vereceksin, şut mu atacaksın, çalım mı atacaksın, yoksa topu sürecek misin, bitmiştir. Bu tercihi yapmak bireysel taktiktir. Galatasaray bunların dördünü de yapmıyor, beşinciyi yapıyor; kaptırıyor topu. Gol akını olabilecek her pozisyon, Galatasaray’a kontratak olarak geri dönüyor. O savunma da darmadağın oluyor.
Eylül 23, 2009
Fenerbahçe’nin, Sheriff ile 1 Ekim’de deplasmanda oynayacağı karşılaşmayı Makedon Aleksandar Stavrev yönetecek.
Fenerbahçe’nin, UEFA Avrupa Ligi (H) Grubu’nda Moldova’nın Sheriff takımıyla, 1 Ekim’de deplasmanda oynayacağı karşılaşmayı Makedon Aleksandar Stavrev yönetecek.
Tiraspol’da TSİ saat 20.00′de başlayacak karşılaşmada, Stavrev’in yardımcılıklarını aynı ülkeden Ljubomir Krstevski ve Marjan Kirovski yapacak.
Karşılaşmada, aynı ülkeden ek yardımcı hakem olarak Dimitar Meckarovski ve Goran Spirkoski, 4. hakem olarak da Marjan Markoski görev alacak.













