Kameralı Sohbet


Sesli Sohbet


Mirc Sohbet

Not : Norton Antivirus, Awast ve NOD32 Antivirus Tarafından Taranmış

 

Eylül 25, 2009

(0) Comments

Diyet yapmadan zayıf kalın

www.klavye.com

www.klavye.com

Önerileri uyguladığınızda çabuk kilo vereceğinizden emin olun. Kısa sürede zayıflatan veya tek tip beslenmeye yönlendiren diyetlerden hemen vazgeçin.
453.6gr yağ 3500 kaloriye eşittir. Diyet ve egzersizle günde 500 kalori harcadığınızda haftada yaklaşık 453.6gr yağ eritirsiniz.

Eğer şimdiki kilonuzu korumak istiyorsanız, günde 100 kalori harcamanız yeterlidir, bu da her yıl ekstradan yarım ve bir kilo almanızı engeller. Diyete başvurmadan ağrısız ve acısız zayıflama stratejilerini kolayca uygulayabilir ve alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Her gün kahvaltı yapın
Sabah kahvaltı etmeyerek zayıflamak birçok insanın başvurduğu ortak yoldur. Çoğu insan kaloriyi azaltmak için kahvaltı yapmamanın en iyi yol olduğunu düşünür ancak günün sonunda daha çok yerler. Bun un yerine sağlıklı ve kilo aldırmayan yiyeceklerle kahvaltı etmeyi tercih edebilirsiniz.

Geceleri mutfağınızı kapatın
Acıkmadığınız halde saedece sıkıldığınız için gece yarısı atıştırmalarını ya da TV karşısında gece geç saatlere kadar birşeyler yiyerek oturmayı bırakın. Bir fincan çay alın, canınız şekerli birşeyler istediğinde zor eriyen sert şekerlerden bir tane, ufak bir kaze veya külah light dondurma ya da dondurulmuş yoğurt yiyin. Şekerli gıdalar tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.

Tatlandırılmış içeceklerden uzak durun
Tatlandırılmış içecekler kalori doludur. Susadığınızda, serinlemek istediğinizde sadece su, limonata, düşük yağlı veya yağsız süt, ufak porsiyonlarda % 100 meyve suyu için..
Doğal besinleri tüketin
Yemek sırasında açık büfeden uzak durun. Yiyecekleri istediğiniz kadar tabağınıza koyun. Yemeklerden önce salata yiyin ve bir kase çorba için. Bu sizin iştahınızı azaltır. Mutfağınızda atıştırmak istediğinizde yiyebileceğiniz meyve ve sebzeler bulundurun.

Tahıl tüketin
Kek, beyaz ekmek, bisküvilerde kullanılan tahıllardan elde edilen un işlenmiş, kepekleri alınmıştır. Tüketeceğiniz tahıllar ya da kepekli yiyecekler sizin daha tok hissetmenizi sağlar. Bu nedenle kepekli ürünleri, yiyecekleri seçin.

Evinizde kalorili yiyecekleri bulundurmayın
Mideniz kazındığında şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere saldırırsınız. Bu nedenle yüksek kalorili yiyecekleri mutfakta bulundurmayı, almayın. Bu tür restoranlardan uzak durun. Canınız birşeyler yemnek istediğinde sağlıklı atıştırmalıkları tercih edin. Çok yemek yememek için büyük bir bardak su içtikten sonra en az 15 dakika bekleyin.

Porsiyonlarınızı küçültün
Eğer yemek tabaklarınızı küçültürseniz zayıflarsınız. Çoğu restoranda ihtiyacınızdan daha fazla yemek servis edilir. Fazla yemeyi tabaklarınızı, bardaklarınızı ve kaselerinizi küçülterek önleyebilirsiniz.

Her yemek ve ara öğün de protein içeren besinler yiyin
Protein içeren yiyecekler daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Düşük yağlı yoğurt, ufak kase fındık, yumurtalar, kuru bakliyat ve yağsız et yiyin. Uzmanlar her 3-4 saatte bir ufak miktarda ara öğün oluşturarak kan şekerinizi yükseltmenizi öneriyor.

Diğer hafif alternatifleri değerlendir
Düşük yağlı salata soslarını, mayonez, süt ürünleri gibi yiyecek alternatiflerini tüketmeyi azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız süt, tatlı patates yerine beyaz patates, salatalı sandvici tercih edin.

Eylül 25, 2009

(0) Comments

Obezite kansere yol açıyor

www.klavye.com

www.klavye.com

Obezitenin kadınlarda kanserin önde gelen nedeni olabileceği bildirildi.

 Avrupa’da şişmanlık ve obezitenin, kanserlerin yüzde 8′inden sorumlu olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, obezitenin yayılmasıyla bu oran yükselirken, kanserin temel nedenleri arasındaki sigara ve hormon tedavisinin geriye düşme eğiliminde olduğunu kaydetti.

Avrupa Kanser Teşkilatı ile Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneğinin toplantısında araştırmasını sunan Manchester Üniversitesinden Andrew Renehan, obezitenin, gelecek on yılda kadınlarda en büyük kanser nedeni olacak kadar hızlı yayıldığını söyledi.

Renehan ve meslektaşları, 30 Avrupa ülkesinde şişmanlık yüzünden olduğu düşünülen kanser vakası sayısını belirlemelerini sağlayacak bir model hazırladılar.

Bu modele göre, 2002 yılında 2 milyon kanser vakasının 70 bininin obezite yüzünden olduğu hesaplanırken, 2008 itibariyle bu sayının 124 bine çıktığı belirlendi. Şişmanlığa bağlanan kanserlerden yüzde 65′inin kolorektal kanser, menapozlu kadınlarda meme kanseri ve endrometrial kanser olduğu belirtildi.

GÖBEKLİLERDE MİDE BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİ YÜKSEK

Renehan, ABD’de yapılan bazı araştırmaların, obezliğin kanserlerin yüzde 20’sinden sorumlu olduğunu gösterdiğini söyledi. Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Lucy Boyd da “Şişmanlık veya obezite, muhtemelen sigaradan sonra kanserin en büyük nedenlerinden biri” dedi.

Bilim adamları şişmanlığın neden kanser riskini artırdığını tam olarak bilmiyorlar ancak bunun hormonlarla bağlantısı olabileceğini düşünüyorlar. Vücudun şişmanladıkça, tümörlerin büyümesine yardım eden östrojen gibi hormonları daha fazla ürettiğine dikkati çekiliyor.

Göbekli insanların midelerinde de daha fazla asit biriktiği, bunun da mide bağırsak kanserine yol açabileceği belirtiliyor.

Şubat 26, 2009

(0) Comments

7 ilişki problemi ve çözümleri

7 ilişki problemi ve çözümleri

Çiftlerde yaygın olarak karşılaşılan 7 ilişki sorunu.
Evlilik ve Aile Terapisti Terri Orbuch, çiftlerde yaygın olarak karşılaşılan 7 ilişki sorununu ve çözümlerini tespit etti. Siz de bunlara bakarak sorunlarınıza dışarıdan bir bakış açısı yakalayabilir ve çözüm önerilerine göz atabilirsiniz.

1- Dürüst olmama, güvensizlik

Güven ilişkilerin en önemli parçasıdır. Partner ilişkide karşısındakine güvenmediği zaman rahat hissetmez ve ona kalbini açmaz. Aldatıldığından şüphelenen kişilerse bunu davranışlarına yansıtabilir. Orbuch, bu noktada çiftlere “dürüts konuşmalarını” öneriyor. Çiftler, yaşadıklarını ve hissettiklerini birbirlerini kırıp incitmeden dürüstçe söyleyebilmeliler. Güvenilir bir partnere sahip olmalı ve güvenme yeteneğinizi de geliştirmelisiniz.

Yazar Mary Jo Fay’in aşağıdaki önerileri partnerinizle aranızdaki güveni geliştirmenize yardımcı olabilir.

* Tutarlı olun.
* Zamanında olun. Eğer geç kalacaksanız arayın ve geç kalacağınızı söyleyin.
* Partnerinize veya başkalarına yalan söylemeyin. Beyaz yalanlar bile olsa söylemeyin.
* Açık olun, tartışırken bile dürüst davranın.
* Başkalarının duygularını incitmemek için hassas olun. Aynı düşüncede olmasanız bile bunu partnerinizin duygularını incitmeden konuşun.
* Ivır zıvır işlerinizi paylaşma konusunda açık olun.
* Partnerinizin sınırlarına saygı duyun.
* İyi bir dinleyici olun.
* Birşeyler yanlış gittiğinde aşırı tepki göstermemeye özen gösterin.
* Eski konuları tekrar gündeme getirmeyin. Önceki söylediklerinizi hatırlayın ve geri alamayacağınız şeyler söylemeyin.
* Kıskanç olmayın.

2- Seksle ilgili sorunlar…

Orbuch, partnerlerin birbirlerine aşık olsalar bile seksle ilgi sorunlar yaşayabileceklerini belirtiyor. Seksle ilgili sorunlar ya da farkjlı istekler çiftlerin doğal ilişkilerine olumsuz yansıyabilir. Söz konusu seks olduğunda çoğu çift hissettiklerinden farklı davranabilirler. Orbuch çiftlere “fantazileri, ne kadar sıklıkta seks yapmak istedikleri, ne tür şeyler denemek istedikleri” gibi konularda konuşmalarını öneriyor. Tutku “yenilikle” doludur. Partnerinizle “yeni ve heyecanlı şeyler yapın” diye öneriyor.

3- İletişim yeterli değilse..

Çoğu insan günlük yoğunluk nedeniyle iletişim kurmayı, birşeyler paylaşmayı unutuyor. Orbuch, “iletişim kurmak sadece çocukların sorunları, işle ilgili sıkıntıları paylaşmak değil, hayallerinizi ve hedeflerinizi paylaşmaktır” diye belirtiyor. Orbuch çiftlerin en az 5 dakikalarını üz yüze, e-maille ya da telefonla, iş, çocuklar ve diğer programları dışında konuşmalar için ayırmalarını öneriyor. Bu yüz yüze, e-maille ya da telefonla olabilir diye belirtiyor. Orbuch, “bu çift olarak çocuklar olmadan en önemli aktivitenizi yapın ve akşam yemeğine çıkın” diye öneriyor. İletişimle ilgili sorunlarınızı ikiniz çözemiyorsanız uzman bir kişiye başvurmanız da yarar var.

4- Parasal sorunlar..

Parasal konular çoğu çiftlerin en önemli sorunudur.. Orbuch, para konularının ne kadar kazandığından nasıl harcadığına, yatırım kararlarına, para biriktirmelerine kadar birçok kon uyu içerdiğini belirtiyor. Paranın hassas bir konu olduğunu ve çoğu insanın konuşmaktan hoşlanmadığını belirten Orbuch, her 3 ayda bir parasal konularda konuşma yapılmasını ve iş listesine eklenmesini öneriyor. Yatırım hedeflerinizi, new kadar harcayıp ne kadar biriktirdiğinizi kısa bir liste yapın. Finansal konularda yalnız olmadığınızı bilin.

5. Ev işleri..

Orbuch, “Evde kimin ne yapacağı çiftler arasındaki çatışma kaynağıdır. Kadınlar kendilerini bir takımın parçası gibi hissetmeliler. Yüzde 50 yüzde 50 paylaşım olmasa da açık olmalıdır” diye vurguluyor. Umutsuz ve kızgın olmadığınız zaman ev işleriyle beklentilerinizi ve isteklerinizi paylaşın. Partnerinizin çöpü çıkarmasını mı, akşam yemeği yapmasını mı istiyorsunuz? Beklentileriniz ile yapabileceklerinizi değerlendirin, ortak bir iş planı oluşturun.

6. Tartışmaları yönetmek..

Çoğu çift zaman zaman tartışır. Ufak tefek tartışmalarda idare etmek çok önemli değildir. Elle vurma, sözlü taciz, çekme gibi davranışlar yıkıcıdır. Çiftlerin konuşarak anlaşmayı denemesi daha doğrudur. Tartışma sırasında kendinize hakim olamıyorsanız biraz zaman geçtikten sonra tekrar konuşmayı deneyin. Uzun bir yürüyüş yapın, açık havaya çıkın. Kızdığınızda düşüncelerinizi hemen telefona sarılıp anlatmayın. Orbuch, “Partnerinizin ne söylediğini dinlediğinizden emin olun ve ön yargılı yaklaşmayın. İletişim boyunca algılarınızı açık tutun, açık fikirli olun ve konuşmaya gerekmedikçe müdahale etmeyin” diye öneriyor.

7. Ana konularda uyuşma

Orbuch, hobiler, ilgi alanları gibi bazı konularda her zaman uyuşulamadığını belirtiyor. Çiftlerin çocuklar, inançlar, yaşam tarzı gibi önemli noktalarda uyuşmaları gerektiğini vurguluyor. Orbuch, “Çiftler tüm konularda aynı düşünecek diye bir durum elbette yok. İlişkinizde sizin için önemli konularda aynı düşünmeniz yeterli. Eğer bir tane çocuk istiyorsanız ve partneriniz istemiyorsa gerçekçi bir değerlendirmeye ihtiyacınız olabilir” diye belirtiyor.

İlişkinizde herhangi bir problemi çözerken göz önünde bulundurmanız gereken hususlar;

Psikolog Karen Sherman, çiftlerin sorunlarını çözerek mutlu olmalarına yardımcı oluyır.

İşte Sherman’ın önerileri..

1. Karşınızdakine saygı duyun. Konuşurken ve davranışlarınızda saygılı olun. İnsanlar içinde partnerinizi küçük düşürmeyin, utandırmayın. İlk randevuda sadece konuşarak birbirinizi tanımaya çalışın.

2. Karşınızdakini takdir edin. Teşekkür ederek ona değer verdiğinizi gösterin.

3. Gerçekçi olun. Filmlerdeki gibi her zaman aklınızdan geçenleri anlayacağını düşünmeyin. İsteklerinizi doğrudan söyleyin.

4. İkinizin farklı kişiler olduğunu, farklı ailelerden geldiğinizi ve farklı yetiştiğinizi aklınızdan çıkarmayın. Partmerinizle farklılarınızı bıkıp usanmadan öğrenin ve buna göre davranın.

5. Mizahı kullanın. Daha çok eğlenmenizi sağlayacak şeyler deneyin.

Şubat 19, 2009

(0) Comments

ORAY EĞİN’İN ORADA NE İŞİ VARDI?

ray Eğin’in “çürük” raporunda “psikoseksüel bozukluk” tanısı olduğunu ve 17 yaşından bu yana erkeklere ilgi duyduğu ve onlarla olmaktan mutlu olduğu için de tam teşekküllü bir askeri hastaneden bu raporun verildiğini yazmıştım.

Daha sonra da Oray Eğin’e “Bu rezilliğe niye karşı çıkmıyorsun?” diye sormuştum.

Oray Eğin’den tıs yok!

Evet rezillik bu. TSK resmen eşcinsellerin birer hasta olduklarını kabul ediyor. Ve de eğer askere giderlerse kendilerine hakim olamayıp oradaki askerlerle ilişki içine girebilecekleri için onları askere almıyor.

Eşcinselliği kabul eden ve doya doya yaşayan biri için iğrenç bir durum değil mi bu?

Çoğu eşcinselliğin böyle bir raporu almak için geçilen muayene sürecinden sonra travma yaşadığı da bilenen gerçek!

O halde niye Oray Eğin gibi (Hıncal Uluç’un da yere göğe sığdıramadığı) bir köşe yazarı bu durumu kabulleniyor ve isyan etmiyor?

Yoksa beleşe askerden kaçmak işine mi geliyor?

Rapordaki “psikoseksüel bozukluk” durumuna ise hiç mi hiç inanmak istemiyorum.

Geçen akşam Doğa Balık’ta misafir ağırladım.

Bir baktım arka masada Oray Eğin, Serdar Turgut, Ahmet Hakan, Serdar Akinan ve tahminen Japonya gazetelerinden birinin Türkiye temsilcisi (başka ne olabilir!) oturmuş fısır fısır Ergenekon tartışıyorlar.

Tam teşekküllü hastane raporunun doğru olduğunu kabul etsek sizce bu masadaki kombinasyondan ne sonuç çıkarmamız lazım?

İsyan et Oray ve askere git! Örnek ol! Senin gibi sağa sola “erdem dersi” veren birine yakışan bu değil mi?

Ali Atıf Bir /Bugün

Şubat 1, 2009

(0) Comments

Çarpıntı kansızlık habercisi

hamile13513Hamilelik döneminde anne adaylarında görülen kalp çarpıntıları hafife alınmamalı!

 Hamilelik döneminde anne adaylarında görülen kalp çarpıntılarının kansızlığın habercisi olabileceği bildirildi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hamilelik döneminde, oluşan yeni şartlara uyum sağlamaya çalışan vücutta bazı değişiklikler meydana geldiğini hatırlattı.

Bu değişikliklerin başında kalp ve damar sistemindeki değişikliklerin yer aldığını ifade eden Oğuzhan, şu bilgileri verdi:

”Anne karnındaki bebeğin besin ve oksijen ihtiyacını karşılamak için annenin kan miktarı artar. Daha fazla kanı pompalamak zorunda kalan kalbin işi de fazlalaşır. Bu durum sonucunda kalp atım sayısında yüzde 20 oranında artış olur. Kalbin atım sayısındaki artış anne tarafından çarpıntı olarak hissedilebilir. Bu durumda çarpıntı, anne kalbinin gebelik sürecine uyumunu gösteren normal bir bulgudur. Dolayısıyla çarpıntı ve özellikle gebeliğin son aylarında ortaya çıkabilen hafif nefes darlığı her zaman kalp hastalığına bağlanmamalıdır. Ayrıca özellikle gebeliğin ilk altı ayında görülen hafif tansiyon düşüklüğü normal bir durumdur. Ancak, bu kalp çarpıntıları bazı durumlarda bazı sağlık sorunlarının habercisi de olabilir. Bu konuda bilinçli olunması gerekmektedir.”

KANSIZLIK HABERCİSİ OLABİLİR

Hamilelik durumunun bazen gizli haldeki kalp hastalığını açığa çıkarabileceğini bildiren Oğuzhan, hamileliğin kalp üzerine getirdiği yükün gizli haldeki kalp hastalığını aşikar hale getirebileceğini, anne adaylarının yüzde 2’sinde bu duruma rastlandığını belirtti.

Bazı etkenlerin de hamilelik döneminde görülen kalp çarpıntılarını artırabileceğini ifade eden Prof Dr. Oğuzhan, ”Anne adayının kendini fazla yorması, stres, aşırı çay veya kahve tüketmesi kısa süreli çarpıntılara neden olabilir. Bu durum adeta göğüs kafesinde bir kuş kanat çırpıyormuş gibi hissedilir. Çarpıntı esnasında gebenin istirahat etmesi, yüzünü soğuk su ile yıkaması, göz kürelerine el ile hafif basınç uygulaması çarpıntıyı sonlandırabilir. Ancak çarpıntı sık tekrar ediyor ise bir kalp uzmanına başvurması gereklidir” diye konuştu.

Hamilelik dönemindeki kalp çarpıntılarının kansızlığın da habercisi olabileceğini vurgulayan Oğuzhan, şöyle devam etti:

”Çarpıntı bazen kansızlığın habercisi de olabilir. Gebelerde kan miktarı arttığı için kanın yapımı için gerekli olan demir ihtiyacı da artar. Bu ihtiyaç karşılanamazsa kansızlık oluşur. Bu nedenle hamilelik döneminde normal olarak kabul edilen kalp çarpıntılarının fazla olması, annedeki kansızlık sorununun göstergesi de olabilir. Bu durumda anne adayı yorgunluk, güçsüzlük, baş dönmesi, ve sürekli uyumaktan şikayet eder. Rengi soluk görünür. Kansızlık teşhisi tam kan sayımı ile konur.

Tedavisinde demir içeren ilaçlar verilir. Ayrıca ilave olarak demir içeriği yüksek olan sakatat, kuru üzüm, kuru baklagiller ve pekmez gibi besinler önerilir.”

Şubat 1, 2009

(0) Comments

Aldatmanın 30 işareti var

aldatma-cinsellik2001Partnerini aldatan kişiler yakayı ele vermemek için bazı önlemler alır ancak….

 1- Sevgiliniz içindeki suçluluk duygusunu bastırmak için sizin isteklerinize her zamankinden fazla duyarlılık gösterir. Özellikle diğer ilişkisinin ilk dönemlerinde…

2- Böyle bir alışkanlığı olmasa bile size sık sık hediye almaya başlar. Bu davranışının dikkat çekmemesi için de her hediye için geçerli bir bahane bulur.

3- Bir gün biz ayrılırsak ne olur gibi sorularla olası bir yakalanma anındaki tepkinizi ölçmeye çalışır.

4- Günlük hayatındaki alışkanlıklarını değiştirir ya da yeni hobiler edinir.

5- Yaşadığı duygusal karışıklık nedeniyle olur olmaz nedenlerden kavga çıkarabilir.

6- Ona daha şefkatli yaklaşmanız için sadece sizin yanınızda depresif bir tavır takınabilir.

7- Sizinle çeşitli bahanelerle daha az konuşmaya ve zaman geçirmeye başlar. Bu sayede daha az açık vereceğini düşünür.

8- Uykusunda sık sık kabus görebilir. Bir çok geceyi bu nedenle uykusuz geçirebilir.

9- Müzik, sinema gibi alanlarda zevkleri değişebilir. Daha önce nefret ettiği türleri beğenerek takip edebilir. Bu seçimlerden yeni ilişkisinin zevkleri hakkında fikir verir.

10- Kendisini birden çok beğenmeye başlayabilir. Zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirir.

11- Sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslayabilir. Bu artık sizin tek olmadığınızı düşündüğünü gösterir.

12- Artık hiçbir eleştiriye tahammülü kalmayabilir. Sürekli kendini savunma tavrını takınabilir.

13- Eve geç gelmeye başlar. Evdeki sorumluluklarını ya da eskiden düzen konusunda önem verdiği konuları atlayabilir.

14- Sizin nasıl göründüğünüzle artık daha az ilgilenir. Saçınız ya da kıyafetlerinizle ilgili yorum yapmaz.

15- ‘Seni seviyorum’ demeyi bırakır.

16- Sizin ona yaptığınız sürprizler karşısında eskisi gibi coşkuyla tepki vermez. Bu içinde suçluluk duygusundan kaynaklanır.

17- Kendisini başkalarıyla kıyaslaması da size olan ilgisini kaybetmeye başladığını gösterir.

18- Telefonunda arama listesi ve mesaj kutusunu sürekli boş tutmak gibi önlemler alabilir.

19- Birden bire arkadaşlarıyla her zamankinden daha fazla vakit geçirmeye başlar.

20- Saçınızı okşamak gibi şefkat gösterilerini bırakır.

21- İlişkinizin geleceği hakkında evlilik, ev alma gibi planlar hakkında konuşmamaya başlar.

22- Birden bire kişisel uğraşlara vakit ayırmaya başlar. Kitap okur, film izler…

23- Aranıza yatak odanızda da mesafe koyar ve bunun için bahaneler sıralar.

24- Yaptığı şakalar sizi güldürmekten çok kırmaya başlayabilir, eski hoş sohbet tavrı kalmaz.

25- Çiftlerin yapışık ikizler olmadığını öne sürerek kendi özel sınırlarını korumak adı altında sizden uzaklaşır.

26- Rüyasında başka isimler sayıklayabilir.

27- Yakın çevrenizden sürekli ilişkiniz hakkında uyarı alıyor musunuz? Sizdeki değişim en iyi dışardan bakan objektif gözler tarafından görülür.

28- Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. Neredesin sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.

29- Sabah uyandığında kimin yanında olduğunu anlamak için bir süre etrafına bakar.

30- Ev içinde kapıları kapalı tutmaya başlar. Özellikle bilgisayar başındayken rahatsız edilmek istemez.

Şubat 1, 2009

(0) Comments

36 beden sevişmenin anahtarı

42-20502194Cinsel aktiflik sıralamasında 36 beden birinci, 40 beden ikinci sırada yer aldı.

 İNGİLTERE’de yapılan bir araştırmaya göre en çok 36 beden kadınlar seks yapıyor. 3 bin kadın üzerinde araştırma yapan bilim adamları, ‘36 beden kadınların yüzde 60′ı haftada bir seks yapıyor. Ayrıca, her 10 kadından biri obezite ve çıplak görünmekten utanma yüzünden bir yıldan beri ilişkiye giremiyor’ dedi.

Cinsel aktiflik sıralamasında 40 beden ikinci, 44 beden de üçüncü sırada yer aldı.

Şubat 1, 2009

(0) Comments

G-String neden sakıncalı?

gstringsubay

G-string’in yaygınlaşmasıyla birlikte kadınlar için bir tehlikenin daha ortaya çıktığı anlaşıldı.

Alman tıp uzmanları, yaptıkları son araştırmayla birlikte, G-string kullanımıyla doğru orantılı olarak artan tehlikeye dikkat çekti ve kadınları “Mümkün olduğunca G-string giymeyin” diye uyardı.

Yapılan araştırmalar, G-sting’in yaygınlaşmasıyla birlikte, jinekolojik sorunların da artış gösterdiğini, bunların başında bakteriyel enfeksiyonların geldiği belirlendi.

Alman Jinekoloji Birliği üyesi Dr. Thomas Gent “Özellikle dar ve yüksek oranda naylon, poliyester gibi doğal olmayan kumaşlardan yapılmış G-stingler tehlike saçıyor. Kadınlar böyle bir çamaşırı 4 satten fazla süreyle giydikleri zaman, enfeksiyona davetiye çıkarmış oluyorlar. Son zamanlarda bu tür sorunlarla doktora başvuran kadınlarda adeta patlama oldu.

İstatistiklere göre bu artış, G-string kullanımıyla doğru orantılı” dedi. Geçen yıl, İngiliz doktorlar da “G-string’i 4 satten fazla giymeyin, pamuklu kumaştan olmasına dikkat edin ve dar olmamasına dikkat edin” uyarısını yayımlamıştı.

Şubat 1, 2009

(0) Comments

Gücünü artır, kilonu azalt!

egzersiz574Enerjinizi artırırken formunuzu korumaya yardımcı olacak 19 etkili yiyecek ve etkileri…

 Yerfıstığı ezmeli bir sandviç yerine simit yemek, e-posta adresini değiştirmek kadar hayati önem taşıyan bir karar değildir. Ancak yapacağınız seçimin egzersiz sırasında değişik yan etkileri olabilir.

Örneğin koşu öncesi manasızca atıştırdığınız bir yiyecek, koşunun bitmesine yakın yerlerde sürünmenize neden olabilir. Veya da ağırlıkları bıraktıktan sonra yapılan yanlış bir seçim bir daha çalışmaya başladığınızda daha fazla yorulmanıza neden olabilir. Basit haliyle gerçek şu ki, yedikleriniz önemli şekilde performansınızı etkiliyor.

Bu konu üzerine bir dolu bilimsel araştırmaya göz gezdirdikten sonra, yarım düzine en üst düzey araştırmacı, koç ve beslenme uzmanının görüşünü aldık.

Dağcılıktan yogaya kadar birçok aktivite için gereken 19 yiyeceği araştırdık ve ortaya çıkarttık. En iyi performansı sergilemek ve elinizden gelenin en iyisine ulaşmak istiyorsanız işte dolabınızda bulundurmanız gerekenler…

Esmer simit

Karbonhidratlar en iyi egzersiz yiyecekleri arasında yer alır. Colorado Springs, Colorado Üniversitesi beslenme profesörü ve spor takımları danışmanı Jackie Beming “Ancak basit olan karbonhidratlar (poğaça, çatal, açma gibi) değil. Çünkü bu basit karbonhidratlar seni önce yükseltir, sonra düşürür” diyor. “Tüm tahılları içeren, karmaşık karbonhidratlardan yemelisin” Tüm tahılları içeren bir simit, terlemeden önce yiyebileceğin en ideal tercih olacaktır. İçeriğindeki yoğun lifler sayesinde hazmı uzun sürer böylece tek bir enerji patlaması yerine uzun süreli bir enerjiye sahip olursun.

Muz

Yüksek bir potasyum kaynağı olan muza teşekkür etmemiz gerekiyor. Tek bir tanesi bile ağrıya anında çözüm getiriyor. Kas ağrılarının başlıca sorumlusu sodyum gibi görünse de, çalışmalar gösteriyor ki potasyum da destekleyici bir rol oynuyor. Terleme kayıpları ve vücudun sıvı emilimine yardım amacıyla buna gerek var. Muz ayrıca enerji veren karbonhidratlarla doludur. Orta boy bir meyve, 400 miligram potasyum ve iki dilim tahıllı beyaz ekmek kadar karbonhidrat içerir.

Tavuk butu

Vücutta demir ve çinko eksikliği enerjinin düşmesine neden olur. Tavuk veya hindi but pişirmek, bu mineralleri almanın iyi bir yoludur. “Kümes hayvanlarının koyu renk etli olan yerleri yağ bakımından kırmızı ete nazaran çok daha düşüktür. Diyet yapan kadınlar için gerekli bütün demir, çinko ve B Vitaminine sahiptir” diyor Seattle Spor ve Beslenme Uzmanı ve Power Eating’in yazarı Doktor Susan Kleiner.

Yağsız çikolatalı süt

“Sütün kalsiyumdan öle daha birçok faydası bulunur. Süt nerdeyse mükemmele yakın bir besindir. Hem enerji verir hem de kalorisi azdır” diyor Kleiner. Ayrıca aynı normal sütte olduğu gibi, kalsiyum, vitamin ve minerallerle yüklenmiş olan çikolatalı çeşidi de diğer vücudu toparlayan içecekler kadar faydalıdır. Kısaca kasları yeniler ve güçlendirir.

Yabanmersini, ahududu, böğürtlen

Amerikalı bilim adamları taze yabanmersini, ahududu ve böğürtleni antioksidan bakımından en zengin 20 yiyecek listesine ekledi. Bir avuç dolusu yabanmersini, ahududu veya böğürtlen her zaman güçlü bir besin kaynağıdır. Bunların faydası egzersiz sonrasında vücuda salınan serbest radikallerin kaslara zarar vermesini engellemesidir. Alışveriş yaparken alacağın meyvenin renginin koyuluğu da önemlidir. Rengi ne kadar koyu olursa o denli sağlıklı olduğuna işarettir.

Havuç

Gözlerini kapatıp çıtır çıtır yersen tadı nerdeyse şeker gibi gelir. Havucun içindeki karmaşık karbonhidratlar kaslar için enerji, kan basıncı ve kas kasılmaları için potasyum sağlar. 150 gramı sadece 35 kaloriden ibarettir.

Kahvaltı için hazırlanmış tahıllı yiyecekler (yağsız süt ile birlikte)

Spora gitmeden önce yiyecek bir şeyler mi arıyorsun? Hemen stoktaki tahılları ortaya çıkar. Bu yiyecekler, içinde dayanma gücünü arttırıcı karmaşık karbonhidratlar ve kas yapıcı protein bulundurur. Çalışmaya gitmeden 60 dakika önce 125 ml yağsız sütle birlikte hazırladığın yarım su bardağı tahıllı 200 kalorilik bir atıştırmalık sana enerji verecektir. Bonci “Egzersiz yapmadan önce bir şeyler yersen, daha çok enerjin olur. Hem daha uzun süreli hem de etkili şekilde çalışabilirsin. Sonrasında ise bir şey yeme ihtiyacı duymayacaksın” diyor.

Keten tohumu

Keten tohumu içinde lignans adı verilen, sindirim sistemini destekleyici lifler barındırır. Hem çözünebilen hem de çözünemeyen lif içerdiği için bedenini normal bir seviyede tutar. Spor yaparken bir taraftan dayanıklılığını da arttırmaya çalıştığın için o sırada oluşan herhangi bir sindirim problemi insanı rahatsız eder” diyor Kleiner. Günde bir-iki çay kasığı keten tohumu (belki tahılla karıştırarak alırsın) seni bu sıkıntıdan kurtaracaktır.

Humus

Vücudun yakıt üretebilmesi için gerekli olan karmaşık karbonhidratlar, protein ve doymamış yağlar sadece 70 kalori, yani üç yemek kasığı olan bu besinde bir arada bulunur. Ayrıca humus, genel olarak, içinde oleik asit olan zeytinyağı ile yapılır. Northwestern Üniversitesi’ne göre bu madde göğüs kanserinde yüzde 20-30 oranında sorumlu olan geni etkisiz hale getiriyor.

Portakal

Taşınabilir ve yıl boyunca bulabileceğin bir meyve. Bonci’ye göre zengin C Vitamini deposu olan portakal kas dokularının onarımında da yardımcı olur. Bir portakal bir kadının günlük C Vitamini ihtiyacını kolaylıkla karşılar. C Vitamini ayrıca kemiklerin güçlenmesine yardımcı olan kolajen oluşumu için de gereklidir.

Yerfıstığı

Horwath diyor ki: “Günlük diyetlerine dört çorba kaşığı yerfıstığı ekleyen bir kadın, maç sonunda da başında olduğu gibi hızlı koşabilen futbol oyuncuları gibi olur,” Aldıkları ekstra yağ sayesinde, enerjilerinin bir bölümünü önceden harcamış olsalar bile, geri kalan zaman için kaslarda glikojenin yedeklenmesi sağlanmış olur. Böylece dayanıklılıkları da artar.

Pişmiş patates

Çok mu terledin? Dört döküm tuz (yaklaşık 1.100 miligram) ve bir adet pişmiş küçük patates elektrolitlerin geri kazanımı için mükemmel bir tarif olacaktır. Elektrolitler yani sodyum ve potasyum, hücrelerin içinde ve etrafında sıvı düzenini dengeleyerek kasların gerektiği gibi büzülüp toparlanmasını sağlar.

Düşük yağlı keçi peyniri

Gösterişsiz görüntüsüne rağmen diyet için başlıca bir besin kaynağıdır. Dört kibrit kutusu kadarında 14 gram protein, 75 miligram kalsiyum ve 5 gram karbonhidrat bulundurur. “Bu protein egzersiz sırasında oluşan mikroskobik şekilde yırtılmış kasları onarır” diyor Cleveland Fairview Hastanesinde sağlık eğitimi uzmanı Amy Jamieson-Petonic.

Kurutulmuş yabanmersini

Kolay taşınabilen bu meyve, egzersiz öncesi ve sonrası için vücutta karbonhidrat patlaması yaratır (Dört çorba kaşığı kadarında 25 gram bulunur). Ayrıca yabanmersini idrar yolunda ortaya çıkabilecek iltihaplanmaların oluşmasını önler. Sürekli tuvalete koşmak tercih edeceğin bir egzersiz olmayacaktır.

Yumurta

Sarısını da yemeden geçme. Günde bir yumurta yaklaşık 215 miligram kolesterol sağlamış olur. Ancak American Health Association günde 300 miligramın üzerine çıkmamayı tavsiye ediyor. Bunun yanında yumurta sarısı demir için iyi bir kaynaktır ve beyin sağlığı için etkili bir madde olan lesitin barındırır. Beynin güçlenmesinin egzersizle ne ilgisi mi var? O zaman güneşi selamlama hareketini bir de onsuz deneyin!

Avokado

Sağlık bombası şeklinde tarif edilen ve içinde tekli doymamış yağ barındıran ve kolesterol düşürücü etkisi ile bu yeşil yiyecek, vücudunu ağrıdan arındırıp, gücünü arttıracak. Buffalo Üniversitesi profesörlerinin kadın koşucular arasında yaptığı bir araştırmada yüzde 20′den daha az yağ alan kadınlar yüzde 31 ‘den daha az tüketenlere göre daha çok yaralanma geçiriyor. Üniversite profesörlerinden Peter J. Horvath’ın kuramına göre problem, kasları ve eklemleri zayıflatan, aşırı düşük yağ içeren diyetler. Pittsburgh Üniversitesi kliniğinde spor üzerine beslenme uzmanlığı yapan Leslie Bonci’nin görüşüne göre, günde birkaç dilim avokado, kilo almak istemeyen ve diyetlerinden yağı olabildiğince çıkartmak isteyen kadınlar için (yağ desteği konusunda) çok iyi bir kaynak.

Somon

Sağlık için harika başka bir öneri daha: Son çalışmalar gösteriyor ki, tekli doymamış yağlar ve Omega-3 yağları karın bölgesindeki fazlalıkların azalmasına yardımcı oluyor. Kleiner, kadınların bu bilgiyi bellerini şekillendirmek için kullanabileceklerini belirtiyor.

Yoğurt

Bağışıklığı güçlendirici prebiyotik etkisi yoğurdu benzersiz kılıyor. Ancak yoğurdun esas iyi tarafı yoga derslerinde midenden su sesleri gelmeden enerjinin arttığını hissedebilmendir. “Sıvının kıvamı ve hızlı bir şekilde hazmediliyor olmaması sindirim sistemine kolaylık sağlar” diyor Bonci.

Şubat 1, 2009

(0) Comments

10 çarpıcı seks gerçeği

iliskiopusme13513Cinsellikte en çok merak edilen soruların cevapları, bilimsel dergilerde.

 Hayatımızın en mahrem alanı cinsellik… Gizemle beslenen karmaşık ve çekici bir konu bu. Yıllar boyu hakkında yazılıp çizilen, sanata ve edebiyata konu olan, önyargı ve hurafelerden etkilenen, hayatımızın en temel olgularından biri…

İşte tam da üzerinden atamadığı bu giz perdesinden dolayı hâlâ farklı yorumlarla besleniyor, farklı saptamalar yüzünden bulanıklaşıyor. Örneğin, erkeklerin cinsel ilişki sonrası uyumalarını bir tür ilgisizlik olarak yorumlayan ve buna fena halde alınan kadınlar bu durumun bilimsel bir açıklaması olduğundan bihaber.

Yine çoğu kadın yumurtlama dönemlerinde çok çekici ve seksi olduklarını, bunun da bilimsel bir deneyle kanıtlandığını bilmiyorlar. Anatomik, genetik ve sosyo-kültürel faktörlerin etkisinde oluşan kadın ve erkek cinselliği; antropologlar, genetikçiler ve seksologların çalışmaları sonucunda şeffaflaşmaya ve merakımızı gidermeye başladı.

Cinsellikte en çok merak edilen soruların cevapları, en mahrem konular ve en çok tartışılan olgular bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerin ve araştırmaların ışığında, burada…

1- UZUN SÜRELİ İLİŞKİ CİNSEL HAZZI ARTIRIYOR!

2007 yılında Perspectives on Sexual And Reproductive Health (Seksüel Sağlık) adlı dergide yayımlanan yetişkinlikte çiftlerin cinsel davranışlarıyla ilgili bir makale (Sexual Behaviors Of Opposite-Sex Couples Through Emerging Adulthood), çiftlerin birbirlerini tanıdıkça cinsellikten daha çok zevk aldıklarını ortaya koyuyor. 18 ile 26 yaş arası gençler üzerinde yapılan arattırma, yataktaki yabancının libidoyu artırdığı fantezisine de son veriyor. Araştırma, ilişkide duygular ve aşk yoğunlaştıkça, heyecan ve cinsel hazzın da arttığı fikri üzerinde yoğunlaşıyor. Makaleye göre uzmanlar, en az üç ay birliktelik yaşayan çiftlerin cinsellikte daha aktif rol aldıklarını, çekingenliklerini atıp, her türlü fanteziye açık olduklarını, kısacası tek gecelik ilişki yaşayan çiftlere göre çok daha verimli ve zevk dozu yüksek bir cinsellik yaşadıklarını vurguluyor.

2- MİSYONER POZİSYONUNDAN VAZGEÇMEYİN!

Sekste farklı pozisyonları denemenin, klasik misyoner pozisyonuyla yetinmemenin hazzı artıracağı söylenir. Kişinin ruhsal oluşumuyla fiziksel yapısı arasındaki ilişkiyi araştıran uzmanlar, kadınlara çok sayıda porno film seyrettirmişler. Araştırmanın sonucunda kadınların beyinlerindeki bazı bölgelerin, özellikle klasik misyoner pozisyonuna tepki verirken, diğer pozisyonlara tepkisiz kaldığı ortaya çıkmış: 2003 yılında dergide yayımlanan ve cinsiyet farklılıklarının erotik film seçimindeki etkisini araştıran bir makale, klasik misyoner pozisyonunun hâlâ çok rağbet gördüğünü ve çiftleri çok heyecanlandırdığını gösteriyor. Siz siz olun akrobatik hareketler yaparak bir yerinizi incitmek yerine, muhafazakarlığınızı koruyun ve misyoner pozisyonunundan asla vazgeçmeyin.

3- ERKEĞİN İLİŞKİDEN SONRA UYUMASI TAMAMEN FİZYOLOJİK!

Karşılıklı paylaşım, cinsel haz ve aşkın yoğun olduğu tatmin edici bir ilişkiden sonra erkeğin her şeyi unutup sırtını dönmesi ve uykuya dalması çok sık görülen bir durum. Erkekler, bu davranışlarından dolayı kadınlar tarafından duygusuz, bencil ve anlayışsız gibi sıfatlara layık görülür. Gerçekten de o çok özel paylaşımdan sonra, erkeğin yorganı çekip uykuya dalması, cinselliğin ateşli sularında gezindiklen sonra partnerinin kollarında romantik anlar geçirmek isteyen kadınları hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa uzmanlar, erkeğin sevişirken kadından daha fazla enerji harcadığını, orgazmdan sonra tansiyon düşmesiyle endorfin salgılanmasındaki azalmanın erkeğe yorgunluk ve bıkkınlık hissettirdiğini vurguluyor. Uzmanlar, tamamen fizyolojik sebepler sonucunda görülen bu yorgunluk durumunun kısa sürede sona ereceğini belirtiyorlar. Bu noktada kadınlar, erkeklere zaman tanımalı ve bir süre bekledikten sonra her şeyin normale döneceğini unutmamalılar.

4- PELVİK KASLARINIZI GÜÇLENDİRİN, DAHA SIK ORGAZM OLUN!

Cinsel haz ve orgazm deyince vajina kasları üzerinde de durmak gerekiyor. Quebec Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü olan Gilles Trudel, Cinsel Bozukluklar: Psikolojik, Biyolojik ve Kişilerarası Tedavi ve Değerlendirme adlı kitabında, vajina kaslarının cinsel hazda önemli rol oynadığını gösteren birçok araştırmaya değiniyor. Kitapta, PC (puboccoccygeus) olarak adlandırılan kas grubunun (İdrarı tutarken kullanılan kaslar) gücüyle orgazm olma oranı arasında kuvvetli bir bağ olduğuna yer veriliyor. Pelvik kaslarını güçlendirmek içinse, Güney Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Arnold H. Kegel tarafından tanımlandığı için onun adıyla anılan Kegel egzersizlerini yapmak gerekiyor. Klozete oturduktan sonra idrarınızı yapmaya başlayın. Normal akım hızına ulaştığında pelvik kaslarınızı kullanarak idrarınızı aniden tutun ve tekrar bırakın. Bu yapması çok kolay olan egzersiz vajina ön duvarının ve idrar yollarını destekleyen kas grubunun güçlenmesini sağlıyor. Mesanenin boşaltıldıktan sonra da aynı şekilde kasılıp gevşetilmesi, bu kasları güçlendiriyor ve harika bir orgazmın kapılarını açıyor. Uzmanlar, bu egzersizi gün içinde 20-40 kez yapmak gerektiğini vurguluyor.

5- SEVİŞİRKEN ACIYA DAYANIKLILIK ARTIYOR!

Sevişirken daha az acı duyduğunuzu biliyor muydunuz? Bilimadamları bir araştırma için vajinayı önce mastürbasyon sırasında sonra da normal zamanda çimdiklediler. Endorfin hormonunun yükselmesi ve cinsel hazzın anestezik etkisiyle mastürbasyon sırasında çimdik acısının daha az hissedildiği sonucuna ulaştılar. Yine aynı araştırmanın sonuçlarına göre cinsel zevkin doruklarında uçarken kadınların acıya dayanıklılık oranı normal zamanlara göre yüzde 70 artıyor. Gerçekten de cinselliğin zevk denizinde yüzerken, acı da dahil olmak üzere her türlü dışsal etkiye kapalı olmak şaşılacak bir şey olmasa gerek!

6- ERKEKLERİN DIŞ GÖRÜNÜŞLERİ İYİ BİR BABA OLUP OLMAYACAKLARINI ELE VERİYOR!

Her ne kadar inanılmaz ve temelsiz bir önerge gibi görünse de çeşitli araştırmalar, erkeklerin dış görünüşlerinin ailevi seçimlerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Öyle ki; Amerikalı araştırmacılar belli sayıda erkeğin testosteronunu ölçtükten sonra, onlara “Gelecekte bir aile kurmak ve iyi bir baba olmak sizi ne kadar ilgilendiriyor?” diye bir soru yöneltmişler. Daha sonra da fotoğraflarını çekip kadınlara göstermiş ve “Sizce hangisi daha maskülen?”, “Hangisi iyi bir baba olmaya aday?” gibi sorular sormuşlar.

Sonuç çok şaşırtıcı ve inanılmaz: Kadınlar fotoğraflara bakarak hangi erkeğin nasıl bir cevap verdiğini, hangisinin iyi bir aile babası, hangisinin daha maceracı kişiliğe sahip olduğunu tahmin etmişler. Çoğumuz “Dış görünüş aldatıcıdır!” sloganına inansak da bu araştırmayı kulak arkası etmemeli, dış görünüşünden etkilendiğimiz ve bizde gelecekte iyi bir baba olacağı hissi uyandıran erkeğe güvenebilmeliyiz. Araştırmaların da öngördüğü üzere, hislerimiz ve içimizdeki ses bizi kesinlikle yanıltmayacaktır!

7- İLK GÖRÜŞTE CİNSEL ARZU YAŞIYOR VE YAŞANIYOR!

İlişkilerde romantizmi savunanlar, cinsel hazzın sevgi ve uzun süreli beraberlikle besleneceğine inananlar ilk görüşte uyanabilecek cinsel arzunun varlığına şüpheyle bakabilir. Oysa uzmanlar yakışıklı ve düzgün vücut hatlarına sahip bir erkeği gören kadının beyninde sinyaller oluştuğunu söylüyor. Özellikle kalça ile bel çevresinin oranı 0,8; bel ve omuz çevresi oranıysa 0,6 olan erkekler kadınlarda cinsel arzuyu tetikliyor. Tüm bu bilgileri bize Amerikalı biyopsikoloji hocası olan Victor Johnson veriyor. Johnson, 2006 yılında Seks, Güzellik ve Orhilofrontal Korteks (Sex, Beauty and the Orbitofrontal Cortex) başlıklı makalesinde açıkladığı üzere yukarıdaki ölçülere sahip erkeklerin ilk görüşte kadınlarda sevişme isteği yarattığının altını çiziyor.

Peki ama ideal ölçülere sahip olmayan erkeklerin kadınları baştan çıkarma şansı hiç mi yok? Elbette hayır. Onlar da fiziksel görünüşleri dışındaki özellikleri; karizmaları, zekaları ve entelektüel birikimleri, ruhları ve hayattaki duruşlarıyla kadınların ilgisini çekip, cezbediyor. Yalnız tüm bu özellikler ilk görüşte anlaşılamayacağı için ikinci şıktaki erkeklerin kadınları etkilemek için biraz daha fazla zamana ihtiyacı var.

8- YUMURTLAMA DÖNEMİNDE KADINLAR ERKEKLERİ DAHA SEKSİ BULUYOR!

Biz kadınlar bir zamanlar aşkından öldüğümüz, dünyanın en yakışıklı erkeği kategorisine koyduğumuz erkekleri hayatımızın bir başka döneminde kesinlikle beğenmeyebiliyoruz. Ya da bunun tam tersi olabiliyor. Bir zamanlar nefret uyandıran erkekler başka bir zamanda büyük aşkın adresi oluveriyor. Bu gibi dönüşümlerde elbette yaş, edinilen tecrübeler, hayata bakış açısının değişmesi gibi faktörlerin etkisini kabul etmek gerekir. Uzmanlar buna ek olarak bir de yumurtlama dönemi faktöründen dem vuruyor. Öyle ki, kadınlar yumurtlama döneminde erkekleri olduklarından daha çekici ve yakışıklı buluyor. Yapılan araştırmaya göre aynı erkekler aynı kadınlara yumurtlama dönemi sırasında ve sonrasında gösteriliyor.

Kadınlar yumurtlama dönemlerinde karşılarına çıkan erkekleri yakışıklı bulurken, yumurtlamadan sonra gördükleri aynı erkekleri vasat ve sıradan gibi sıfatlarla niteliyor. 2006 yılında yayımlanan ve erkeklerin dış görünüşlerinin çekiciliğiyle kadınların yumurtlama dönemi arasındaki ilişkiye yer veren bir makale, kadınların erkeklerle ilgili değişen yorumlarına bilimsel bir açıklama getiriyor. Bugün geriye dönüp aşk hayatımıza baktığımızda bir zamanlar gerçekten çok çekici bulduğumuz ama bugün bize çok itici gelen bir erkekle ilgili düşüncelerimizin yumurtlama döneminde olmamızla bire bir bağlantılı olduğunu ifade edebiliriz.

9- ERKEKLER SEKS YAPMAYI YEMEK YEMEYE TERCİH EDİYOR!

Cinsellik de tıpkı yemek yemek gibi insanın en temel ihtiyaçlardan biri. Uzmanlar fareler üzerinde yaptıkları deneylerden yola çıkarak erkeklerin, cinsellikle beslenme arasında bir tercih yapma durumunda kaldıklarında ateşli bir geceyi çok lezzetli bir yemeğe yeğlediklerini öne sürüyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS)’te nörobiyolojist olan Jean-Didier Vincent, erkek denek farenin beynindeki zevk merkezine elektrodlar yerleştiriyor. Fareye bir yemek seçenekli pedal, bir de zevk seçenekli pedal sunuluyor. Fare her seferinde ikincisini tercih ediyor. İşte Vincent buradan yola çıkarak erkeklerin de tıpkı fareler gibi midelerinin memnuniyetinden çok cinsel haz yaşamaya önem verdiklerini savunuyor. Bu araştırma, kadınların çoğuna hakim olan “Erkekler her zaman sekse hazır yaratıklardır ve çoğu zaman sevişmekten başka bir şey düşünmezler” önyargısını kuvvetlendireceğe benziyor.

10- SEKSAPELİN DE DÖNEMİ VAR

Envai çeşit bakım ürününün yardımıyla elde etmeye ve korumaya çalıştığımız güzelliğin aslında biz kadınlara yumurtlama döneminde doğal olarak verildiğini biliyor muydunuz?

Özetle yumurtlama döneminde kadınların çok daha güzel, seksi ve çekici olduğunu söylemek istiyoruz.

Uzmanlar bu konuya da kafa yordular ve yaptıkları bir deneyle bunu kanıtladılar. Öyle ki, yapılan bir araştırmaya göre uzmanlar önce yumurtlama evresinde sonra da normal dönemde kadınların birer fotoğraflannı çekip, bu fotoğratlan kadın ve erkeklere gösterdiler. Çıkan sonuçlara göre deneye katılan kadın ve erkeklerin çoğu yumurtlama dönemindeki kadınlann çok daha çekici ve hoş gözüktüğüne karar vermişler.

Kadın Yüzünün Çekiciliği Yumurtlama Döneminde Artıyor (Female Facial Attractiveness Increases During The Fertile Phase of the Menstrual Cyde) başlığıyla 2004 yılında yayımlanan bir makale bu araştırmadan bahsederken, kadının yumurtlama döneminde çok daha çekici olduğunu gözler önüne seriyor. 2001 yılında yayımlanan ve kadının vücut kokusuyla yumurtlama arasındaki ilişkiyi irdeleyen Female Body Odour Is a Potiential Cue to Ovulation isimli makaledeyse, farklı bir deneyden bahsediliyor. Kadınlara yumurtlama dönemleri boyunca bir tişört, yumurtlama dönemleri sonrasında ise başka bir tişört giydirilmiş. Daha sonra yapılan deneylerde bu tişörtler belli sayıda erkeğe koklatılmış.

Katılımcı erkekler yumurtlama döneminde giyilen tişörtlerin çok hoş koktuğunu ve bu kokunun kendilerini tahrik ettiğini ifade etmişler.

Kısaca, kadınların yumurtlama dönemlerinde çekici birer avcıya dönüştüklerini ve istedikleri erkekleri kolaylıkla baştan çıkarabildiklerini söylemek mümkün, iste doğanın kadına gerçek hediyesi!

Şubat 1, 2009

(0) Comments

2009 makyaj trendleri son şeklini aldı

Bu kış makyaj dengesini biraz bozarak ya gözleri ya da dudakları öne çıkarıyoruz. Ama en önemlisi, cildin doğal tonunu bozmamak. Yani doğal tonlarda allıkları yüzün tamamına uygulayarak hem bakımlı hem de sade görünüm kazanacağız.

İSTANBUL – Pırıltılı, kadınsı ve güçlü görünüm 2009 kış makyajının temelini oluşturuyor.

ASİ VE KIŞKIRTICI
Buğulu gözler bu yıl da moda, hatta belki her zamankinden fazla. Geçen yıllarda hafif tonlarıyla karşılaştığımız bu makyaj stili, bu yıl daha koyu renkli ve belirgin çizgilerle uygulanıyor. Siyah göz kalemleri ve eye-liner’lar mor, mürdüm ve füme tonlarıyla tamamlanıyor. Kirpik diplerine süreceğiniz eye-liner’ı biraz daha uzun tutarak ve doğal tonlarla gölgelendirme yaparak “kedi gözleri”ne sahip olmanız da mümkün. Siyah maskara ve takma kirpik stoklarınızı yenilemenizde de yarar var. Dikkat etmeniz gereken nokta, makyajınızın son derece sade olması ve tüm dikkatin göz kısmına çekilmesi.

Gözlerden bahsetmişken, kaşlara da değinelim. Bu kış cımbızınızı daha seyrek kullanacaksınız. Kalın kaşlar yeniden moda oldu. Özenle şekil verilmiş, yay gibi kaşlar 2009 kadınının doğal ve asi yönünü pek yansıtmıyor.

KIRMIZI YANAKLARA VEDA
Geçen yıllarda açık renk fondötenleri parlak pembe allıkla tamamlamak modaydı. 2009 kışında yoğun uygulanmış parlak renklere veda ediyoruz. Cilt tonuna uygun renklerde fondöten ve pudralar kullanarak daha doğal, uçuk pembe ve açık kahverengi allıkları yüzün tamamına uygulayarak da daha sağlıklı bir görünüm elde ediyoruz. Gözleri veya dudakları ön plana çıkarmak için açık renkli, doğal tonlar kullanmak önemli.

Dudak renkleri bu yıl çok çeşitli. Güçlü göz makyajınızı öne çıkarmak için doğal tonlar veya sadece parlatıcı kullanabilirsiniz. Ancak tüm dikkati gözler yerine dudaklara çekmek de mümkün. Bu konuda da kırmızının muhteşem dönüşü göze çarpıyor. Mat tonlardan pırıl pırıl parlayanlara kadar, kırmızının her tonu kış makyajına damgasını vuruyor.

Kırmızı dudakları parlak kırmızı ojelerle tamamlamak her zamanki gibi bu yıl da moda. Oje seçiminde öne çıkan bir diğer renk ise koyu mürdüm. Özellikle belirgin göz makyajıyla birlikte kullanmakta fayda var.

METALİK PIRILTILAR
Bu yılın renk trendlerinden biri de altın ve bronz olarak göze çarpıyor. Özellikle göz makyajında uygulanan bu renkler yüzün tamamına parlak bir görünüm vermek için de kullanılabiliyor. Tek yapmanız gereken, yüzünüzün sivri köşelerine ve elmacık kemiklerinize pırıltılı, açık renk bir allık sürmek. Bununla birlikte, seçiminiz pırıl pırıl parlamaksa, rujunuzu açık kahverengi tonlarında seçmeniz ve parlatıcı kullanmanız gerekiyor.

Yılın en çok kullanılacak saç modelleri de uzun veya kısacık saçlar. Göz ve dudak makyajında olduğu gibi, arada kalmış modellere pek rastlanmıyor. 2009 saç ve makyaj stilleri aşırı uçlar arasında seçim yapmayı gerektiriyor.

Ocak 18, 2009

(0) Comments

Kadınlarda Cinsel Sorunların Nedenleri

kadınlarda cinsel sorunlarCerrahpaşa Androloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğunun nedenlerini açıkladı.

Kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğuna sık rastlanıyor mu?

Kadınlar da tıpkı erkekler gibi istek ve cinsel beraberliklerinde sorunlar yaşamaktadır. Bir zamanlar çift için zevkli bir deneyim olarak paylaşılan, şimdi ağrı ile birlikte tatminsizlik, mutsuzluk ve sonucunda da çiftin hayat kalitesinde ciddi bir düşüş meydana getirmektedir. Çoğu kadın yaşadıkları bu büyük problemi partnerleri ile konuşmakta zorlanmakta, çoğu kadın da tedaviye utanarak tedaviye başvuramamakta, sağlık profesyonellerinin kendisini yanlış anlayacağından korkmaktadır. Cinsellik sadece partnerlerin biri mutsuz olsa bile bir problem haline gelmektedir. Çiftler ‘iniş- çıkış’ dönemleri yaşamakta ve sevişme sıklıklarında ciddi değişmeler olmaktadır. Bazı çiftlerde düzenli cinsel ilişki önemli olmasa da diğerleri için bu düzensizlik sıkıntı yaratabilir. Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda cinsel problemler de psikolojik ve/veya fizyolojik işleyişten kaynaklı olmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda kadınlarda cinsel sorunların eskiden bilindiğinden daha fazla fiziksel nedenleri olduğunu ortaya koymuştur. Diabet, Kardiovasküler bozukluklar, MS gibi bazı tıbbi sorunlar da bu problemlerle ilişkili bulunmuştur.

Bizim Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak, 1000 kadında yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki, %80 katılımcı partneri ile cinsel ilişkilerini konuşamıyor, %69 katılımcının hiçbir orgazm tecrübesi yok. Toplam katılımcıların %28’i cinsel sorunlarının tedavisi hakkında hiçbir araştırma yapmıyor ve kimseye danışmıyor. Tamamen sessiz kalıyor. Bu çok önemli bir hasta oranı.  Tabii, kadın cinselliği erkekle kıyaslandığında çok daha kapalı bir kutu. Kadının cinsel aktivitedeki rolü ve kadındaki cinsel işlev bozukluğu yıllarca erkekteki kadar yoğun araştırılmamış ve sorunun sadece psikolojik kaynaklı olduğuna inanılmıştı. Son yıllarda yapılan araştırmalar problemin organik boyutunun da büyüklüğünü gözler önüne serdi.

Ocak 18, 2009

(0) Comments

İlk Gece Korkusu

ilk gece korkusuVajinismus, cinsel ilişkiye izin vermeyecek biçimde vajen ön kısmının istemsiz kasılmasıdır. Durumsal anksiyete, istemsiz adale kasılması, seksüel uyarılmada problemler, vajinal kayganlıkla ilgili problemler ve cinsel isteksizlik, cinsel bilgi eksiklikleri vajinismus sebebi olabilir. Bazen sonradan enfeksiyonlar, ameliyatlar gibi fiziksel sebeplerle gelişen ikincil vajinismus vakaları da görülebilmektedir.
Eşinin böyle bir durumuyla karşı karşıya gelen erkekte de bir süre sonra psikolojik etkiyle sertleşme sorunu veya cinsellikten uzak durma eğilimi başlar ve hem kadının hem de erkeğin tedavi edilmesi gereken bir sürece sebep olur.

Çiftler ilişkiye giremiyorsa ne zaman doktora başvurmalı?
Sıklıkla görülen bir durum çiftlerin bazen bu olumsuzluğu kabullenip hiç doktora başvurmamasıdır. ilk girişimdeki başarısızlıktan sonra her çift genellikle sorunun geçici olduğunu ve çözüleceğini düşünür. Daha sonraki girişimlerde de ilişki gerçekleşmeyince kadında sıkıntı, gerginlik, kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi ortaya çıkmaya başlar. Erkek ise eşi tarafından istenmediği, reddedildiği duygularına kapılmaya başlar. Bu nedenle uzmanların önerisi, en azından 1 hafta kadar bekleyip, sorunu kendi başlarına çözemezlerse profesyonel yardım almalarıdır.

Ocak 18, 2009

(0) Comments

Tarihi Seks Yanlışları

tarihi seks yanlışlarıGeçmişte seksi yakından inceleyen bilim adamlarının yanlış ve eksik yorumları..

Samuel Auguste Tissot (1728 – 1797)

Vatikanlı fizikçi dönemin en bilinen bilim adamlarından biri. Seks konusunda da birçok araştırması olan Tissot’un muhafazakarlık ötesi olarak değerlendirebileceğimiz araştırma sonucu da oldukça ilginç. Tissot yazdığı kitapta çok mastürbasyon yapan kişilerin beyinlerinin zaman içinde deforme olduğunu ve zihinlerinin mastürbasyondan dolayı hasar gördüğünü iddia ediyor. Kitapta sunduğu saptamalarda bu kişilerin belli bir süreden sonra konuşamaz hale geleceklerini ve en sonunda da akıllarını tamamen yitireceklerini belirtiyor.

Dr. Sylvester Graham (1794 – 1851)

1800′lü yılların adeta bir fikir çöplüğüne dönüşmüş ilk yıllarında seks üzerine kafa yormuş Sylvester Graham isimli bilim adamı, gerçekten altın değerinde bir fikir ortaya atmış. Graham meni olarak da bilinen spermin insan hayatı için oldukça önemli olduğunu ve erkeklerin vücutlarındaki bu sıvıyı kendilerine saklamaları gerektiğini, çok fazla harcamamaları gerektiğini ortaya attı. Bu nedenle yılda 12 kereden fazla seks yapmanın sağlığa büyük zararı olduğunu vurguluyor.

Havelock Ellis (1859 – 1939)

İngiliz seksolog Havelock Ellis de ilginçtir ki hayatı boyunca hiç seks yapmamış fakat konu üzerine oldukça fazla kafa yormuş. Homoseksüellik üzerine açıklamalarda bulunan Ellis, homoseksüelliği bir suç olarak görüyor. 32 yaşında bir lezbiyenle hayatını birleştiren Ellis’in evlendiği güne kadar bakir olduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Eşinin lezbiyen olmasından dolayı ölünceye kadar hiç cinsel birliktelik yaşamadığı daolasılıklar dahilinde. Ellis ilk ereksiyonunu da evlendikten sonra eşini duştan çıkarken çıplak bir halde gördüğünde yaşadığını kitabında anlatıyor.

Richard Freiherr von Kraft-Ebing

Alman psikiyatr’ın uzmanlık alanı mazoşizm. Kadın orgazmı üzerine de detaylı araştırmaları bulunan uzmanın esas ilgi alanı sapkınlıklar. Kitabında yer alan bilgilerde, sonu üremeyle noktalanmayan cinsel her türlü birleşmeyi sapıklık olarak değerlendiriyor. Sadece üreme için gerçekleştirilen cinsel birleşmeleri etik ve doğru buluyor. Bunun dışındaki her ilişkiyi tecavüz veya cinsel sapıklık olarak nitelendiriyor. Erkekteki mazoşist duygular için de aynı savunmayı yapıyor. Psikiyatr, “Mazoşist eğilimlerle gerçekleştirilmiş seksin ardından bir doğum olayı gerçekleşiyorsa bu sapıklık değildir” diyor.

Heba Kotb (1967 – ….)

Heba Kotb doğunun en bilinen seksologlarından. Mısırlı Kotb, kadın cinselliği üzerine yoğunlaşmış. Kadınların evlilik öncesinde kendine asla dokunmaması gerektiğini savunan Heba Kotb, evleninceye kadar kadınların temiz ve tabir yerindeyse lekesiz olması gerektiğini vurguluyor.

Ocak 18, 2009

(0) Comments

Ateşli Seks Baharatları!

seks baharatlarıBu bitki ve baharatları tüketen çiftler, birbirlerine daha çok zaman ayırmak isteyecek… Çünkü, cinsel gücü artıran bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor…

* Tarçın:
Hormonları çalıştırır ve cinsel gücü artırır. Bir bardak suya bir kahve kaşığı atılıp çay gibi içilebilir. Sütlü tatlıların üstünde kullanmayabilirsiniz.

* Ay çekirdeği:
Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!

* Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.

* Üzerlik tohumu: C insel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır. Ezilmiş tohum günde 1-2 gr. bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilebilir.

* Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar…

* Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.


Diğer Sayfalar 1 of 3123»