Kameralı Sohbet


Sesli Sohbet


Mirc Sohbet

Not : Norton Antivirus, Awast ve NOD32 Antivirus Tarafından Taranmış

 

Ekim 23, 2009

(0) Comments

Obezite hastalarına müjde!

admin

Yeni bir şeker hastalığı ilacının obezlerin kilo vermesine yardımcı olabileceği bildirildi.

hastaobezite

Yeni bir şeker hastalığı ilacının obezlerin kilo vermesine yardımcı olabileceği bildirildi.

Tip 2 şeker hastaları için önerilen, etken maddesi liraglutid olan ilacın, bir araştırmada yer alan obezlerin kilo vermesine yardımcı olduğu ortaya çıktı.

Bilim adamları, 135′i erkek 429′u kadın 564 Avrupalı gönüllünün katıldığı araştırmada ilacın obezlerde kilo vermeye etkisini inceledi.

İlk gruba bu ilaçtan, ikinci gruba obezite tedavisi için kullanılan bir ilaç ve üçüncü gruba ise sahte ilaç (placebo) verildi.

Tüm gruplar günlük metabolizma ve ısı ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktardan daha az enerji içeren diyetin yanı sıra egzersiz yaptı. 5 ay sonra ilk grup ortalama 4,8-7,2 kg, ikinci grup 4,1, üçüncü grup 2,8 kg verdi.

Şeker hastalığı ilacını alanlarda placebo alanlara göre daha sık mide bulantısı ve kusma görülse de yan etkilerin genellikle geçici olduğu ve etkilerin nadiren tedavinin kesilmesini gerektirdiği gözlendi.

Araştırma, Kopenhag Üniversitesi’nden Arne Astrup ve ekibi tarafından yapıldı ve The Lancet dergisinde yayımlandı.

Ekim 23, 2009

(0) Comments

Domuz gribi tartışması sürüyor

admin

ABD’de domuz gribi konusundaki tartışmalar, basında ve günlük hayatta geniş yer buluyor.

domuzgribi673

Virüsün yayılmaya devam ettiği ülkede, hastalığa karşı duyulan korkuya rağmen, Amerikalılarin önemli bir bölümü, domuz gribi aşısına hala şüpheyle bakıyor. Bu konuda Washington Post ve ABC’nin ortak düzenlediği kamuoyu araştırması, bazı dikkat çekici sonuçları ortaya koydu.

Araştırmaya göre, halkın önemli bir bölümünün hastalığa yakalanmaktan endişe etmesine rağmen, yarısından fazlası aşı olmayı düşünmüyor. Araştırmada, halkın yüzde 52’sinin kendileri ya da ailelerinden birinin virüsü kapmasından endişe duyduğu tespit edildi. Ağustos ayında bu endişe oranı yüzde 39′du.

Araştırmada ayrıca, virüse karşı en duyarlı yaş gruplarından birini oluşturan gençler arasında da hastalığa yakalanma kaygısında büyük artış belirlendi. 18-29 yaş arası nüfusun ağustos ayında yüzde 29 düzeyinde olan endişe oranı, şimdi yüzde 47′ye çıkmış durumda.

Buna karşın, hala birçok Amerikalı, kendilerini ya da çocuklarını aşılatma konusunda tereddüt yaşıyor. Araştırmaya katılan her 10 kişiden 6’sı, domuz gribi aşısı olmayacağını belirtirken, ailelerin de sadece yüzde 52’si, çocuklarına aşı yaptıracaklarını söyledi.

-AŞI ÜRETİMİNİN YAVAŞ İLERLEMESİ SIKINTI YARATIYOR-

Bununla birlikte, ülkede aşı olmak isteyen herkese bu imkanın sağlanacağı yönünde büyük hedeflerle başlatılan kampanyada, aşı üretiminin yavaş ilerlemesinden dolayı sıkıntılar yaşandığı bildiriliyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, federal yönetimin geniş çaplı yürüttüğü aşı kampanyası ve yeterli aşının sağlanması için harcadığı 2 milyar doların üstünde paraya rağmen, aşı üretiminin hızı planlananın gerisinde kaldı.

Sağlık görevlilerinin ellerindeki sınırlı dozları aşı olmak isteyenlere bölüştürebilmek için yoğun mücadele içine girmesine yol açan bu durum, aşı olmak için bekleyen birçok kişide hayal kırıklığı uyandırdığı gibi sert tepki de çekiyor.

Örneğin, hafta içinde Washington çevresindeki bir klinikte aşı olabilmek için kuyruğa giren yüzlerce kişiden birçoğu, aşı uygulamasının başlamasından sadece 1 saat sonra, aşının şırıngayla enjekte edilen çeşidinin tükendiği gerekçesiyle geri çevrildi.

Doktorların ve sağlık görevlilerinin, endişeli ve kızgın kesimlerce telefon yağmuruna tutulduğu ifade edilirken, yönetimin salgına karşı mücadelesine duyulan güvenin de azaldığı bildiriliyor.

Washington Post/ABC’nin araştırmasına göre, halkın yönetime duyduğu güven, ağustos ayındaki yüzde 73′lük orandan yüzde 69′a düştü.

-SAĞLIK BAKANINDAN GÜVENCE-

Yaşanan sıkıntıyla ilgili önceki gün Kongre’de açıklamalarda bulunan ABD Sağlık Bakanı Kathleen Sebelius, aşı ve ilaçların mümkün olan en hızlı biçimde üretimi ve dağıtımı için gereken her şeyin yapılmakta olduğu konusunda teminat vererek, “Aşı olmak isteyen her Amerikalı için yeterli sayıda aşı olacak” dedi.

Tüm bunların yanı sıra yetkililerin halkı, aşının güvenli olduğuna dair ikna etmede de daha uzun mesafe katetmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

-WASHINGTON VE ÇEVRESİNDEKİ KLİNİKLERE YOĞUN İLGİ-

Ancak aşı uygulamasında karşılaşılan tüm bu sıkıntılar ve aşıya duyulan güvene dair tereddütlere rağmen, Washington ve çevresinde domuz gribi aşısının yapıldığı klinik ve okullarda uzun kuyruklar göze çarpıyor.

Aşı hizmeti verilen okullardan biri olan Eliot-Hine ortaokulu da dün domuz gribi aşısı olmak isteyen Amerikalıların akınına uğrarken, aşı uygulamasında öncelik sağlanan hamileler, çocuklu aileler ve sağlık görevlilerinden oluşan kuyruğun okul bahçesinin dışına taştığı gözlendi.

Okulda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Amerikalılar, Washington Post/ABC’nin araştırmasının sonuçlarının aksine, sorumlu davranışın aşı olmayı gerektirdiğini, doktorlarının da mutlaka aşı olmaları tavsiyesinde bulunduğunu belirtti.

Okula gelen Amerikalılar genelde aşının güvenliği konusunda bir endişe taşımadıklarını ifade ederken, soru işaretleri olduğunu kabul edenler de yan etkinin görülme riskinin hastalığı kapma riskinden daha az olduğunu kaydetti. Aileler, özellikle kış yaklaşırken çocuklarına aşı yaptırmanın gerekli olduğu düşüncesini dile getirirken, sorumluluk gereği herkesin bu aşıyı olması gerektiğini söyledi.

Okulda görevli doktorlar da aşının kesinlikle güvenli ve hastalığa karşı etkili olduğunu vurgularken, aşıyı üreten firmaların 30 yıldır bu işi yaptığına dikkati çekti. Doktorlar, hamile ve çocukların hastalığa karşı en duyarlı kesimi oluşturduğunu, bu nedenle onlara öncelik verildiğini sözlerine ekledi.

Okulun içinde oluşturulan klinikte yoğun hareketlilik dikkat çekerken, aileler ve doktorların, aşı olmak istemeyen ve ağlayan çocukları sakinleştirmek için yoğun çaba harcadıkları gözlendi.

Eliot-Hine okuluna, aşı olması için çocuğunu getirenler arasında bir Türk anne de bulunuyor. Yakında 3 yaşına girecek çocuğu Derin ile birlikte AA muhabirinin objektifine poz veren iktisatçı Yasemin Birol, aşıyla ilgili gerekli araştırmaları yaptıklarını, özellikle küçük çocukların aşı olmasının çok önemli olduğunu, ABD’de yaşadıkları için de aşı olmaya kendilerini mecbur hissettiklerini söyledi.

Ekim 23, 2009

(0) Comments

Domuz gribinin yeni çeşidi!

admin

Yeni virüsün AB ülkeleri ve Çin’e yayılma tehlikesi bulunduğu bildirildi.

domuzgribiasisi

Hayvanlarda görülen ve insanlara bulaşmayan Ölümcül Afrika Domuz Gribi (ASF) virüsünün, Kafkasya’dan Rusya’ya sıçradığı, buradan da AB ülkeleri ve Çin’e yayılma tehlikesi bulunduğu bildirildi.

BM Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Moskova Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada, “Tehlike şurada, insana bulaşmayan ASF, buradan (Rusya’dan) AB ülkelerine, Doğu Avrupa’ya, Karadeniz kıyılarındaki ülkelere ve en kötü senaryoda Orta Asya ve en fazla nüfusa sahip Çin’e bile yayılabilir” denildi. FAO Başveterinerlik Dairesi’nden Juan Lubroth da yaptığı açıklamada, “Virüsü birkaç yıldır Kafkaslar’daki Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’da bilmemize karşın, sonunda Güney Rusya’ya sıçradı. Bu bölgenin de Baltık sınırında bulunması kaygıya neden oluyor” diye konuştu.

Lubroth, Baltık ülkelerinin yanısıra Ukrayna, Belarus, Moldova, Romanya ve Bulgaristan’ın doğrudan tehdit altında olduğunu belirterek, “Bu da bu virüsün AB’ye sıçrama tehdidinin yanısıra, Rusya’nın Sibirya bölgesi hatta Çin’e dek yayılma olasılığının bulunduğu anlamına geliyor” dedi. Rusya Halk Sağlığı Dairesi’nden Rosselkhoznadzor, ASF virüsünün birkaç gün önce Rusya’nın kuzeydoğu bölgesindeki Mga adındaki küçük bir köyde rastlandığını söylemişti.

Açıklamada, Mga köyündeki 14 domuzdan 7’sinde ASF virüsü bulunduğunu, virüsü kapan 7 domuzun öldüğü, diğer 7 domuzun da öldürüldüğü bildirilmişti. Rusya Tarım Bakanı Yelena Kriynnik de yaptığı açıklamada, özellikle ASF virüsünün rastlandığı güneydeki 25 bölge başta olmak üzere tüm çiftliklerdeki domuzların kapalı alanlarda tutulması talimatı verdiğini belirterek, “Kimi yetkililerin vurdumduymazlığı yüzünden domuz yetiştiriciliği sektöründeki doğrudan kayıp 860 milyon-1 milyar dolar arasında olabilir” dedi. ASF virüsünün Rusya’ya Gürcistan’ın Karadeniz’deki Poti limanındaki atıkların domuzların beslendiği bir yere boşaltılması nedeniyle geldiği sanılırken, ASF virüsüne karşı şu ana dek geliştirilen bir aşı bulunmuyor.

Ekim 23, 2009

(0) Comments

Balık çiftlikleri AİHM yolunda

admin

Konuyu Dünya Sağlık Örgütü’ne taşıyan çevreciler, AİHM’e başvurmaya hazırlanıyor.

balikciftligi1

Çevreci sivil toplum örgütleri, özellikle İzmir ve çevresinde denetimini yetersiz buldukları balık ve orkinos çiftliklerinin, hem insan, hem de çevre sağlığını tehdit ettiklerini düşünüyor. ”Sağlığımız elden gidiyor” gerekçesiyle konuyu Dünya Sağlık Örgütü’ne taşıyan çevreci örgütler, Türkiye’de açtıkları davaların sonuçlanmasının ardından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) de başvurmaya hazırlanıyor.

Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Yarımada Çevre Platformu Sözcüsü Ümit Bora, İzmir ve çevresindeki balık ve orkinos çiftliklerinin çevre ve insan sağlığını tehdit ettiğini dile getirdi.

Çiftliklerde gerekli denetimlerin yeterli yapılmadığından yakınan Bora, bu konuda yasal girişimlerde bulunduklarını, ancak alınan sonuçların kendilerini memnun etmediğini söyledi.

Bora, ”İzmir ve çevresinde kaç balık çiftliği var, hangileri kapatılmış, hangileri açılmış bunun cevabını Çevre İl Müdürlüğü versin. Çünkü bu konuda ipin ucu kaçtı. Resmi rakamlara da inanmıyoruz. Her gün, her yerde, sürekli balık çiftliği kuruluyor. Biz artık bunun altından çıkamıyoruz” diye konuştu.

Orkinos ve balık çiftliklerinin kota ve kaldırma kapasiteleri hesaplanmadan kurulduğunu söne iddia eden Bora, şöyle konuştu:

”Koylar, körfezler şu anda elimizden çıkıyor. Denizler temizlenmesi gerekirken kirletiliyor. Çiftliklerdeki yem artıkları ve balık dışkılarıyla denizlerimiz kirleniyor. İnsanlar denize giremez hale geldi. Dünyanın hiçbir yerinde plajların önünde balık çiftliği yok, sadece bizde var.”

-AİHM YOLU-

Ümit Bora, İzmir ve çevresinden başlayarak denizleri kirlettiğini düşündükleri kuruluşlar, kişiler ile bu duruma göz yumduğunu tespit ettikleri yetkililer ve bu çiftlikler hakkında olumlu rapor veren kuruluşlar hakkında ilgili savcılıklara suç duyurusunda bulunduklarını aktardı.

Bora, ”(Sağlığımız elden gidiyor) gerekçesiyle Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) başvurduk. Şimdi oradan gelecek cevabı bekliyoruz. Bu konuda Türkiye’de açtığımız ve halen süren davalar var. Onlar sonuçlandıktan sonra AİHM’ye gideceğiz” dedi.

Bora, Karaburun, Urla, Çeşme ve Seferihisar’daki vatandaşların balık ve orkinos çiftliklerinin sakıncalarını ortaya koyup, bu çiftlikleri istemediklerini çeşitli eylemlerle dile getirdiklerini anlattı.

Muğla Kültür Balıkçıları Derneği tarafından, katıldığı bir televizyon programında kültür balıkçılığı aleyhine ”dayanaksız ve haksız, gerçek dışı beyanda bulunduğu” iddiasıyla hakkında 20 bin liralık manevi tazminat davası açıldığını hatırlatan Bora, bu davanın kendi lehine sonuçlandığını bildirdi.

Bora, konuyla ilgili çalışmaları sürdürmekten vazgeçmeyeceklerini de sözlerine ekledi.

 

Ekim 14, 2009

(0) Comments

Tek gecelik ilişkilerin sebebi

admin

Bir yanda prezervatif almaya utananlar, diğer yanda tek gecelik ilişkiler yaşayanlar…

 

seks-cinsellik-iliski2611

Cinsellik Türkiye’de öyle bir hal aldı ki… Bir yönde hala prezervatif almaya utananlar, diğer yanda tek gecelik ilişkileri artık bir alışkanlık haline getirenler. Durum böyle olunca uzmanlar da cinselliğin bugün geldiği yeri tartışmaya devam ediyor.

Cinselliği Türkiye’de ikiye ayırmak gerekiyor. Bir tarafta erkekler kadar özgür kadınlar varken diğer tarafta orgazmın hala ne olduğunu bilmeyen kadınlar var. Bu durumda uzmanlar da hem çiftlerin cinsellik hakkındaki bilgisizliğini aşmaları yönünde uyarıyor hem de cinsel özgürlük devriminin getirdiği toplumsal sorunlarla uğraşıyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz Uzman Psikolog Alanur Özalp, modern dünyada cinselliğin geldiği boyutu anlattı.

Günümüzde kadınlar da artık çok rahat bir şekilde erkekleri bir gecelik ilişki olarak görüyor ve sadece cinsel duygularını bastırmak için bir erkekle beraber olup sabah onu unutabiliyor. Bu durum toplumda ne tür sorunları beraberinde getiriyor?

İnsanlar büyük şehirlerde çok yalnız. Bu nedenle de tek gecelik ilişkileri tercih ediyorlar. Fakat bu tek gecelik ilişkileri tercih ettiklerinde erkek veya kadın olarak cinselliği bilmedikleri anlamına gelmiyor. Burada bir tehlike yok. İnsanlar birbirlerini kullanmıyorlarsa bir zarar yok. İki taraf da hazırsa, korunma tedbirleri de alınıyorsa sorun yok. Şartlar bunu getiriyor.

Modern toplumun gereği olarak kadınlar da artık erkekler gibi yatakta hakimiyeti ele almak istiyor. Bu durum erkeğin psikolojisini ne yönde etkiliyor?

Bu durum erkek psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Çok bilinçli erkeklerde de “erkek benim, üstte olacak benim” gibi bir bilinç yerleşmiş. Cahil insanlarda bu daha büyük tehlikelere mal olabiliyor. Cinayetler işlenebiliyor. Genel olarak baktığımızda burada bir eşitlik olsun diyoruz. Orgazm olma söz konusu olduğunda her ikisi de orgazm olsun, her ikisi de kendini iyi hissetsin istiyoruz. Bu konuda bilgi eksikliği var.

Bu değişimin en büyük sebebi ne olabilir?

İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere itilebiliyor insanlar.

Cinselliği bu kadar özgürce yaşamak evlilik düşüncesini de kafalardan uzaklaştırmıyor mu?

Uzaklaştırıyor fakat bunun olabilmesi için iki kişinin de ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması gerekiyor. İstediğim zaman istediğim erkekle birlikte olurum, istemiyorsam olmam diyebilecek kadınların bunu söyleyebilmesi için para kazanıyor olması gerekiyor. Bu aynı zamanda erkek için de geçerlidir.

“Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünülmemesi lazım”

Türk insanı evlendikten sonra seksi nasıl yaşıyor?

Türk insanı seksi çok iyi bilmiyor. Biraz korkuyor, biraz kafası karışık. Tat almanın, hak etmediği bir şey olduğunu düşünüyor. Başkaları yapıyor kıskanıyor, ama kendisi konusunda bir zorluk var. Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünüyor. Seks senin de hakkın, doğal bir şey, yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç, bundan utanmak gerekmiyor. Fakat birçok kadın kocasından utanıyor, seksten utanıyor. Seks iki kişinin birbirlerine giriş yapmaları değil, dokunma, fantezi gibi bu işi zevkli hale getirmektir.

İyi bir cinsel yaşam haftada kaç kez seks demek?

Uzmanların söyledikleri kadarıyla haftada iki defadan az olmamalı. Az olma noktasını koymak üstünü de kişilere bırakmak gerekiyor. Günde üç olabilir, her gün de olabilir.

Aynı anda orgazm olunmaz

Orgazm konusunda yaşanan sorunlar neler?

Herkes aynı anda orgazm olalım istiyor. Aynı anda orgazm olmak gerekmiyor. Böyle yanlış bir bilgi var. Böyle bir doğru yok. Genellikle erkekler ilişki bittiğinde arkasını döner, uyurlar. Erkeğin fiziksel doğasından kaynaklanan bir durum var. Çünkü erkek orgazm olduğunda tamamen bitmiş oluyor. Yorulmuş oluyor ve arkasını dönüp, yatıyor. Fakat kadındaki duyarlılık hala devam ediyor. Bunun için erkeğin kadının bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadının da erkeğin bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadın bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüyor, alınıyor ve küsüyor. Öbür tarafta erkek de kadının ilişki bittiğinde duyarlılığın sıfırlandığını anlatması, söylemesi gerekiyor. Böyle olmasına rağmen kadının duyarlılığı hala devam ediyorsa en azından kadına sarılarak bu gayreti göstermek gerekiyor.

Cinsellikte erkeklerin yaşadığı en büyük sorun nedir?

Biz bir araştırma yapmıştık neredeyse erkeklerin yüzde 80’inde erken boşalma sorunu olduğunu gördük. Ama erkeklerin çoğu “Aman, boşver” diyorlar. Bunu çözülmesi gereken bir sorun olarak algılamıyorlar. Kadınlar da bunun bir yardımla ortadan kaldırabileceğini bilmiyorlar. Bir psikolog terapisiyle bu sorundan kurtulabileceklerini bilmiyorlar. Bilseler, birlikte gidelim diyecekler belki. Biliyoruz ki Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğu ömründe orgazm olmamış.

Mastürbasyon hala bir tabu mu?

Kişiler kendilerini uyarabileceğini de bilmiyorlar. Doğru kaynaklara baktığımızda ilişki içinde karşılıklı çiftlerin birbirlerine yaptığı cinsel doyumlar varsa bu doyumlarla birlikte kişisel doyumların da devreye girdiğini görebiliyoruz. Ama biz de bunlardan da korkuluyor. Ben hastalarıma sorduğumda birçok genç kadının “hiç mastürbasyon yapmadım” dediğini duyuyorum. “Ben kendime dokunamam” diyen bir sürü kadın var. Böyle olunca da orgazm olmak oldukça zor oluyor. Böyle durumlarda profesyonel kişilerden yardım istemek gerekiyor. Fakat erkekler erkekliğine yediremedikleri için kadınlar da bu konuyla ilgili yardım istemeyi reddettikleri için ilişkiler tatsız, tuzsuz keyifsiz şekilde devam ediyor.

Nilgün YILDIZ / Hürriyet

Eylül 25, 2009

(0) Comments

Diyet yapmadan zayıf kalın

www.klavye.com

www.klavye.com

Önerileri uyguladığınızda çabuk kilo vereceğinizden emin olun. Kısa sürede zayıflatan veya tek tip beslenmeye yönlendiren diyetlerden hemen vazgeçin.
453.6gr yağ 3500 kaloriye eşittir. Diyet ve egzersizle günde 500 kalori harcadığınızda haftada yaklaşık 453.6gr yağ eritirsiniz.

Eğer şimdiki kilonuzu korumak istiyorsanız, günde 100 kalori harcamanız yeterlidir, bu da her yıl ekstradan yarım ve bir kilo almanızı engeller. Diyete başvurmadan ağrısız ve acısız zayıflama stratejilerini kolayca uygulayabilir ve alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Her gün kahvaltı yapın
Sabah kahvaltı etmeyerek zayıflamak birçok insanın başvurduğu ortak yoldur. Çoğu insan kaloriyi azaltmak için kahvaltı yapmamanın en iyi yol olduğunu düşünür ancak günün sonunda daha çok yerler. Bun un yerine sağlıklı ve kilo aldırmayan yiyeceklerle kahvaltı etmeyi tercih edebilirsiniz.

Geceleri mutfağınızı kapatın
Acıkmadığınız halde saedece sıkıldığınız için gece yarısı atıştırmalarını ya da TV karşısında gece geç saatlere kadar birşeyler yiyerek oturmayı bırakın. Bir fincan çay alın, canınız şekerli birşeyler istediğinde zor eriyen sert şekerlerden bir tane, ufak bir kaze veya külah light dondurma ya da dondurulmuş yoğurt yiyin. Şekerli gıdalar tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.

Tatlandırılmış içeceklerden uzak durun
Tatlandırılmış içecekler kalori doludur. Susadığınızda, serinlemek istediğinizde sadece su, limonata, düşük yağlı veya yağsız süt, ufak porsiyonlarda % 100 meyve suyu için..
Doğal besinleri tüketin
Yemek sırasında açık büfeden uzak durun. Yiyecekleri istediğiniz kadar tabağınıza koyun. Yemeklerden önce salata yiyin ve bir kase çorba için. Bu sizin iştahınızı azaltır. Mutfağınızda atıştırmak istediğinizde yiyebileceğiniz meyve ve sebzeler bulundurun.

Tahıl tüketin
Kek, beyaz ekmek, bisküvilerde kullanılan tahıllardan elde edilen un işlenmiş, kepekleri alınmıştır. Tüketeceğiniz tahıllar ya da kepekli yiyecekler sizin daha tok hissetmenizi sağlar. Bu nedenle kepekli ürünleri, yiyecekleri seçin.

Evinizde kalorili yiyecekleri bulundurmayın
Mideniz kazındığında şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere saldırırsınız. Bu nedenle yüksek kalorili yiyecekleri mutfakta bulundurmayı, almayın. Bu tür restoranlardan uzak durun. Canınız birşeyler yemnek istediğinde sağlıklı atıştırmalıkları tercih edin. Çok yemek yememek için büyük bir bardak su içtikten sonra en az 15 dakika bekleyin.

Porsiyonlarınızı küçültün
Eğer yemek tabaklarınızı küçültürseniz zayıflarsınız. Çoğu restoranda ihtiyacınızdan daha fazla yemek servis edilir. Fazla yemeyi tabaklarınızı, bardaklarınızı ve kaselerinizi küçülterek önleyebilirsiniz.

Her yemek ve ara öğün de protein içeren besinler yiyin
Protein içeren yiyecekler daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Düşük yağlı yoğurt, ufak kase fındık, yumurtalar, kuru bakliyat ve yağsız et yiyin. Uzmanlar her 3-4 saatte bir ufak miktarda ara öğün oluşturarak kan şekerinizi yükseltmenizi öneriyor.

Diğer hafif alternatifleri değerlendir
Düşük yağlı salata soslarını, mayonez, süt ürünleri gibi yiyecek alternatiflerini tüketmeyi azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız süt, tatlı patates yerine beyaz patates, salatalı sandvici tercih edin.

Eylül 25, 2009

(0) Comments

Obezite kansere yol açıyor

www.klavye.com

www.klavye.com

Obezitenin kadınlarda kanserin önde gelen nedeni olabileceği bildirildi.

 Avrupa’da şişmanlık ve obezitenin, kanserlerin yüzde 8′inden sorumlu olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, obezitenin yayılmasıyla bu oran yükselirken, kanserin temel nedenleri arasındaki sigara ve hormon tedavisinin geriye düşme eğiliminde olduğunu kaydetti.

Avrupa Kanser Teşkilatı ile Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneğinin toplantısında araştırmasını sunan Manchester Üniversitesinden Andrew Renehan, obezitenin, gelecek on yılda kadınlarda en büyük kanser nedeni olacak kadar hızlı yayıldığını söyledi.

Renehan ve meslektaşları, 30 Avrupa ülkesinde şişmanlık yüzünden olduğu düşünülen kanser vakası sayısını belirlemelerini sağlayacak bir model hazırladılar.

Bu modele göre, 2002 yılında 2 milyon kanser vakasının 70 bininin obezite yüzünden olduğu hesaplanırken, 2008 itibariyle bu sayının 124 bine çıktığı belirlendi. Şişmanlığa bağlanan kanserlerden yüzde 65′inin kolorektal kanser, menapozlu kadınlarda meme kanseri ve endrometrial kanser olduğu belirtildi.

GÖBEKLİLERDE MİDE BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİ YÜKSEK

Renehan, ABD’de yapılan bazı araştırmaların, obezliğin kanserlerin yüzde 20’sinden sorumlu olduğunu gösterdiğini söyledi. Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Lucy Boyd da “Şişmanlık veya obezite, muhtemelen sigaradan sonra kanserin en büyük nedenlerinden biri” dedi.

Bilim adamları şişmanlığın neden kanser riskini artırdığını tam olarak bilmiyorlar ancak bunun hormonlarla bağlantısı olabileceğini düşünüyorlar. Vücudun şişmanladıkça, tümörlerin büyümesine yardım eden östrojen gibi hormonları daha fazla ürettiğine dikkati çekiliyor.

Göbekli insanların midelerinde de daha fazla asit biriktiği, bunun da mide bağırsak kanserine yol açabileceği belirtiliyor.

Nisan 12, 2009

(0) Comments

Keneye yeni çözüm kısırlaştırma!

68223Yaz geldi, kene mevsimi başladı. Rahat rahat pikniğe gitmek, yeşilliklere uzanmak hayal oldu ama çalışmalar sürüyor.
Havaların ısınmasıyla kendini gösteren kenelerle mücadele için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) bünyesinde yürütülen kısırlaştırma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.

Geçen yıl 55 vatandaşın ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü taşıyan keneler, tek tek toplanarak radyasyonla hadım ediliyor. Çalışma ile kısır kenelerle radyasyona uğramayan keneler, dişi kenelerle karşılaştırılıyor ve tepkileri ölçülüyor.

Yumurtlamada gecikme olup olmadığı, ayrıca yumurtalardan çıkan kene larvalarına kısırlaştırma özelliğinin ne kadar taşındığı inceleniyor. Beklenen başarı elde edilmesi halinde, hadımlı keneler sayesinde her yeni kene yavrusunun kısır doğması sağlanacak. Bu şekilde kene popülasyonu büyük ölçüde kontrol altına alınacak. Böylece kenelerin insan sağlığı açısından tehdit olması önlenebilecek. Laboratuar ortamında denenen yöntemden başarı elde edilmesi halinde, hadımlı keneler özellikle İç Anadolu’nun Kuzeyi’ne salınacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi (SANAEM) ziyaretinde, yaz aylarının kabusu keneyle mücadele anlatıldı. SANAEM Hayvancılık Biriminden Doç. Dr. Zişan Emre, KKKA ile mücadelede kurum olarak yaptıkları çalışmalar konusunda Bakan Güler ve basın mensuplarına bilgi verdi.

Erkek kenelerin laboratuar ortamında kısırlaştırıldığını belirten Emre, hadım edilen kenelerin dişi kenelerle aynı ortama konulduğunu söyledi. Kısır kenelerle radyasyona uğramayan kenelerin dişi kenelerle karşılaştırıldığını belirten Emre, alınan tepkiyi ölçtüklerini anlattı. Yumurta üzerindeki çalışmaların sürdüğüne dikkat çeken Emre, “Yumurtlamada gecikme oluyor mu yoksa daha mı erken oluyor, ona bakıyoruz. Ayrıca yumurtalardan çıkan kene larvalarında kısırlaştırma özelliği ne kadar taşınıyor, onu ölçüyoruz.” dedi.

KISIR KENELER PİLOT KÖYE SALINACAK

“Başarılı olunursa büyük problem çözülecek.” diyen Emre, kısırlaştırılan kenelerin doğaya salınacağını belirtti. Öncelikle pilot bir bölge seçileceğini ifade eden Emre, kene sayısı belli olan bu bölgede laboratuar sonuçlarının aynen çıkıp çıkmadığının belirleneceğini vurguladı. Emre, başarı yakalanırsa ardından Tarım Bakanlığı’nın devreye gireceğini aktardı.

Bu sene yaz aylarında da kene tehdidinin olacağını kaydeden Emre, ilaçlama çalışmalarının hem pahalı hem de kesin sonuç vermediğini söyledi. Kimyasal ilaçlama sırasında hayvanlardaki kenelerin ağır çatlaklarına saklandığını kaydeden Emre, doğanın da zarar gördüğünü belirtti.

KENEYE 6 YILDA 147 KURBAN

Yıllar Vaka sayısı Ölüm
2003 150 6
2004 249 13
2005 266 13
2006 438 27
2007 717 33
2008 1.128 55.

Nisan 12, 2009

(0) Comments

Erkekler daha fazla verem oluyor

73572Türkiye’de erkekler daha fazla verem hastalığına yakalanıyor. Bu hastalığa yakalananların yüzde 63′ünü erkekler oluşturuyor.
Tüberküloz mikrobunun Robet Koch tarafından bulunduğu gün olan 24 Mart Dünya Tüberküloz günü olarak kutlanırken, Türkiye’de vereme yakalananların yüzde 63’ünü erkekler, yüzde 27’sini ise kadınlar oluşturuyor. Tüm Türkiye’de vereme karşı mücadele 243 verem savaş dispanseri ile bu dispanserlerde çalışan 55 uzman doktor ile veriliyor.

Sağlık Bakanlığı verileri veremle savaşta çarpıcı tabloyu gözler önüne sererken, bu vakaların ise yüzde 90.3’ü yeni hasta, yüzde 9.7’si önceden tedavi görmüş hasta olup bunların; yüzde 69.5’i akciğer tüberkülozu, yüzde 29.5’u diğer organ tüberkülozu olguları olarak saptandı.

Öte yandan, tüberküloz olgu hızında ise azalma görüldü. 2005 yılında tüm tüberküloz olgularında olgu hızı 100 bin kişide saptanan hasta oranına göre, 28.5, 2006 yılında 28.1 olup 2007 yılında da 27.9 olarak tespit edildi.

-243 DİSPANSER VE 55 UZMANLA VEREM SAVAŞ MÜCADELESİ-

Sağlık Bakanlığı, 243 verem savaş dispanseri, 21 bölge tüberküloz laboratuarı, 4’ü eğitim-araştırma hastanesi olmak üzere 21 Göğüs Hastalıkları Hastanesi ve tüm birinci ve ikinci basamak sağlık kurum ve kuruluşları ile verem savaş hizmetlerini sürdürüyor.
Öte yandan, Verem Savaşı Dispanserleri’nde; 55 Uzman doktor, 437 pratisyen doktor, 822 hemşire, 181 sağlık memuru, 207 laboratuar teknisyeni ve 258 röntgen teknisyeni çalışırken, merkez ve taşra personeli toplamda 2 bin 677 kişi ile veremle savaş mücadelesini sürdürüyor.

Bakanlık verilerine göre, 2007 yılında 117 bin 455 temaslı muayenesi yapılarak, 23 bin 529 kişi ilaçla korumaya alındı. Öte yandan, Türkiye’de tedavi edilen yabancı ülke doğumlu tüberküloz hastaları 2005 yılında 63 ve 2006 yılında 118 iken, 2007 yılında bu sayı 139 oldu.
2006 yılı verem hastalarının tedavi sonuçları da bu yıl içinde değerlendirildi ve kayıt altına alınan toplam 20 bin 190 hastanın tedavi başarısı yüzde 89.4 oranını buldu.

Nisan 12, 2009

(0) Comments

Erken boşalmaya çözüm bulundu

88176Çok fazla erkeğin derdi olan erken boşalma tarih olacağa benziyor. İrlandalı bilim adamları derdin çaresini buldu bile…
İrlandalı bilim insanları cinsel organı uyuşturmadan erken boşalmayı önleyen ve cinsel performansı altı kat artıran bir sprey geliştirdi.

Cinsel ilişkiden beş dakika önce kullanılan sprey, boşalma süresini saniyelerle ölçülen sürelerden dört dakikaya kadar uzatıyor.

İki yıla kadar piyasaya çıkması beklenen sprey, erkeklerin “çabuk heyecanlanmasını” önleyen kimyasallar içeriyor. 300 katılımcı üzerinde yapılan araştırmada, deneklerden ilişki öncesi ve sonrası kronometre ile ölçüm yapmaları istendi.

Erken boşalma sorunu olan deneklerin yüzde 90’ı ilişki sürelerinin dört dakikaya kadar uzadığını bildirdi ve spreyi “mükemmel” olarak niteledi.

Nisan 12, 2009

(0) Comments

100 yıl yaşamak için bunu yapın

71142Beslenme meğer 100 yaşına ulaşmak için beslenme ikinci derecede önemliymiş. Bilim adamları esas faktörü buldu.
Uzun yıllar yaşayanların diğerlerinden daha dışa dönük ve az sinirli olduğu ortaya çıktı.

ABD’deki Boston Tıp Fakültesinden yaşlılık uzmanlarının yaptığı araştırma kişiliğin yaşam süresini etkilediğini gösterdi.

Geriatri uzmanı Thomas Perl ve ekibi, ortalama 75 yaşında ve akrabaları 100 yaşına kadar ya da daha fazla yaşamış yaklaşık 250 kişinin kişiliğini inceledi.

Fransız Le Figaro gazetesinin internet sitesinde yer alan araştırma sonunda bilim adamları, katılımcıların ailelerindekilerin dışa dönük ve az sinirli olduğu sonucuna vardı. Perl, az sinirli olanların stresi daha iyi yönetebildiğini, dışa dönüklerin de daha fazla arkadaşının olduğunu ve arkadaşlarının onlarla daha iyi ilgilendiğini belirtti.

Son 10 yıldır birçok bilimsel araştırmada 100 yıl ya da daha uzun süre yaşayan kişilerin yaşam tarzları incelendi ya da ”genlerinin şifreleri çözülmeye” çalışıldı, ancak ”Journal of the American Geriatrics Society” dergisinde yayımlanan bu araştırmada bilim adamları ilk kez bu kişilerin psikolojileri üzerinde durdu.

YAŞAMA İSTEĞİ, İYİMSERLİK VE DENGELİ GELİR DAĞILIMI DA ÖNEMLİ

Paris Üniversitesi’nden geriatri uzmanı Françoise Forette de, ”100 yaşına ulaşabilmek için” yaşama isteğinin bulunması ve iyimser olunması gerektiğini vurguladı.

Forette, ”çok erken emekliliğin” iyi bir fikir olmadığını, emeklilikte, çalışılan zamandakinden 10 kat az şey yapıldığını, bunun da zihnin işleyişini azalattığına dikkati çekti.

GELİR DAĞILIMI DENGELİ OLMALI

Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü’nden nüfusbilimci Jean-Marie Robine’e göreyse gelir dağılımının dengeli olması da ömrü uzatıyor. Robine, ortalama ömrün kadınlarda 86, erkeklerde 79,2 olduğu Japonya’da zengin ve fakirler arasındaki gelir dağılımının nispeten dengeli olduğunu belirtti. İngiltere, ABD ve Brezilya’da ise zengin ve fakirlerin kazançları arasında büyük fark bulunduğunu, bu nedenle bu ülkelerdekilerin yaşam süresinin Japonyadakilerden daha az olduğunu hatırlattı.

Beslenmenin ”100 yaşına ulaşmak için” ikinci derecede önemli olduğunu belirten Robine, önleyici tıbbınsa gerekliliğini vurguladı. Yine Japonya örneğini veren uzman, bu ülkede çalışanların her yıl sağlık kontrolünden geçtiğini ve böylece erken tanının konulabildiğini ifade etti.

Mart 28, 2009

(0) Comments

Cinsel ilişkide ideal süre kaç dakika?

39712Yapılan araştırmalar, tatmin sağlayıcı cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu.
Stockholm’de düzenlenen Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kongresinde sunulan araştırmalar, tatmin sağlayıcı cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu

ABD Mid-Michigan Sağlık Merkezleri Tıbbi Direktörü Dr. Matt Rosenberg, “Cinsel ilişkinin saatlerce sürmesi gerektiği yönündeki genel kanının aksine, ABD ve Kanadalı cinsel ilişki terapistlerinin yürüttüğü yeni bir çalışmada, tatmin edici cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika arasında sürdüğü ortaya koyuldu” dedi.

Bu sürenin yaşla birlikte düştüğüne işaret eden Rosenberg, “Dünya nüfusu yaşlanmaya devam ettikçe, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde sertleşme sorununun yaygınlığı artacak. Bu sorunun çözümünde hedefler, yalnızca sertliği artırmak yerine, tatmin edici bir cinsel yaşamın yeniden sağlanmasına yöneltilecek olursa tedavinin sonuçları iyileşir” diye konuştu. Cinsel tatmini partneriyle paylaşmanın erkeğin cinsel deneyiminin önemli bir unsuru olduğuna işaret eden Rosenberg, bu konuda son dönemde geliştirilen ilaçların olumlu etki gösterdiğini söyleyerek, “Araştırmalar Bayer Schering Pharma’nın ilacı Levitra’nın uzun ve sürekli sertleşme sağladığı belirlendi” dedi.

Mart 12, 2009

(0) Comments

Temizlik Şirketleri

admin

Işıltı Temizlik, 1997′den beri evleriniz de ve ofisleriniz de Genel Temizlik hizmeti sağlamaktadır. Işıltı Temizlik Ev ve Ofis temizliğinin vazgeçilmez ilkeleri olan Güvenilirlik ve Titizliğe büyük önem vermektedir. 12 yıllık geçmişimizde de bu ilkelerinden asla vazgeçmemiştir.

Siteye Giriş İçin Tıklayın

Temizlik Şirketleri

Mart 9, 2009

(0) Comments

Sigara fakiri de zengini de öldürüyor

63109İster fakir ol ister zengin… Sigara maddi duruma bakmıyor, kullananı öldürüyor. Bilim adamları araştırdı çıkan sonuçlar böyle oldu.
Sigaranın, maddi durumu ne olursa olsun, bütün insanlar için ölüme yol açan bir etken olduğu bildirildi.

Bilim adamları İskoçya’nın 2 kentinden, 1972-1976′da seçtikleri 45-64 yaşındaki 15 bin kişiyi gelir durumları ve sosyal statülerine göre gruplara ayırdı. Katılımcılar kadın-erkek, sigara kullanan, sigarayı bırakan ve hiç sigara içmeyenler olarak da sınıflandırıldı.

28 yıl sonra ölüm oranlarını inceleyen bilim adamları, hiç sigara içmeyen, geliri iyi olan kadınların araştırma süresince hayatta kalma oranını yüzde 65, erkeklerinkini yüzde 53 olarak hesaplandı. Hiç sigara içmeyen fakirlerdeyse bu oran kadınlarda yüzde 56, erkeklerde yüzde 36 çıktı.

Sigara içen zengin kadınlarda yaşama oranı yüzde 40, fakirlerde yüzde 35 iken, zengin erkeklerde bu oran yüzde 25, fakirlerde yüzde 18 olarak belirlendi.

Bilim adamları, yaşama şansının, zengin ya da fakir tüm sigara içenlerde, hiç sigara içmeyen fakirlerinkinden çok daha az olduğunu vurguladı.

Bu alandaki en kapsamlı araştırmaya imza atanlardan Laurence Gruer, araştırmanın, sigaranın, statüsü ne olursa olsun, kullananı öldürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Sigarayı bırakmak için geç olmadığını vurgulayan bilim adamları, sigarayı bırakanların hayatta kalma şansının, hiç sigara içmemişlere, sigara kullanmaya devam edenlerinkinden daha yakın olduğuna dikkati çekti.

Araştırma, “British Medical Journal” dergisinde yayımlandı.

Mart 9, 2009

(0) Comments

Sekse tercih edilen tek şey!

20897Türkler bu tercihi yapar mı pek emin değiliz ama İngilizler’in seks yerine daha çok yapmak istedikleri bir şey var.
İngiltere’de Edinburgh Uyku Merkezi’nin yaptığı bir araştırma İngilizlerin uykuyu, sekse tercih ettiğini ortaya koydu.

Araştırmaya katılan 8 bin 500 kişinin yüzde 80′i uzun bir uykuyu sekse tercih ettiklerini söyledi.

Katılımcıların yüzde 10′unda uyku problemi ve yüzde 5′inde ileri derecede uyuyamama hastalığı olduğu ortaya çıktı


Diğer Sayfalar 1 of 6123456»