Kameralı Sohbet


Sesli Sohbet


Mirc Sohbet

Not : Norton Antivirus, Awast ve NOD32 Antivirus Tarafından Taranmış

 

Ocak 21, 2009

(0) Comments

Çocuk Terbiyesinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Pedagog Adem Güneş
NESİL YAYINLARI

Ne zaman ki biz, bizi kaybettik, çocuklarımızı da kaybettik…
Bizim zamanımızda çocuk suçları olarak okul koridorlarında koşmak, istiklal marşı okunurken düzgün durmamak, el kaldırmadan öğretmenle konuşmak geliyordu.
Ya da bayramda, bayram namazına geç kalmak, şeker toplarken birkaç şekere birden el uzatmak, arabaların arkasından koşmak, çocuk suçları olarak konuşuluyordu. Ne oldu bize ki artık çocuk suçları olarak annesini kesmek, babasını silahla tehdit etmek, sokakta araba yakmak, öğretmenini köşe başında şişlemek, güvenlik kamerasına el sallayarak hırsızlık yapmak kayıtlara geçer oldu?
O çocuklar mı başkaydı, bu çocuklar mı başka?
O anne babalar mı başkaydı, bu anne babalar mı başka?
O günkü terbiye metotları mı başkaydı, bugünkü terbiye metotları mı başka?
Biz nerede hata yapıyoruz?

Yapıyoruz ki yanı başımızda büyüyen o masum yüzlü sevimli çocuklar, bir süre sonra dünyamızı zehir edecek hale geliyorlar.
İşte bu kitapta, bu soruların cevaplarını bulabilmek için bir mum yakılıyor.
Çocuk terbiyesinde doğru zannedilen yanlışlarla yüzleşiliyor.
Belki de herkes kendisi ile yüzleşiyor…
Çünkü kendimizi kaybettiğimiz yerde, çocuklarımızı da kaybettik, biliyoruz…

Ocak 4, 2009

(0) Comments

HALDUN TANER

xmeans

16 Mayıs 1915′te İstanbul’da doÄŸdu. 7 Mayıs 1986’da İstanbul’da yaÅŸamını yitirdi. Son Osmanlı meclisinde İstanbul miletvekili olan İstanbul Darülfünun’u (İstanbul Üniversitesi) Hukuk Fakültesi profesörü Ahmed Selahattin’in oÄŸlu. Ortaöğrenimini 1935′te Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Devlet tarafından Almanya’ya Heidelberg Üniversitesi’ne gönderildi. Siyasal Bilimler Fakültesi’ne devam etti. Zatürree olunca eÄŸitimini yarıda bırakıp 1938′de İstanbul’a döndü. Tedavisi 1942′ye kadar sürdü. 1950′de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Filolojisi Bölümü’nü bitirdi. Sanat Tarihi Kürsüsü’nde asistan oldu. 1950’den sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde, Gazetecilik Enstitüsü’nde, LCC Tiyatro Okulu’nda binlerce öğrenci yetiÅŸtirdi. İki yıl Viyana’daki Max Reinhardt Tiyatro Akademisi’nde öğrenim gördü. Viyana’daki bazı tiyatrolarda reji asistanı olarak çalıştı. 1957′de tekrar Türkiye’ye döndü. Gazetecilik Enstitüsü’ndeki derslerine devam etti. Tercüman ve Milliyet gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Edebiyat yaÅŸamına gençlik yıllarında yazdığı skeçlerle baÅŸladı. “Töhmet” adlı ilk öyküsü Yedigün dergisinde “Haldun YaÄŸcıoÄŸlu” takma ismiyle 1946′da yayınlandı. New York Herald Tribune Gazetesi’nin 1953′te İstabul’da düzenlediÄŸi öykü yarışmasında “ÅžiÅŸhaneye YaÄŸmur Yağıyordu” öyküsüyle birinci oldu. 1956′da Varlık dergisinin araÅŸtırmasında yılın en beÄŸenilen öykücüsü seçildi. Öykülerinde bireyin toplumdaki yaÅŸam biçimleri üzerinde durdu. Bunların aksayan yanlarını mizah unsurları kullanarak anlattı. Eski ve yeni yaÅŸam biçimi arasında kalmış insanların, sonradan görme zenginlerin yaÅŸamlarını ele aldı. Toplumun deÄŸiÅŸik kesimlerden seçtiÄŸi kiÅŸilerin tutarsızlıklarını, çeliÅŸkilerini ikiyüzlülüklerini sergiledi. Öykülerinin arka planında da çoÄŸunlukla İstanbul manzaraları oldu. Tiyatrodaki ilk eserlerinde dramatik türün baÅŸarılı örneklerini verdi. Ardından epik tiyatro denemelerine giriÅŸti. “KeÅŸanlı Ali” adlı oyunu Türk Tiyatrosu’ndaki ilk epik tiyatro örneÄŸidir. Bu oyun Türkiye’nin yanısıra Almanya, İngiltere, Çekoslovakya, Yugoslavya’nın çeÅŸitli kentlerinde oynandı. Daha sonraki dönemlerde konularını güncel olaylardan alan siyasal-sosyal taÅŸlamaların ağır bastığı oyunlar yazdı. Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile DevekuÅŸu Kabare Tiyatrosu’nu, Ahmet Gülhan ile Tef Tiyatro Grubu’nu kurdu. Türk ortaoyunu ve tuluat tiyatrosu ögelerinden de yararlanarak toplumsal olayları alaylı bir dille eleÅŸtirdiÄŸi oyunlarıyla büyük baÅŸarı kazandı.
——————————————————————————–
ESERLERİ:

ÖYKÜ:
Yaşasın Demokrasi (1949)
TuÅŸ (1951)
Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu (1953)
Ayışığında Çalışkur (1954)
Onikiye Bir Var (1954)
Konçinalar (1967)
Sancho’nun Sabah Yürüyüşü (1969)
Kızıl Saçlı Amazon (1970)
Yalıda Sabah (1983)

OYUN:
Günün adamı-Dışardakiler (1957)
Ve Değirmen Dönerdi (1958)
Fazilet Eczanesi (1960)
Lütfen Dokunmayın (1961)
Huzur Çıkmazı (1962)
Keşanlı Ali Destanı (1964)
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (1964)
Zilli Zarife (1966)
Vatan Kurtaran Åžaban (1967)
Bu Åžehr-i Stanbul Ki (1968)
Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1971)
Astronot Niyazi (1970)
Ha Bu Diyar (1971)
Dün Bugün (1971)
AÅŸk-u Sevda (1973)
Dev Aynası (1973)
Yâr Bana Bir Eğlence (1974)
Ayışığında Şamata (1977)
Hayırdır İnşallah (1980)
Eşeğin Gölgesi
Haldun Taner Kabare

FIKRA-GEZİ-SÖYLEŞİ:
DevekuÅŸuna Mektuplar (1960)
Hak dostum Diye başlayalım Söze (1978)
Düşsem Yollara Yollara (1979)
Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil (1979)
Yaz Boz Tahtası (1982)
Çok Güzelsin Gitme Dur (1983)
Berlin Mektupları (1984)
Koyma Akıl Oyma Akıl (1985)
Önce İnsan Olmak (1987)

ÖDÜLLERİ

1953 New York Herald Tribune’nin düzenlediği Uluslararası Hikaye Yarışması Türkiye Birinciliği Şişhaneye Yağmur Yağıyordu ile
1955 Sait Faik Hikaye Armağanı Onikiye Bir Var ile
1956 Varlık Dergisi’nce Türkiye’nin En Beğenilen Öykü Yazarı secildi
1972 Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü Sersem Kocanın Kurnaz Karısı ile
1983 Sidat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (Pervev Naili Boratav ile paylaştı)
Bordighera Müzik Festivali Hikaye Ödülü Sancho’nun Sabah Yürüyüşü ile

Ocak 4, 2009

(0) Comments

GÜLTEN DAYIOĞLU

1935’te Kütahya’nın Emet ilçesinde doÄŸdu. İstanbul’da Atatürk Kız Lisesi’ni bitirdi. Bir süre Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördü. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beÅŸ yıllık hizmetten sonra 1977′de istifa etti. Romanlar, öyküler, radyo ve televizyon oyunları yazdı. 1965′ten beri eÄŸitim ve öğretim sorunlarıyla ilgili görüşlerini Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri ile çeÅŸitli dergilerdeki yazılarıyla dile getiriyor. Daha çok çocuk edebiyatıyla uÄŸraÅŸtı. 1963-1971 yıllarında çocuklar için, birer hikayelik yirmi altı küçük kitap yayınladı. Altı-dokuz yaÅŸ grubu için 20 kitaplık “Ece ile Yüce” isimli bir de dizi hazırladı.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ÖYKÜ:
Döl (1970)
Geride Kalanlar (1975)
Geriye Dönenler (1986)

ÇOCUK KİTAPLARI:

ROMAN:
FadiÅŸ (1971)
Dört Kardeştiler (1971)
Suna’nın Serçeleri (1974)
Yurdumu Özledim (1977)
Ben Büyüyünce (1979)
Dünya Çocukların Olsa (1981)
Ölümsüz Ece (1985)
Kafdağı’nın Ardına Yolculuk (1987)
Parpat Dağının Esrarı (1989)
Midas Kartalının Gözleri (1991)
Tuna’dan Uçan Kuş (1992)
YeÅŸil Kiraz (1992)

ÖYKÜ:
Uçan Motor (1965)
Kırmızı Bisikletin Binicisi (1965)
Leylek Karda Kaldı (1979)
Şenlik Günü (1983)
Kır Gezisi (1983)
Azat KuÅŸu (1984)
Deli Bey (1984)
Kumluktaki Yavru Martı (1984)
Sıcak Ekmek (1984)
Uçurtma (1984)
Neşeli Boyacı (1988)
Küskün Ayıcık (1989)
Yaşanmış Hayvan Öyküleri I-II (1991)
Leylek Karda Kaldı (1991)

BİLİMKURGU:
Akıllı Pireler (1982)
Işın Çağı Çocukları (1987)

GEZİ:
Bambaşka Bir Ülke Amerika’ya Yolculuk (1990)
Efsaneler Ülkesi Çin’e Yolculuk (1990)
Kangurular Ülkesi Avustralya’ya Yolculuk (1991)
Doğal Güzellikler Ülkesi Kenya’ya Yolculuk (1993)

ÖDÜLLERİ:

1965 Yunus Nadi Yarışması Öykü Ödülü ikinciliği, Döl ile
1974 Arkın Çocuk Edebiyatı Yarışması armağanı
1987 Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Ödülü, Gül Gelin adlı öyküyle
1987 Kültür ve Turizm Bakanlığı Çocuk Edebiyatı Ödülü, Kafdağı’nın Ardına Yolculuk ile
1989 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanı Ödülü, Parpat Dağı’nın Esrarı ile
1990 Altın Kitap Ödülü

Ocak 4, 2009

(0) Comments

GUSTAVE FLAUBERT

2 Aralık 1821’de Fransa Rouen’de doÄŸdu. 1880′de bir inme sonucu yaÅŸamını yitirdi. Fransız romancı ve gerçekçilik akımını baÅŸlatan yazar. Babası Achille Flaubert Rouen’daki bir hastanenin baÅŸ cerrahı. Annesi de bir hekim kızı. 1840′ta liseyi bitirdi. 1841′de Paris Hukuk Fakültesine kaydoldu. 22 yaşındayken sara olduÄŸu kabul edilen bir hastalığının bulunduÄŸu ortaya çıktı. EÄŸitimini tamamlamadı. 1846′da babasını kaybetti. Bir kızı olan ablası da ölünce, annesi ve yeÄŸeniyle Rouen yakınlarındaki Croisset’ye yerleÅŸti, yaÅŸamının tümünü burada geçirdi. İlk yazı çalışması 1837′de yayınlandı. Kasım 1849’dan Nisan 1951’e kadar Maxime du Camp ile birlikte Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya’yı dolaÅŸtı. İçe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Edebiyat dünyasından pek çok kiÅŸiyle mektuplaÅŸtı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Gerçekçilik akımını baÅŸlatan kiÅŸi olarak gösterilmesinde ünlü romanı Madam Bovary kadar bu mektuplarda dile getirdiÄŸi edebiyat ve sanatla ilgili görüşleri de etkilidir. YaÅŸadığı dönemde kitaplarından maddi kazanç saÄŸlayamadı. YaÅŸamının son yılları acılar, edebi baÅŸarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bu dönemdeki en büyük avuntuları, manevi oÄŸlu olan Guy de Maupassant’ın baÅŸarısı ve başını Emile Zola’nın çektiÄŸi natüralist (doÄŸalcı) grubun ona verdiÄŸi deÄŸerdi. En ünlü romanı olan Madame Bovary 1856′da yayınlandığında, yazar ve yayıncı hakkında ahlaksızlığa teÅŸvik suçundan dava açıldı. Madame Bovary bugün dünya edebiyatının temel taÅŸlarından biridir.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ROMAN:
Madam Bovary (1856)
Bir Delikanlının Hikayesi (1870 iki cilt: Bir Delikanlının Hikayesi 1964, Gönül ki Yetişmekte 1982)
ErmiÅŸ Antonius ve Åžeytan (1968)
Bouvard ile Pecuchet (1881)
Salambo (1862, Türkçe 1935-1985)

OYUN:
Gönül Şatosu (1880)

ÖYKÜ:
Üç Hikaye (1887, Türkçe 1955, 1981)

DENEME:
Basmakalıp Düşünceler Sözlüğü (1913)
Kitap DeliliÄŸi (1926)

GÜNLÜK:
Kırlarda ve Kumsallarda (1886)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

GIOVANNI BOCCACCIO

1313 yılında İtalya’da Floransa’da dünyaya geldiği sanılıyor. Küçük bir toprak sahibinin evlilik dışı oğlu. Baba evinde büyüyüp özel dersler aldı ve kendisini yetiştirdi. Ticaret ve bankacılık eğitimi için Napoli’ye gönderildi. Sürekli okudu, Akdeniz kültürlerini inceledi. Astronomi, hukuk, edebiyatla ilgilendi. Grekçe öğrendi. Şiirler, öyküler yazdı. Napoli’de uzun yıllar yaşadıktan sonra Floransa’ya döndü. 1375’te Certaldo’da yaşamını yitirdi. Petrarca ile birlikte Rönesans hümanizminin temelini attı. Konuşma dilinde yazılan edebiyatı, antik çağ ve klasik eserlerin düzeyine yükseltti.

 
——————————————————————————–

ESERLERİ

Rime (1914, Büyük yaşamı boyunca yazdığı şiirlerin sadeleştirilmiş ve açıklamalı basımı) Filocolo (Düzyazı)
Filostrato (Åžiir)
Elegia di Madonna Fiammetta (Roman)
Decameron (Öyküler)
Commento alla Commedia (Dante’nin Tanrısal Komedya’sının yorumu)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FUZULİ

xmeans

Divan edebiyatının en büyük ÅŸairidir (1480-1556). Fuzuli’nin asıl adı Mehmet’tir. Irak’ta Kerbelâ’da doÄŸdu, öğrenimini BaÄŸdat’ta gördü. GençliÄŸi, Safevi Türk İmparatorluÄŸu’nun parlak dönemine rastlar. BaÄŸdat’a yerleÅŸti ve ömrü boyunca Irak’tan hiç ayrılmadı.. Kanuni Süleyman 1534′te BaÄŸdat’ı fethettiÄŸi zaman padiÅŸaha kaside yazıp sunduÄŸu gibi, veziriazam Damat İbrahim PaÅŸa, vezir Rüstem PaÅŸa, niÅŸancı Celâlzade Mustafa Çelebi gibi devlet ileri gelenlerine de kasideler yazdı. Kanuni, ÅŸaire günde 9 akçe aylık baÄŸladı. Fuzuli’nin bu aylığı alamaması üzerine niÅŸancı Celâlzade Çelebi’ye yazdığı mektup Åžikâyetname adıyla ün kazandı.

Fuzuli’nin divan edebiyatı üzerindeki etkisi büyüktür. Åžiirlerini Azeri ÅŸivesiyle yazmasına karşın bütün Türk milletince sevilen ve benimsenen bir ÅŸairdir. Üslûbu, edası ve temaları gerek klasik divan ÅŸairlerince, gerek halk ÅŸairlerince günümüze kadar taklit edilmiÅŸtir. Dili sade olan ÅŸiirleri halk arasında da yayılmıştır.

Türkçe, Farsça ve Arapça olmak üzere üç divanı vardır. O zamanın sanat ve bilim dili Arapça ve Farsça olmasına rağmen Türkçe ile de mükemmel şiir söylenebileceğini öne sürmüş ve bunu kanıtlamıştır.

Eserleri

Fuzuli sadece ÅŸairliÄŸiyle deÄŸil, yapıtlarının çokluÄŸuyla da meÅŸhurdur. Üç divanından baÅŸka baÅŸta Leylâ ve Mecnun olmak üzere birçok eseri vardır. BaÅŸlıca eserleri ÅŸunlardır: Leylâ ve Mecnun (ünlü bir mesnevidir); Hadikat-üs-Süeda (Kerbelâ Olayı’nı konu alan bu düzyazı ve ÅŸiir karışımı eser, ÅŸairin en önemli kitaplarından ve Türk edebiyatının ÅŸaheserlerinden biridir, sonraki ÅŸairleri büyük ölçüde etkilemiÅŸ, birçok defa basılmıştır); Beng ü Bade (500 beyitlik Türkçe mesnevi); Heft-Cam (327 beyitlik bir sakiname); Rind ü Zahid (Farsça düzyazı); Hüsn ü AÅŸk (Farsça düzyazı); Åžikâyetname (Türk mizah ve hiciv edebiyatının ÅŸaheserlerindendir) v.d.

Leylâ ve Mecnun

Türkçe divanı kadar ünlüdür. Bir Arap emirinin kızı Leylâ ile ona âşık olan bir Arap gencinin başından geçenleri anlatır. Mesnevi tarzında yazılmıştır. Zamanımıza kadar 30 defadan fazla basılmış, bütün önemli dünya dillerine çevrilmiÅŸtir. Rusya’da opera olarak da bestelenmiÅŸtir.

Yeterli Gelmedi mi Sorun değil Aşağıdaki Sayfamıza Bakın :) )

Fuzuli, Kasidenin Özellikleri ve Su Kasidesinin Açıklaması Ders Sunusu (Yılmaz KISA)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FÜRUZAN

xmeans

29 Ekim 1935’te İstanbul’da doÄŸdu. Sadece ilkokul eÄŸitimi alabildi. Kendi kendini yetiÅŸtirdi. İlk öyküsü 1956’da SeçilmiÅŸ Hikayeler Dergisi’nde yayınlandı. 1964-1972 arasında Dost, Yeni Dergi ve Papirüs’te yayınlanan öyküleriyle dikkat çekti. 1975’te çaÄŸrılı olarak Berlin’e gitti. Bir yıl kaldığı Berlin’de Türk işçilerle röportajlar yaptı. “Benim Sinemalarım” adlı öyküsü 1989’de sinemaya uyarlandı. İlk romanı “Parasız Yatılı” ile 1972 Sait Faik Hikaye ArmaÄŸanı’nı kazanınca ünlendi. İlk romanlarında düşmüş kadınlar, kötü yola sürüklenen küçük kızların, çöküş sürecindeki burjuva ailelerin, yeni yaÅŸama koÅŸullarından bunalan, yurt özlemi çeken göçmenlerin, yoksulluk içinde yaÅŸama savaşı veren, tek silahları sevgi olan yalnız kalmış kadınların, çocukların dramlarına sevecen bir bakışla eÄŸildi. Ayrıntılarla beslediÄŸi canlı anlatımı, karaterleri iÅŸleyiÅŸindeki derinlikle dikkat çekti. Almanya incelemelerinden sonra da göçmen ve gurbetçi işçi soranları üzerinde durdu. Ayrı kültürlerden gelen insanların yaÅŸamlarından kesitler verdi, özellikle gurbetçilerin çocuklarının sorunlarına eÄŸildi.
——————————————————————————–

ESERLERİ

ÖYKÜ:
Parasız Yatılı (1971)
KuÅŸatma (1972)
Benim Sinemalarım (1973)
Gecenin Öteki Yüzü (1982)
Gül Mevsimidir (1985)

ROMAN:
47’liler (1974)
Berlin’in Nar Çiçeği (1988)

GEZİ-RÖPORTAJ:
Yeni Konuklar (1977)
Balkan Yolcusu (1994)
Ev Sahipleri (1981)

OYUN:
Redife’ye Güzelleme (1981)
Kış Gelmeden (1997)

ŞİİR:
Lodoslar Kenti (1991)

ÇOCUK KİTABI:
Die Kinder Der Turkei (1979, Türkiyeli Çocuklar)

ÖDÜLLERİ

1972 Sait Faik Hikaye Armağanı, Parasız Yatılı ile
1975 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü, 47’liler ile

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FERİT EDGÜ

 24 Åžubat 1936’da İstanbul’da doÄŸdu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde eÄŸitim görürken kazandığı bir sınavla Almanya’ya gitti. Oradan Fransa’ya geçti. 1959-1964 arasında Paris’te resim çalışmalarının yanısıra felsefe, sanat tarihi, seramik kurslarına katıldı. AskerliÄŸini yedeksubay öğretmen olarak yaptı. 1 yıl daha Paris’te yaÅŸadı. Türkiye’ye dönüşünde önce metin yazarlığı yaptı. Daha sonra DATA reklamcılık ve Ada yayıncılık ÅŸirketlerini kurdu. Yazın hayatına ÅŸiirle baÅŸladı. İlk ÅŸiiri 1952’de Kaynak dergisinde, ilk öyküsü 1954’te Yeni Ufuklar dergisinde yayınlandı. Yazılarında edebiyatın konumu, yazarın özgün koÅŸulları ve nitelikleri üzerine düşünceleriyle dikkat çekti. Plastik sanatlar alanındaki deneme, eleÅŸtiri ve tartışmalarıyla ilgi uyandırdı. Romanlarında “niçin” sorusundan çok “nasıl” sorusu üzerinde durdu. Çevresiyle uyum saÄŸlayamayan bireyin sorunlarına eÄŸildi. “O” adlı romanı, Onat Kutlar’ın senaryosuyla Erden Kıral tarafından “Hakkâri’de Bir Mevsim” adıyla filme çekildi. Film, 1983’te 33. Berlin Film Festivali’nde ve 1984’te 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivali’nde ödül aldı. Abidin Dino, Yüksel Arslan, Bedri Rahmi, Eren EyüboÄŸlu, Füreya, Aliye Berger ve Ergin İnan’ın yaÅŸamlarıyla ilgili araÅŸtırma kitapları da yayınladı.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ÖYKÜ:
Kaçkınlar (1959)
Bozgun (1962)
Av (1968)
Bir Gemide (1978)
Çığlık (1982)
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı (1988)

ROMAN:
Kimse (1976)
O (1977)

ŞİİR:
Ah Min-el AÅŸk (1978)

DENEME:
Ders Notları (1978)
Yazmak Eylemi (1980)
Şimdi Saat Kaç (1986)
Binbir Gece (1991)

ÖDÜLLERİ:

1979 Sait Faik Hikaye Armağanı, Bir Gemide ile
1979 Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü, Ders Notları ile
1988 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı ile

Ocak 4, 2009

(2) Comments

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

1914′te İstanbul’da doÄŸdu. Babası subay olduÄŸu için ilk ve orta öğrenimini Türkiye’nin deÄŸiÅŸik yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu’nu bitirdi. Orduya katıldı. 15 yıl asker olarak hizmet yaptı, DoÄŸu ve Orta Anadolu, Trakya’yı dolaÅŸtı. Önyüzbaşı rütbesinde iken kendi isteÄŸiyle ordudan ayrıldı. Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde kısa bir süre görev yaptı. Çalışma Bakanlığı İş MüfettiÅŸi olarak İstanbul’da çalıştı. 1959′da İstanbul Aksaray’da “Kitap” Kitabevini açtı. Yayıncılık yaptı, 1960-1964 arasında “Türkçe” isimli bir aylık dergi çıkardı. 1970′te yayınevini kapattı, sadece ÅŸiirle uÄŸraÅŸmaya baÅŸladı. Yayınlanan ilk yazısı Yeni Adana Gazetesi’nin 1927′de düzenlediÄŸi yarışmada birincilik alan bir öyküydü. İlk ÅŸiiri “YavaÅŸlayan Ömür” 1933′te İstanbul Dergisi’nde çıktı. Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Peyami Safa’nın da dikkatini çeken ÅŸiirleri Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı, Gençlik, Yeditepe, Türk Dili, Yenilik, Vatan, ÇaÄŸrı, Türkçe, Ataç, Türk Yurdu, Yön, Devrim gibi dergilerde yayınlandı. İlk ÅŸiirlerinde Necip Fazıl Kısakürek etkisinde kaldı. “Havaya Çizilen Dünya” (1934) ÅŸiir kitabındaki ÅŸiirlerinde bu etki görülür. Kendi ÅŸiir çizgisine yöneliÅŸi “Çocuk ve Allah”, “Daha” (1940) kitaplarıyla baÅŸlar. Åžiiri “sezgi” ve “us” olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Sezgi dönemi eserleri “Havaya Çizilen Dünya” (1934), “Çocuk ve Allah” ile “Daha”yı (1940) izleyen “Çakırın Destanı” (1945), “TaÅŸ Devri” (1945) kitaplarını kapsar. “Asû” (1955) ile baÅŸlayan ikinci dönem günümüze kadarki ÅŸiirlerinde etkin olan “usçu” dönemdir. Sezgi döneminde kendine has bir ÅŸiir dili ve biçemi yaratmaya çalıştı. “Us” dönemi ise güçlü bir Türkçe tutkusuyla dikkat çeker. DaÄŸlarca bu dönemde dilin arılaÅŸtırılması çabalarına katıldı, evrensel temalara ağırlık vermeye baÅŸladı. 1970 sonrasında yoÄŸunlukla çocuk ÅŸiirleri yazdı. Hem Türkiye’de hem uluslararası düzeyde birçok ödül kazandı, bir çok ülkede ÅŸiirleri okundu. Kitapları birçok dile çevrildi.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ŞİİR:
Havaya Çizilen Dünya (1935)
Çocuk ve Allah (1940)
Daha (1943)
Çakırın Destanı (1945)
TaÅŸ Devri (1945)
Üç Şehitler Destanı (1949)
Toprak Ana (1950)
Aç Yazı (1951)
İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951)
İstiklal Savaşı- İnönüler (1951)
Sivaslı Karınca (1951)
İstanbul-Fetih Destanı (1953)
Anıtkabir (1953)
Asu (1955)
Delice Böcek (1957)
Batı Acısı (1958)
Mevlana’da Olmak (Gezi) (1958)
Hoo’lar (1960)
Özgürlük Alanı (1960)
Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961)
Aylam (1962)
Türk Olmak (1963)
Yedi Memetler (1964)
Çanakkale Destanı (1965)
Dışarıdan Gazel (1965)
Kazmalama (1965)
YeryaÄŸ (1965)
Vietnam Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966)
Kubilay Destanı (1968)
Haydi (1968)
19 Mayıs Destanı (1969)
Vietnam Körü (destan-oyun) (1970)
Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970)
Malazgirt Ululaması (1971)
Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)
Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)
Horoz (1977)
Hollandalı Dörtlükler (1977)
Çukurova Koçaklaması (1979)
Nötron Bombası (1981)
Yunus Emre’de Olmak (1981)
Çıplak (1981)
İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
Uzaklarda Giyinmek (1990)
Dildeki Bilgisayar (1992)

ÖDÜLLERİ

1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü
1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla
1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla
1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile
1977 Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla
1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg
Amerika) tarafından “En İyi Türk Åžairi” seçildi
1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nde Altın Çelenk ödülü

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FATMA ÂLİYE HANIM

1862′de İstanbul’da doÄŸdu 1936′da yine İstanbul’da yaÅŸamını yitirdi. İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eÅŸitliÄŸinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar. Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet PaÅŸa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle baÅŸladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uÄŸraÅŸmak kadınlar için hoÅŸ karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi.
Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliÄŸinde baÅŸladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeÅŸitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaÅŸlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaÅŸtırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le baÅŸlayıp ilk çaÄŸ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı.
Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aÅŸkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziÄŸin felsefe ile iliÅŸkilerine deÄŸindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziÄŸe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaÅŸam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koÅŸulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduÄŸu görüşlerin son derece cesur olduÄŸu ortaya çıkar. Kadın-erkek eÅŸitliÄŸine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eÄŸitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliÄŸe karşı çıktı. BoÅŸanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiÄŸini savundu.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ROMAN:
Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
Muhâdarât (1891)
Ref’et (1897)
Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
Enin (1912)

ÇEVİRİ:
Meram (Roman, 1889)

ANI-İNCELEME-MEKTUP:
Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
Levayih-i Hayat (1897-1898)
Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)

TARİH:
Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)

FELSEFE:
Teracim-i Felasife (1899-1900)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

18 Mayıs 1989′da İstanbul’da doÄŸdu. 8 Kasım 1973’te Akdeniz’de seyreden Samsun gemisinde yaÅŸamını yitirdi. Türk ÅŸiirinde “hecenin 5 ÅŸairi” diye bilinen ÅŸairlerden biri. Yenilikçi edebiyatımızın geçiÅŸ döneminde dili, tekniÄŸi ve romantik İstanbul’lu kiÅŸiliÄŸiyle de olsa, Anadolu gerçeÄŸine açıldı. Türkçenin geliÅŸmesine büyük katkı saÄŸladı. Milli edebiyat akımına verdiÄŸi güçle kendisinden sonra gelen kuÅŸaktaki biçok ÅŸairi etkiledi. Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet HaÅŸim ÅŸiirinin yanında üçüncü bir kümenin oluÅŸmasına neden oldu. İstanbul Darülfünun’u Tıp Fakültesi’ndeki eÄŸitimini yarım bıraktı. Kayseri, İstanbul ve Ankara’da liselerde ve öğretmen okullarında edebiyat dersleri verdi. 1946-1960 arasında Demokrat Parti’den İstanbul’dan milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960’tan sonra bir süre Yassıada’da tutuklu kaldı. Biraz Cenap Åžahabettin’den, büyük ölçüde de Yahya Kemal Beyatlı’dan etkilenerek ilk ÅŸiirlerini aruz vezniyle yazdı. Sonra hece veznine döndü. Anadolu insanının duygularını iÅŸleyerek Milli edebiyat akımının yurtçu duyarlılığını zengileÅŸtirdi. Erkek bencilliÄŸini yücelten aÅŸk ÅŸiirleri de yazdı. Anayurt adlı dergiyi 8 sayı çıkardı. “Çamdeviren”, “Deli Ozan” gibi takma isimlerle mizah ÅŸiirleri yazdı. Fıkra, manzum oyun, roman türünde eserleri de var.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ŞİİR:
Şarkın Sultanları (1919)
Gönülden Gönüle (1919)
Dinle Neyden (1919)
Çoban Çeşmesi (1926)
Suda Halkalar (1928)
Bir Ömür Böyle Geçti (1933)
Elimle Seçtiklerim (1934)
Akarsu (1937)
Tatlı Sert (Mizah Şiirleri, 1938)
Akıncı Türküleri (1938)
Heyecan ve Sükûn (1959)
Zindan Duvarları (1967)
Han Duvarları (Seçme Şiirler, 1969)

OYUN:
Canavar (1925)
Özyurt (1932)
Akın (1932)
Kahraman (1933)
Yayla Kartalı (1945)

ROMAN:
Yıldız Yağmuru (1936)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FALİH RIFKI ATAY

1894′te İstanbul’da doÄŸdu. Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. 20 Mart 1971′de İstanbul’da yaÅŸamını yitirdi. 1911′de “Tecelli” dergisinde ilk ÅŸiirleri, Servet-i Fünun dergisinde ilk denemeleri yayınlandı. 1913′te Tanin gazetesinin baÅŸyazarı oldu. İstanbul mektupları, röportajlar, köşe yazıları yazdı. 1913-1914′te Bahriye ve Dahiliye kalemlerinde çalıştı. 1′inci Dünya Savaşı’nda yedeksubay olarak Suriye’de bulundu. 4′üncü Ordu Komutanı Cemal PaÅŸa’nın özel kaleminde görev yaptı. Cemal PaÅŸa Bahriye Nazırı olunca bakanlıkta çalışmaya baÅŸladı. Heybeliada Çarkçı Mektebi’nde Türkçe öğretmenliÄŸi yaptı. 1918′de birkaç arkadaşıyla birlikte AkÅŸam gazetesini kurdu. Gazetenin KurtuluÅŸ Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle divan-ı harpte yargılanıp tutuklandı. 2′nci İnönü Savaşı’nın kazanılmasından sonra serbest bırakıldı, Anadolu’ya geçti. 1922′den sonra Bolu ve Ankara milletvekili olarak Meclis’e girdi. Atatürk’e yakın kiÅŸiler arasında yer aldı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yayın organı olan Hakimiyet-i Milliye gazetesinde, ardından Ulus’ta yayınlanan köşe yazılarında, Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e geçiÅŸin yarattığı sorunlar üzerinde durdu. Yapılan reformları ve BatılılaÅŸma çalışmalarını savundu. Gezi yazılarıyla Cumhuriyet döneminin ilk örneklerini verdi. 1950′de Demokrat Parti iktidarından sonra 1952′de İstanbul’da “Dünya” gazetesini kurdu. YaÅŸamının sonuna kadar bu gazetede baÅŸyazılar ve röportajlar yazdı.
——————————————————————————–

ESERLERİ

FIKRA:
Niçin Kurtulmamak (1953)
Çile (1955)
İnanç (1965)
KurtuluÅŸ (1966)
Pazar Konuşmaları (1966)
Bayrak (1970)

ANI:
Atatürk’ün Bana Anlattıkları (1955)
Çankaya (1961)
Atatürk Ne İdi (1968)

GEZİ:
FaÅŸist Roma, Kemalist Tiran, KaybolmuÅŸ Makedonya (1930)
Denizaşırı (1931)
Yeni Rusya (1931)
Moskova-Roma (1932)
Bizim Akdeniz (1934)
Taymis Kıyıları (1934)
Tuna Kıyıları (1938)
Hind (1944)
Yolcu Defteri (1946)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

FAKİR BAYKURT

1929’da Burdur’un YeÅŸiloca ilçesi Akçaköy’de doÄŸdu. Az topraklı köylü bir ailenin çocuÄŸu. 1948′de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirdi, 5 yıl köy öğretmenliÄŸi yaptı. 1955′te Ankara Gazi EÄŸitim Enstitüsü’nden mezun oldu. Sivas, Hafik ve ÅžavÅŸat’ta öğretmenlik, ilköğretim müfettiÅŸliÄŸi yaptı. İlk romanı “Yılanların Öcü”nün yayınlanmasından sonra Bakanlık emrine alındı. 1962′de ABD Indiana Üniversitesi’nde ders araçları konusunda eÄŸitim gördü. Yurda dönüşünden sonra Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kuruluÅŸunda görev aldı ve Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖMFED) Genel BaÅŸkanı oldu. İlk öğretmenler boykotu nedeniyle 1969′da açığa alındı. 1971′de istifa etti. 12 mart döneminde 1971’de sıkıyönetimce tutuklandı. Askeri mahkeme önünde uzun süre yargılanıp beraat etti. Salıverildikten sonra Almanya’ya gitti. Uzun süre Duisburg kentinde yaÅŸadı. 10 Ekim 1999’da burada yaÅŸamını yitirdi. Yazmaya ÅŸiirle baÅŸladı. Orhan Veli çizgisinde ama köy hayatı içerikli ÅŸiirler yazdı. 1950′den sonra öykü ve romana yöneldi. Ona göre öykü, “yazıldığı dönemin tarihsel, toplumsal renklerini, özelliklerini içermeli az da olsa belge iÅŸlevi yüklenmelidir.” İlk öykü kitabı “Çilli”den baÅŸlayarak öykülerinde kesitleri deÄŸil geniÅŸ açılımları, bir anın olayını deÄŸil geniÅŸ dönemlerin olaylarını iÅŸledi. Romanlarında Türkiye’deki köylü yaÅŸamını halkçı ve devrimci bir bakış açısıyla ele aldı. Köylünün bilinci ve bilinçaltındaki istekleri, tepkileri, çeliÅŸkileri yansıttı. 1950-1970 döneminde etkili olan “köy edebiyatı hareketi”nin önde gelen temsilcisi oldu.
——————————————————————————–

ESERLERİ:

ROMAN:
Yılanların Öcü (1954), Irazcanın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Amerikan Sargısı (1967), Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1997).

ÖYKÜ:
Çilli (1955), Efendilik Savaşı (1959), Karın Ağrısı (1961), Cüce Muhammet (1964), Anadolu Garajı (1970), On Binlerce Kağnı (1971), Can Parası (1973), İçerdeki Oğul (1974), Sınırdaki Ölü (1975), Gece Vardiyası (1982), Barış Çöreği (1982), Duirsbug Treni (1986), Bizim İnce Kızlar (1992), Dikenli Tel (1998).

TOPLUM-EĞİTİM YAZILARI:
Efkar Tepesi (1960), Şamaroğlanları (1976), Kerem ile Aslı (1974), Kale Kale (1978).

ÇOCUK KİTAPLARI:
Topal Arkadaş, Yandım Ali, Sakarca, Sarı Köpek, Dünya Güzeli (1985), Saka Kuşları (1985).

ŞİİR:
Bir Uzun Yol.

ÖDÜLLERİ:
1958 Cumhuriyet Gazetesi’nin Yunus Nadi Roman Armağanı Irazca’nın Dirliği ve Yılanların Öcü ile
1970 TRT Öykü Ödülü Sınırdaki Ölü ile
1970 TRT ve 1971 Türk Dil Kurumu Roman armağanları Tırpan ile
1974 Sait Faik Öykü Armağanı Can Parası ile
1978 Orhan Kemal Roman Armağanı Kara Ahmet Destanı ile de
1980 Avni Dilligil Tiyatro Ödülü
1984 Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü Almanca’ya çevrilen Barış Çöreği ile
1985 Alman Endüstri Birliği (BDİ) Yazın Ödülü Gece Vardiyası ile

Ocak 4, 2009

(0) Comments

EVLİYA ÇELEBİ

xmeans

1611’de İstanbul’da doÄŸdu. 1682’de, Mısır’dan dönerken yolda ya da İstanbul’da öldüğü sanılıyor. Asıl adı Evliya Çelebi DerviÅŸ Mehmed Zillî. Ailesi Kütahya’dan gelip saraya yerleÅŸti. Babası sarayda kuyumcu olan Mehmet Zillî. Özel öğrenim gördü. Bir süre medresede okudu, babasından tezhip, hat ve nakış sanatlarını öğrendi. Musiki ile ilgilendi, hafız oldu. Enderuna alındı. Dayısı Melek Ahmed PaÅŸa aracılığıyla Sultan 4′üncü Murat’ın hizmetine girdi. Gezmeye ilgisi çocukluÄŸunda babasından ve yakınlarından dinlediÄŸi öyküler, söylenceler ve masallardan kaynaklanır. Seyahatname’nin giriÅŸ bölümünde gezi merakını bir rüyaya baÄŸlar. Kendi anlatımınına göre, bir gece rüyasında Hazreti Muhammed’i gördü. “Åžefaat ya Resulallah” diye ÅŸefaat isteyecekken, ÅŸaşırıp “Seyahat ya Resulallah” dedi. Böylece birçok ülkeyi gezme, tanıma fırsatı bulduÄŸunu yazar. 1635’te, yani 24 yaşındaki iken önce İstanbul’u dolaÅŸmaya, gördüklerini, duyduklarını yazmaya baÅŸladı. 1640’ta Bursa, İzmit ve Trabzon’u gezdi. 1645’te Kırım’a Bahadır Giray’ın yanına gitti. Yakınlık kurduÄŸu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıktı. 1646’da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed PaÅŸa’nın muhasibi oldu. DoÄŸu illerini, Azerbaycan’ın, Gürcistan’ın kimi bölgelerini gezdi. Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaÅŸtı. 1648’te İstanbul’a dönerek Mustafa PaÅŸa ile Åžam’a gitti, üç yıl bölgeyi gezdi. 1651’den sonra Rumeli’yi dolaÅŸmaya baÅŸladı, bir süre Sofya’da bulundu. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Teselya, Kandiye, Gümülcine, Selanik yörelerini gezdi.

50 yıllık seyahat

Gezileri 50 yıl sürdü. Gezilerinde karşılaÅŸtığı toplumların yaÅŸama düzenini ve özelliklerini yansıtan gözlemler yaptı. Kültürleri, günlük yaÅŸayışları inceledi ve ünlü Seyahatname’sinde yazdı. Seyahatname’nin üslubu, Divan edebiyatı düz yazılarının tersine son derece sadedir. Dili kolayca anlaşılır. KonuÅŸma diline yakın, akıcı bir üslup kullandı. Anlatımlarında kimi zaman mizah unsurlarına da yer verdi. Gözlemlerine, kendi düşünce ve çıkarmalarını da ekledi. Anlatımını belli bir zaman dilimiyle sınırlamadı. Seyahatname’de geçmiÅŸle gelecek, ÅŸimdiki zamanla geçmiÅŸ iç içedir. Yapısı gereÄŸi Seyahatname bir kültürel derleme niteliÄŸindedir. İçinde, gidilen yerlerde dinlenen halk öyküleri, türküler, halk ÅŸiirleri, söylenceler, masallar, maniler, halk oyunları unsurları, giyim-kuÅŸamla ilgili özellikler, düğün-cenaze törenleri, yerel oyunlar, inançlar, komÅŸuluk baÄŸlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat özellikleri de vardır. Ayrıca gezilen bölgelerdeki evler, cami, mescid, çeÅŸme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kule, kale, sur, yol, havra, köprü gibi çevresel yapıları da inceler. Seyahatnamesi, yalnızca 17′nci Yüzyıl Osmanlı dünyası için deÄŸil, Kafkasya, Arap ülkeleri, Balkanlar ve Orta Avrupa bakımından da önemli bir tarihsel coÄŸrafya-kültür haritası niteliÄŸindedir.

ESERİ:

Seyahatname (10 cilt. İlk sekiz cilt 1898-1928, son iki cilt 1935-1938)

Ocak 4, 2009

(0) Comments

ERZURUMLU EMRAH

Erzurum’un Tanbura köyünde doÄŸdu. DoÄŸum tarihi bilinmiyor. 1860’ta Niksar’da yaÅŸamını yitirdi. Erzurum’da medrese eÄŸitimi gördü. Önceleri sadece saz çalıp ustasının ÅŸiirlerini söylüyordu. Sonra kendisi de deyiÅŸler söylemeye baÅŸladı. NakÅŸibendi tarikatına girdi. Hayal kırıklığı ile biten bir gönül macerasından sonra memleketinden ayrıldı. 1828′de Trabzon’a gitti. 1835′te Sivas’a geçip burada 12 yıl kaldı. Ardından Tokat’ta bir süre yaÅŸadı. Burada tanıdığı Mahmud adlı bir genci kendisine çırak yaptı ona “Nuri” mahlasını verdi. Bu çırak sonradan “Tokatlı Nuri” adıyla büyük ün yaptı. Tokat’tan sonra Amasya, Merzifon, Çorum yoluyla Ankara’ya gitti. AÅŸiret reisi AliÅŸan Bey’in takdirini kazandı. Uzun yıllar Çankırı ve Kastamonu’da kaldı. 1850′de Tokat Niksar’a yerleÅŸti. Burada evlenerek yaÅŸamının sonuna kadar Niksar’da yaÅŸadı. Âşıklık geleneÄŸinin bütün özelliklerini taşıyan bir ÅŸair. Åžiirlerinde aÅŸk, gurbet, sıla özlemi, yazgıdan yakınma gibi konuları iÅŸledi. Duyarlı ve çoÅŸkulu söyleyiÅŸiyle dikkat çekti. Divan edebiyatını da öğrendi ama bu tarzda yazdığı ÅŸiirlerin sayısı az. Yer yer tasavvufa yönelen koÅŸmaları ünlü. Döneminde Anadolu’da pek tanınmayan “ErciÅŸli Emrah”ın bazı güzel ÅŸiirleri de Erzurumlu Emrah’a maledildi. Aruzlu ÅŸiirlerinden bir bölümü 1916′da Erzurumlu Mehmed Abdülaziz Efendi tarafından “Divan-ı Emrah” adıyla yayınlandı. Åžiirleri ve yaÅŸamıyla ilgili bilgiler Eflatun Cem Güney’in 1928′de yayınlanan “Erzurumlu Emrah” araÅŸtırması ile Köprülüzade Mehmed Fuad’ın 1929 tarihli “XIX Asır Saz Åžairlerinden Erzurumlu Emrah” kitaplarında toplandı.


DiÄŸer Sayfalar 1 of 1512345678910»...Son Sayfa »