Kameralı Sohbet


Sesli Sohbet


Mirc Sohbet

Not : Norton Antivirus, Awast ve NOD32 Antivirus Tarafından Taranmış

 

Şubat 6, 2010

(0) Comments

Azerilerden Türkiye’ye şok fatura

admin

Türkiye, yılda 6 milyar metreküp doğalgaz aldığı Azerbaycan’a yükselen fiyatlar nedeniyle 2010 yılında 720 milyon dolar yerine 1.8 milyar dolar para ödeyecek. Geriye dönük 1.7 milyar dolar borç ise kapıda bekliyor.

faturasayac

Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın “Azerbaycan ile doğalgaz fiyatının artırılmasına yönelik müzakerelerde anlaşma sağlandığı, yeni fiyatın iki tarafça da kabul gördüğü” sözlerinin arkasından yeni fiyatla ilgili detaylar ortaya çıkmaya başladı.

Türkiye ile Azerbaycan arasında yürütülen müzakerelerde Azeri tarafının fiyatını belirgin olarak artırarak dediğini yaptırdığı anlaşılırken, Türkiye’nin de yeni fiyatı, Rus gaz fiyatının yüzde 10 altında tutmayı başardığı öğrenildi.

Ancak yine de yeni fiyatla Türkiye, Azeri doğalgazının bin m3’üne 120 dolar yerine ortalama 300 dolar ödeyecek. Türkiye için bu artış, yılda 6 milyar m3 doğalgaz aldığı Azerbaycan’a, 2010’da 720 milyon dolar yerine 1.8 milyar dolar ödemesi anlamına gelecek.

Azerbaycan’la yürütülen müzakereler yeni fiyatın belirlenmesinin yanı sıra, Şahdeniz II boru hattıyla gelecek doğalgazın transit fiyatını da içeren diğer başlıkları da kapsadığından, henüz imzalar atılmadı. Diğer konularda da anlaşma sağlanmasının ardından fiyat revizyonunu da içeren yeni anlaşmaya imza konulacak.

Enerji Bakanı Taner Yıldız, önceki akşam İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mottaki ile yaptığı görüşmenin ardından, “Yeni fiyat, Azeri kardeşlerimiz tarafından da kabul gördü. Şahdeniz II ve transit geçiş ücretleriyle alakalı konularda verdiğimiz teklifin makul olduğunu söylüyoruz ama bu konuda henüz teyit almış değiliz” dedi.

Resmi olarak Türkiye’nin BOTAŞ ve Azerbaycan’ın da milli petrol şirketi SOCAR tarafından sürdürülen daha sonra da bakanlar düzeyinde yürütülen müzakereler uzun zamandır devam ediyordu. Azerbaycan’ın Türkiye’ye 120 dolara sattığı gaz fiyatının, Türkiye’nin Rusya’ya ödediği fiyat düzeyine çekilmesi isteniyordu. Konu Başbakan Erdoğan’ın geçen yılın ortalarında Azerbaycan’a yaptığı ziyarette de gündeme geldi.

Bu ziyarette Türkiye’nin fiyatı yükselteceği ancak Rus gazına ödenen fiyat düzeyine çıkarmayacağı yönündeki görüşü tekrarlandı. Geçen süre içinde yürütülen müzakerelerde fiyatın bin m3 doğalgaz için ortalama 300 dolar olması üzerinde anlaşıldı.

Bu fiyat halen bin m3’üne 330 dolar ödenen Rus doğalgaz fiyatının yaklaşık yüzde 10 altında bulunuyor.

Geriye dönük 1.7 milyar $ borç AZERİ gazının Türkiye’ye yaratacağı ilave bir maliyet de, yeni fiyatla oluşan farkın geriye dönük olarak işletilmesi ve Azerbaycan’a ödenmesi olacak. Bu kapsamda Türkiye 15 Nisan 2008’den bugüne kadarki döneme ilişkin fiyat farkını telafi etmek amacıyla Azerbaycan’a 1.7 milyar dolarlık ilave para ödemek zorunda kalacağı hesaplanıyor.
Gülümhan Gülten / Vatan

Şubat 6, 2010

(0) Comments

Aylık 200 kişinin maaşını alıyor

admin

Dünyanın en çok kazanan anchowoman’ı program başına tamı tamına 300 bin dolar alıyor. Haftada bir program yapan sunucunun aylık aldığı para ise 1 milyon 200 bin dolar ile 200 kişinin maaşına denk geliyor.

 a

Amerikan CBSNEWS televizyon kanalında 60 Dakika (60 Minutes) adlı haber programını hazırlayıp sunan ünlü anchorwoman Katie Couric, bu günlerde büyük bir maaş indirimiyle karşı karşıya.

CBS’in patronu Les Moonves, kanalın bütün masraf kalemlerinde kısıntıya giderken ünlü sunucunun maaşını da tırpanladı. Ancak ünlü sunucunun buna karşı çıktığı gelen haberler arasında.

Dünyada bir TV celebritiy’sinin kazandığı en yüksek maaşı alan Couric, yılda 14 milyon dolar kazanıyor.

Haftada bir program yapan ünlü spikerin program başına aldığı ücret 300 bin dolara geliyor.

Kanal yönetimi belli maaşın üzerindekilere yüzde 50 indirime gidiyor. Operasyon gerçekleşirse Couric’in maaşı da en az yüzde 50 azalacak.

Patron Les Monvers, ‘Bu dönemde diğer 200 çalışana ödediğimiz maaşı tek bir kişiye ödememiz akıllıca değil’ dedi.

Şubat 2, 2010

(0) Comments

Memura müjdeli haber

Memurlara sosyal haklarda sosyal haklarda önemli iyileştirmeler yapıldı. Haklarla ilgili genelge Resmi Gazete’de yayımlandı.

memur 

Başbakanlık, ailesinde engelli bulunan ve bakmakla yükümlü olduğunu belgelendiren memura mesaisinde kolaylık sağlanması, nöbet ve vardiyalı çalışmadan muaf tutulması konusunda kamu kurum ve kuruluşlarına talimat gönderdi.

Cihan haber ajansının haberine göre, 2009 toplu görüşmelerinde, Sağlık-Sen’in önerisi üzerine, ailesinde engelli bulunan memura, bir saat erken mesai ile nöbet ve vardiyalı çalışma muafiyeti hakkı konusunda mutabakata varılmıştı. Konuyla ilgili düzenleme, toplu görüşmelerde mutabakata varılan kararların uygulanması hakkında 30 Ocak 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzalı Başbakanlık genelgesi içinde yer aldı.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, yaptığı değerlendirmede, Başbakanlık genelgesinde yer verilen “Özürlü aile ferdinin günlük bakımı için izin kullanımında gerekli kolaylık sağlanacak” ibaresi ile uygulanabilirliğin sağlanmasının mümkün olmayacağını söyledi.

Kaçar, toplu görüşmelerde varılan mutabakata göre günlük bir saat izin ile nöbet ve gece vardiyasından muafiyet için mevzuat düzenlemesi yapılması gerektiğini kaydetti.

KAMU ÇALIŞANLARINA YENİ HAKLAR

30 Ocakta yayınlanan aynı genelgeye göre, kamu çalışanları pek çok başka hak da elde etti. İşte o haklar:

* Disiplin soruşturmasına uğrayan memura, kendini savunması için yeterli süre verilecek.

* Soruşturma süresi 7 günden az olamayacak. Ancak talep eden memura ilave savunma süresi tanınacak. Ayrıca hakkında soruşturma yürütülen memurun üye olduğu sendikanın temsilcisi, disiplin kurullarında yer alacak. Böylece sendikası memuru birinci ağızdan savunma hakkını elde edecek.

* Sendikaların il ve ilçe temsilcilerine basına açıklama yapma yetkisi tanınıyor. Bu tür şikayetler disiplin soruşturmasına konu yapılmayacak.

* Eş ve sağlık durumuna dayalı tayin taleplerine özen gösterilecek. Memurların hafta sonu ve resmi tatil günlerinde il dışına çıkabilmeleri konusunda kolaylık sağlanacak.

* Çalışma alanlarının kamera ile izlenmesine de sınırlama getiriliyor. Buna göre mecburi güvenlik ihtiyacı ve kamu yararını gerçekleştirme amacı dışında kamu görevlilerinin izlenmesine imkan verilmeyecek.

Sabah

Ocak 31, 2010

(0) Comments

Herkes ‘dizi yıldızı’ oluyor

admin

Yeni moda; internette fotomontajla dizi yıldızı olmak. Ay Yapım’ın web sitesindeki oyunda en çok ‘Ezel’, ‘Eyşan’ ve ‘Ramiz Dayı’ ilgi görüyor.

ezel3001

YÜZ NAKLİYLE YILDIZ OLUN!
‘Ezel’, ‘Aşk-ı Memnu’, ‘Yaprak Dökümü’ ve ‘Samanyolu’ dizilerinin yapımcısı Ay Yapım, herkesi dizi yıldızı yapıyor! Şirket, resmi internet sitesinde başlattığı ‘Yüzyüze’ adlı bölümde, dizi hayranlarına keyifli bir oyun oynatıyor. Bu uygulama sayesinde izleyiciler, kendi yüzlerini, hayranı oldukları yıldızların yüzlerine naklederek, onların yerine geçiyor.

‘RAMİZ DAYI’ İKİNCİ SIRADA
Erkek izleyicilerin en fazla rağbet ettiği karakter ‘Ezel’. Onu ‘Ramiz Dayı’ izliyor. Kadınlar arasında ise ‘Aşk-ı Memnu’ dizisinden ‘Bihter’ ile ‘Ezel’den ‘Eyşan’ karakterleri büyük ilgi görüyor. Ay Yapım yetkilileri, bu ilginç oyun nedeniyle yüzlerce teşekkür mektubu aldıklarını söylüyor. Öner ÖNGÜN / Sabah

Ocak 31, 2010

(0) Comments

Meclisteki yasak aşkın meyvesi!

admin

11 Ocak akşamı bekar bir TBMM çalışanı kadın doğum yapınca, gözler gizli babaya çevrildi.

meclisyasakask

Ankara’da dedikodu kazanı kaynıyor. Bekar bir kadın 11 Ocak akşamı 18:27’de özel bir hastanede bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Genç kadın, uzun süredir evli ve iki çocuk babası bir bürokratla aşk yaşıyordu. ‘Demokrasinin mabedinin’ önemli isimlerinden biriyle…

Ali Eyüboğlu / Milliyet

TBMM BUNU KONUŞUYOR

Şimdilerde Ankara’nın havası sert mi sert. Başkentte havanın bu kadar sert olmasının nedenleri çeşitli. Suikast planları, krokiler, kozmik odalar, Poyrazköy’den gelen soğuk hava dalgası, ‘balyoz’ sesleri Ankara’nın toz duman olmasına yetti.
Benim İstanbul’u bırakıp, yazı günüm olmayan Pazar günü Ankara’yı yazmamın sebebi bunlar değil. Benimkisi Ankara’nın düşük yoğunluklu gündemine dair.

Ankara’daki dedikodu kazanından çıkan duman 450 kilometre uzaktaki İstanbul’dan göründüğüne göre varın hesap edin yanan ateşin gücünü.

Şu günlerde Ankara’da ve özellikle de TBMM’de en çok konuşulan bu konunun kahramanlarının adları bende saklı. İsimlerini yazmamanın sebebi, kişilik haklarına duyduğum saygı.

O nedenle kahramanlarımızın kimler olduğunu ve ne iş yaptıklarını açık açık yazmayacağım, ama ipuçları vereceğim.

‘Pazar bulmacası’ gibi

Alice’yi takip edenler bilir, bu tür yazılar yazmam. Bunu bir ‘Pazar bulmacası’ sayın.
Gelelim olaya…

11 Ocak 2010 Pazartesi günü saat 18.27’de Ankara’da özel bir hastanede doğum yapan bekar bir kadın nur topu gibi bir oğlan dünyaya getirir.
Kadın ve dünyaya getirdiği oğlu 13 Ocak 2010 Çarşamba günü de hastaneden taburcu edilir.
Özel hastaneden başkente yayılan bu bilgi başta TBMM olmak üzere Ankara kulislerini hareketlendirir. Çünkü doğum yapan kadın bekardır ve TBMM çalışanıdır. Diyeceksiniz ki, “Bir kadının evlenmeden çocuk sahibi olmasından başkalarına ne?”
Haklısınız. Konunun mesele yapılmasına gelince: Bunun için 20 günlük anne ile TBMM’deki ‘hamisi’nin iş serüvenini anlatmalıyım.

Halen TBMM’de üst düzey bir bürokrat olarak görev yapan birinin yıllar önceki görev yeri bakanlıklardan biriydi. Orada ‘müsteşar yardımcısı’ olarak görev yapıyordu. Söz konusu güzel kadın da o bakanlıkta ‘işçi’ olarak çalışıyordu.

Müsteşar yardımcısı, genç kadındaki cevheri keşfetti ve onu asistanı yaptı.

‘İşçi’ydi sekreter oldu

Müsteşar Yardımcısı’na sonra Allah, “Yürü ya kulum” dedi. Bülent Arınç’ın başkan olduğu dönemde TBMM’ye geçti, Köksal Toptan döneminde de halen bulunduğu göreve terfi etti.

Bürokratımız TBMM’ye geçer geçmez, asistanını da yanına aldı. Zamanla onu sekreteri yaptı.
Kadının, bakanlıkta ‘işçi’yken önce asistan, ardından da TBMM’de sekreter yapılması muhalefet milletvekillerini rahatsız etti.
Hatta CHP Milletvekillerinden biri TBMM’ye “Ne iş?” diye yazılı bir soru önergesi verdi.

TBMM’nin evli ve iki çocuk sahibi üst düzey bürokratı ile doğum yapan bekar sekreterinin yıllara dayanan yakın mesai ilişkisi haliyle ‘durumdan vazife çıkaranlar’ı harekete geçirdi.

Kuşkuları giderir mi, yoksa yeni soru işaretlerinin doğmasına mı neden mi olur bilemem. Ulaştığım bir ‘son dakika’ bilgisi var ki, önemli. 20 gün önce dünyaya gelen bebeğin nüfus kağıdı da çıktı.
‘Baba’ hanesinde kuşkulanan adamın değil, başka birinin adı yazılı. Üstelik ‘anne’ ile ‘baba’nın soyadı da aynı.

Ocak 31, 2010

(0) Comments

Renee kaleyi içten fethetti

admin

Geçtiğimiz yıl nişanlanan Renee Zellweger, Cooper’ın ailesi tarafından çok seviliyor.

reneezellweger565

 Geçtiğimiz yıl Bradley Cooper’la nişanlanan Renee Zellweger, Cooper’ın ailesi tarafından çok seviliyor. Gelinlerini iyice benimseyen aile, yakın tarihte düğün olmasını istiyor.

Aşk hayatında aradığı mutluluğu Bradley Cooper’da bulan ünlü aktris Renee Zellweger, Cooper’ın ailesinden de ilişkisi konusunda tam destek alıyor. Geçtiğimiz Noel’i Cooper’ın ailesinin evinde geçiren ve yeni yıla da onlarla birlikte giren Zellweger, yoğun iş temposundan fırsat buldukça müstakbel kayınvalidesi ve kayınpederini ziyarete gidiyor.

Geçtiğimiz günlerde Cooper’in annesi Gloria ve babası Charlie ile yürüyüş yaparken görüntülenen ünlü yıldız, rahat tavırlarıyla dikkat çekti. Cooper’ın ailesinin yanında kendisini evinde gibi hisseden Zellweger’e yakın kaynaklar, yıldızın bu yıl evleneceğini söylüyor.

GÜNAYDIN

Ocak 31, 2010

(0) Comments

‘Bırakın Gökçe ile evleneyim’

admin

Gökçe Bahadır’ı aldattığı yönündeki haberlere üzülen Ali Sunal, gazetecilere içini döktü.

alisunalgokcebahadir2

 Evlilik hazırlıkları yaptığı Gökçe Bahadır’ı aldattığı yönünde çıkan haberlere çok üzülen oyuncu Ali Sunal, önceki akşam gazetecilere içini döktü.

Cihangir’de bir balıkçıda arkadaşları ile yemek yiyen Sunal, mekandan bir kadınla çıktı. Arkadaşını yanından uzaklaştırdıkdan sonra gazetecilerin yanına gelen genç oyuncu, “Yanımdaki arkadaş, dizide sekreterimi oynuyor. Lütfen yanlış bir şey yazmayın, o da sevgilisine karşı zor durumda kalır” dedi. Artık üzülmek istemediğini de belirten Sunal, sözlerine “Bakın etrafımızda herkes evleniyor. Bırakın ben de, sevdiğim kadın Gökçe ile artık evleneyim” diye devam etti.

Geçtiğimiz günlerde Elif Dağdeviren’le bir mekanda öpüştüğüne dair çıkan haberlerin kendisini çok şaşırttığını söyleyen başarılı oyuncu, “Kendisiyle ortak bir proje üzerinde çalışıyoruz. Herhalde bizi görenler konuyu yanlış aktardılar” diye konuştu. Sunal ayrıca, Bahadır’la ilişkilerinin çok iyi gittiğini ve bu haberlerin ilişkilerini bozamayacağını söyledi: “Bu öpüşme haberini Gökçe’ye izah etmedim, çünkü o bana güveniyor.”

HÜRRİYET

Ocak 31, 2010

(0) Comments

Emrah’tan Şallı’ya squash dersi

admin

Ebru Şallı’nın sunduğu Ebruli programının bugünkü konuğu sanatçı Emrah’dı.

emrahebrusalli

 Tv8 ekranlarında her sabah canlı olarak yayınlanan, Ebru Şallı’nın sunduğu Ebruli programının bugünkü konuğu sanatçı Emrah’dı.

Polat Tower Sportem’den Emrah’ın sahibi olduğu spor merkezinden canlı yayınla ekranlara gelen programda Şallı ve ekibi geleneği bozmadan havuz başında pilateslerini yaptılar. Emrah’ın konuk olduğu program “Spor Aşktır” sloganıyla başladı.

Sohbet, sağlıklı yaşam, yeni projeler ve Ebru Şallı ile eskiye dayanan “Belalım Benim” dizisinden ilginç karelerin izlendiği programda keyifli dakikalar yaşandı.

Programda Emrah ile birlikte bağışıklık sitemini güçlendirici direnç içeceği hazırlayan ikili direnç içeceğini içtikten sonra canlı yayında squash yaptılar. Daha önce 1-2 kez squash denediğini söyleyen Ebru Şallı Emrah’tan kendisine oyunu öğretmesini istedi. İkili kısa ama keyifli bir karşılaşma yaptılar.

 ebrusalli454

Emrah Ebru Şallı’ya neden tokat attı?

Programda Emrah ile birlikte başrollerini paylaştıkları “Belalım Benim” dizisinden de görüntüler yayınlanan Şallı ve Emrah, dizi ile ilgili bir anılarını da izleyiciler ile paylaştı. VTR’de bir sahnede Emrah, Ebru Şallı’ya öyle bir tokat atıyor ki;

Emrah;
- Yönetmen Kaya Abi, tokat atarken biraz daha dokunursan daha iyi duygu çıkar dedi.

Ebru Şallı;
- Öyle bir duygu çıkmış ki, gözlerimden yaş fışkırıyor

Emrah;
- Tokattan sonra bir bakışın vardı bana, şimdi VTR’ye baktığımda hatırlıyorum.

Ebru Şallı;
- Şimşek çaktı vallahi yıldız neymiş onları gördüm diyor.

Ocak 31, 2010

(0) Comments

Vadi’de aşk rüzgarları esiyor

admin

Ünlü spiker, Kurtlar Vadisi’nin senaristi Bahadır Özgener ile birlikte yakalandı.

bahadirozgenerbaharfeyzan

“Kurtlar Vadisi”nin senaristi Bahadır Özdener, önceki gün haber spikeri Bahar Feyzan ile kol kola görüntülendi. Hürriyet’in haberine göre; Özdener, flaşların patlaması üzerine paniğe kapılan ve uzaklaşmaya çalışan Feyzan’ı “Kaçmamıza gerek yok” diyerek sakinleştirdi.

Ocak 30, 2010

(0) Comments

Aldığınız ilaç sizi öldürebilir

admin

Tedaviniz için aldığınız ilacı nasıl ve neyle kullanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

ilac2901
 Yeşim Sert Karaaslan – Uzmanlar, yanlış kullanılan soğuk algınlığı ilaçlarının bazen ölümcül olabilen alerjilere, karaciğer, böbrek ve kalp-damar problemlerine, kan hücrelerinde düşmelere ve kanı fazla sulandırarak kanamalara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilaçların, başta enfeksiyonlar ve ağrılar başta olmak üzere hastalıkların tedavisini sağlayan en önemli maddeler olduğunu söyledi.

İlaçların tedavi edici özelliğinin yanı sıra bilinçsiz ve kontrolsüz kullanıldığında ”ölümcül bir silah” olabileceğine dikkati çeken Şenol, ”Düzgün olmayan ilaç kullanımları sonucunda ortaya çıkan ilaç yan etkileri, bugün dünyada önemli hastalıklar ve ölüm nedenleri arasındadır” dedi.

Şenol, yanlış ilaç kullanımının genellikle reçetelenmesi gerekmeyen ”market ilaçları” olarak adlandırılan ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, nezle ilaçları ya da vitamin ve bitkisel kökenli takviyelerin fazla dozda ya da gereğinden uzun süre, birden fazla ilaçla birlikte, kalp, böbrek, karaciğer hastaları gibi olumsuz ilaç etkilerine duyarlı kişilerde kullanılması sonucu ortaya çıktığını bildirdi.

Bazı ilaçların, yiyecek ve içeceklerle de etkileştiğini ve bu nedenle yanlış kullanıma neden olduğunu vurgulayan Şenol, bir ilacı güvenli kullanabilmek için şu uyarılarda bulundu:

”Kullanılan ilacın adı, nasıl kullanıldığı ve ne dozda alınması gerektiği bilinmeli. Kullanılan ilaçların adları ve kullanılan doz, not edilerek listelenmeli. Yeni bir ilaca başlanacağında ya da bir sağlık kuruluşuna başvurulacağında bu liste hekime gösterilmeli. İlaç, hekim tarafından ne şekilde öneriliyorsa öyle kullanılmalı. Kullanılan ilaçla ilgili akla takılan sorular sorulmalı ve ayrıntılı bilgi edinilmeli. Hekim dışında, bir başkasının kullandığı ve önerdiği ilaç kullanılmamalı. İşi biten ilaçlar imha edilmeli, başkalarının kullanamayacağı biçimde atılmalı. Özellikle şeker hastalığı olanlar, yüksek tansiyon hastaları, böbrek hastaları ilaç kullanımında çok dikkatli olmalı.”

Şenol, ilaçların yan etkilerinin özellikle bazı yaş gruplarında ve kimi kronik hastalıklarda daha tehlikeli olduğunu belirterek, ”5 yaş altı çocuklar, 65 üstü erişkinler, diyabet için insülin alanlar, epilepsi (sara) ilaçları kullananlar, digoksin gibi kalp ilaçları ve kanı sulandırıcı ilaçları kullananlar, narkotik analjezik denilen güçlü ağrı kesicileri alanlar ile aynı anda birden fazla sayıda ilaç kullananlar olumsuz etkilere daha duyarlıdır” diye konuştu.

-SOĞUK ALGINLIĞI İLAÇLARININ ÇOCUKLARDA KULLANIMINA DİKKAT-

Soğuk algınlığı nedeniyle başvurulan ilaçların, burun tıkanıklığını, ağrıları ve ateşi hafiflettiğini, ancak hastalık süresini kısaltmadığını ifade eden Şenol, ”Yanlış kullanımları ise bazen ölümcül olabilen alerjilere, karaciğer, böbrek ve kalp-damar problemlerine, kan hücrelerimizde düşmelere ve kanı fazla sulandırarak kanamalara yol açabilir” uyarısında bulundu.

Şenol, FDA (Amerikan Gıda-İlaç Birliği) tarafından 4 yaş altı çocuklarda öksürük şuruplarının ve nezle ilaçlarının kullanımının yasaklandığını belirterek, 6 aydan küçük çocuklarda ise kullanılabilecek tek ateş düşürücü olarak ”asetaminofen” önerildiğini söyledi.

Ateş düşürücülerin, damla, şurup ve tablet formlarına da dikkat edilmesi, 6 aydan küçük çocuklardaki damla formülünde, şuruptan çok daha fazla miktarda ilaç bulunduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Şenol, ”Cerrahi bir girişim öncesi aspirin gibi kanı sulandıran ilaçlar ve bitkisel takviyeler kesilmeli, ameliyatı yapacak hekime kullanılan tüm ilaçların listesi bildirilmeli. Pek çok ilacın, zararlı etkilerinin giderilmesinde ve vücuttan atılmasında karaciğer en önemli organdır. Bu yüzden ilaç kullananlar, 3 kadehten fazla alkol kullanmamalı” dedi.

Şenol, kimi ilaçların da olası yan etkileri nedeniyle birlikte kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

-Soğuk algınlığı ve alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar ve öksürük şurupları, alkol ve uyku verici ilaç veya bitkisel takviyelerle kullanılmamalı.

-Gut ve diyabet ilaçları, aspirin ile kullanılmamalı.

-Mide ağrısı ve bulantı, kusması olanlar, kabızlık giderici ilaçları kullanmamalı.

-Tansiyon, depresyon, kalp, guatr, diyabet ilaçları alanlar, prostat sorunları olanlar, burun açıcılar kullanmamalı.

-Tansiyonu yüksek olanlar ve tansiyon ilaçları alanlar, kanama problemi olanlar, karaciğer, böbrek hastası olanlar ağrı kesici kullanmamalı ya da hekim önerisi ile kullanmalı.

-Reçete edilen ilaçlar arasında en yanlış kullanılan ilaç grubu ise antibiyotiklerdir. Genellikle gerekmediği halde kullanılmaları hem bireysel hem toplumsal hasarlara neden olmaktadır

Ocak 30, 2010

(0) Comments

Acil servislere standart geliyor

admin

“Tıbbi donanımlarına ve insan kaynaklarına kadar standardize edilecek.”

edremitacilservis

 Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Opr. Dr. Orhan Koç, ”Acil servisler fiziki mekan şartlarından, tıbbi donanımlarına ve insan kaynaklarına kadar standardize edilecek” dedi.

Dr. Koç, Aydın’ın Nazilli ve çevre ilçeler ile Aydın, Denizli ve Tire’de bulunan sağlık tesislerinde ve hastane inşaatlarında incelemelerde bulundu.

Gazetecilere yaptığı açıklamada, özel ve kamu hastanelerinin acil servislerinin işleyişinin yeniden düzenlenmekte olduğunu belirten Koç, düzenlemeyle hastanelerin ”vakayı kabul etmiyorum’ gibi bir lüksünün olmayacağını” bildirdi.

Sağlık Bakanlığının tebliği uyarınca kamu, üniversite ve özel hastanelerin acil servislerinin aynı standarda getirileceğini ifade eden Koç, 112 komuta merkezlerinin acil vakalarla ilgili tek yetkili olacağı sistemle artık acil hastaların hastane hastane dolaştırılmayacağını anlattı.

Koç, şunları kaydetti:
”Yayımlanan tebliğ ile özel ve kamu hastanelerin tümünün acil servislerinin işleyişlerine yeniden düzenleme getirildi. Acil servisler fiziki mekan şartlarından, tıbbi donanımlarına ve insan kaynaklarına kadar standardize edilecek. İl sağlık müdürlükleri bünyesinde kurulan komisyonlar, tüm hastanelerin acil servislerini gözden geçirerek seviyelendirecek.

Hastanelerin hasta kapasitesi, vakaların özelliği ve branşlara göre ağırlıklı oranı, fiziki şartları, bulundurduğu malzeme, tıbbi donanım ve personelin niteliği, hizmet verdiği bölgenin özellikleri, bulunduğu konum, bünyesinde faaliyet gösterdiği sağlık tesisinin statüsü gibi ölçütler dikkate alınarak üç ayrı seviyeye ayrıldı. Bu şekilde komuta merkezi acil hastaları, hastanenin sahip olduğu şartları göz önünde bulundurarak sevk edecek.”

-ACİLLERDE NE DEĞİŞECEK-

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Orhan Koç, hastaları acil servislerde sağlık ekiplerinin karşılayacağını, şikayetleri dinleyerek önceliklerini belirleyeceğini ifade etti.

Tedavide öncelikli hastaların ‘’sarı alan”a, daha acil olanların ise ”kırmızı` alan”a alınacağını belirterek, şu bilgileri verdi:

”Ayakta başvuran hastalar ise ‘yeşil alan’da doktor bekleyecek. Tetkik ve tahliller için gerekli numuneler hastaların bulunduğu yerde alınarak, görevli personel tarafından ilgili birimine ulaştırılacak. Hastalar görüntüleme birimlerine de sağlık personeli ya da hostesler refakatinde gidecek. Acil servisin kurulu bulunduğu sağlık tesisinde aynı uzmanlık dalından 6 ve üzeri sayıda uzman doktorun görev yaptığı branşlarda her bir uzmanlık dalı için acil branş nöbeti düzenlenecek. Doktorlar branş nöbetlerini servislerde değil acil servis bünyesinde oluşturulacak muayene odalarında tutacaklar.”

Opr. Dr. Orhan Koç’un Nazilli ve çevre ilçelerdeki sağlık tesislerinin incelemelerinde Nazilli Devlet Hastanesi Baştabip Vekili Dr. Fikri Özçetin, Baştabip Yardımcısı Dr. Osman Köksal ve Hastane Müdürü Ramazan Özsoy da hazır bulundu.

Ocak 30, 2010

(0) Comments

Karınca başkasını düşünüyor

admin

Hasta karıncaların, ölmeden önce yuvadan uzaklaştıkları ortaya çıktı.

karinca1303

 Almanya’daki Ratisbonne Üniversitesi Zooloji Enstitüsü’nden bilimadamları, ölmeden kısa süre önce hasta karıncanın yuvayı terk ettiğini gördü.

Enstitüden yapılan açıklamada, hasta karıncanın yuvadaki diğer karıncalarla temas etmekten kaçındığını ve uzakta tek başına ölmeyi tercih ettiği belirtildi.

Bilimadamları, karıncaların “başkalarını düşünme özelliğine” sahip olduğunu ve özellikle yuvayı koruma kaygısı fazla olan işçi karıncaların hastalandıklarında kendilerini “yalnız ölmeye mahkum ettiğini” vurguladılar

Ocak 30, 2010

(0) Comments

Kışın bu gıdaları tüketin

admin

Bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırmak için öneriler:

brokoli0706

Yeşim Sert Karaaslan - Sağlık Bakanlığı, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırmak için meyve ve sebze tüketimine ağırlık verilmesi, yağlı gıdalardan uzak durulması, E vitamininden zengin yiyeceklerin tüketilmesi ve yeterli miktarda sıvı alınması gerektiği uyarısında bulundu.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, hava sıcaklığının değişmesine bağlı grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıkların görülme sıklığının arttığını belirterek, hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kış aylarında yağlı ve şekerli besinlere eğilimin arttığını, kapalı ortamlarda fazla zaman geçirildiğini, fiziksel aktivitenin azaldığını ve sonuçta kilo artışı olduğunu ifade eden yetkililer, bunların tümünün hastalıklara yakalanma riskini arttırdığını söyledi.

Hastalıklardan korunmak için öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması gerektiğine dikkati çeken yetkililer, beslenme önerilerini şöyle sıraladı:

”Dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalı.

Kış aylarında vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için imkanlar dahilinde her gün bol ve meyve sebze tüketilmeli. Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi önemlidir.

Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse sıvı alımına katkı sağlanması açısından taze sıkılmış meyve suları tüketilmeli. Meyve suları, içindeki C vitaminin azalmaması için sıkıldıktan hemen sonra içilmeli.

Soğuk algınlığı ve enfeksiyonlara karşı vücut direncini artıran, A vitamininin okside olmasını engelleyen E vitamini de yeterli oranda alınmalı. Bunun için E vitamininden zengin yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagiller yeterli miktarda tüketilmeli. Balık da beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri, kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynaktır. Bu nedenle kış aylarında imkanlar dahilinde haftada 2-3 kez yenilmeli.”

-”BOL SIVI ALINMALI”-

Kış aylarında daha çok yağlı yiyeceklerin tüketildiğine dikkati çeken yetkililer, özellikle katı margarin ve tereyağından kaçınılması, yoğun yağlı etlerden uzaklaşılması gerektiğini belirtti.

Yetkililer, hareketlerin kısıtlandığı kış aylarında vücut ağırlığı kontrolünün sağlanmasında basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar ile meyve tatlılarının tercih edilmesi, posa içeriği yüksek kuru baklagillerin tüketilmesi ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önerisinde bulundu.

Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alınması gerektiğini vurgulayan yetkililer, yeterli sıvı alındığında vücuttaki toksinlerin atıldığını, vücut fonksiyonlarının düzenli çalıştığını, metabolizma dengesinin sağlandığını ve birçok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleştiğini vurguladı. Yetkililer, bu nedenle her gün en az 2-2.5 litre su içilmesi gerektiğini, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu ya da açık çay gibi içeceklerin tercih edilebileceğini kaydetti.

Ocak 30, 2010

(0) Comments

Gizemli bir hastalık: Çölyak

admin

Tahıl tüketimine bağlı bir ince bağırsak hastalığı olan, Türkiye’de her 100 kişide bir görülmesine rağmen tanı konulamayan Çölyak hastası sayısının yaklaşık 500 bin olduğu bildirildi.

ekmekruseym

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Ege Çölyakla Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Antalya’daki hekimleri Çölyak hastalığı konusunda bilgilendirdi.

Prof. Dr. Aydoğdu, buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan ”gluten” adlı proteinin ince bağırsakta oluşturduğu hastalığın, tahıl ağırlıklı beslenen beyaz ırkta daha sık görüldüğünü bildirdi.

Çölyak hastalığının, kuzeyi hariç Afrika ile Asya’nın pirinç ağırlıklı beslenen bölgelerinde daha az görüldüğünü belirten Aydoğdu, ancak küreselleşmeyle birlikte hastalığın dünyanın tamamına yayılmaya başladığına dikkati çekti.

En önemli belirtisi ishal olan hastalığın görülme sıklığının ABD’de 133′te 1, dünya genelinde 100 kişi veya 150 kişide 1 olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Çölyak konusundaki en önemli sorunun, bu hastalığın yaygın olmasına rağmen yeterince tanı konulamaması olduğuna işaret etti.

Hastalığın dünyada olduğu gibi Türkiye’de de vatandaşlardan öte hekimler tarafından dahi yeterince bilinmediğinden yakınan Prof. Dr. Aydoğdu, şunları söyledi:

”Çölyak’ın ülkemizdeki görülme sıklığı 100 kişide 1 çıkıyor ama biz daha yüksek bir rakam söyleyelim. Mesela bu hastalığın görülme sıklığı 150 kişide 1 ise 500 bin hasta yapar. Biz akademisyenler, Çölyaklıların tükettikleri ürünleri ithal eden şirketler ve Çölyaklılar için gıda maddesi üreten yerli firmalar toplanıyoruz ve bilinen hasta sayısını 5 binden daha fazla çıkaramıyoruz.

Türkiye’de en az 500 bin Çölyak hastası olması gerekirken, biz 5 bin hasta bulabiliyoruz. Peki gerisi nerede? 495 bin hasta nerede? Onlar içimizde. Onlar bulunamıyorsa bunun sorumlusu biz hekimleriz. Hatta son rakamlara göre nüfusumuz 72 milyon. Hastalığın görülme sıklığına da 100 kişide 1 diyecek olursak, 700 bin hastayı bulmak bizim görevimiz. Bu kişiler tanı alamıyor. Bütün hayatlarını ezik, kırık, dökük geçiriyorlar. ‘Aman o hemen hastalanır. Aman o her şeyi yiyemez, hemen bağırsakları bozulur’ denilen insanlar. Hatta tanı alamayıp ölen insanlar da var bu 500 bin rakamının içinde. Bu hastalara tanı konulabilmesi için biz hekimlere çok ciddi görev düşüyor.”

-GENETİK FAKTÖR-

Çölyak hastalığının genetik özelliğine de dikkati çeken Prof. Dr. Aydoğdu, birinci derecede akrabalar arasında bu hastalığın görülme sıklığının 10 kişide 1, ikinci derecede akrabalarda 20 kişide 1′e kadar yükseldiğini kaydetti.

Buna rağmen, tek yumurta ikizlerinden biri hastayken diğeri Çölyak olamayabileceğinin de altını çizen Aydoğdu, ”Çölyak’ın çözülemeyen tarafı bu. Tek yumurta ikizlerinden biri Çölyak hastasıysa niye diğeri hasta olmuyor? İşte bu bilemediğimiz genetik faktörler” dedi.

Çölyak hastalığı bakımından en riskli grubun aile bireyleri olduğunu yineleyen Prof. Dr. Sema Aydoğdu, hekimlere ”Bu nedenle bir ailede Çölyak tanısı alan varsa, lütfen diğer aile bireylerini de tarayın” önerisinde bulundu.

-”HASTALARIN YÜZDE 97′SİNE HENÜZ TANI KONULAMADI”

Çölyak’ın en sık görüldüğü hastalık gruplarının, down sendromlular, tip-1 diyabetliler, turner ve williams sendromu hastalar olduğunu anlatan Prof. Dr. Aydoğdu, kadınlara, erkeklere göre daha fazla Çölyak tanısı konulduğuna da işaret etti.

Prof. Dr. Aydoğdu, şu bilgileri verdi:

”Önceden daha çok çocuklara bu tanı konurken, tanı yaşı ileriye kayıyor. Yalnız çocuk hekimleri değil, diğer hekimlerin de uyanık olması gerekiyor. Ama yine de klasik Çölyak buz dağı tablosu ortaya çıkıyor. Buz dağının tepesinde hekimin tanıdığı hastalar var ama buz dağının altında hekimin tanıyamadığı hastalar var. Amerikalı hekimler, ‘1 tanı alana karşılık 5-7 tanı almayan hasta var’ diyorlar. Bana göre bu oran Türkiye’de çok daha fazla. Klasik bulguları olan hastaları dahi tanıyamıyoruz. Klasik bulguları olan hastalara dahi, yalnız Türkiye’de değil, dünyada tanı konulamıyor. Tüm dünyada Çölyaklıların yüzde 97’si henüz tanı almadı.”

Ocak 30, 2010

(0) Comments

Yayında verdi veriştirdi VİDEO

admin

Yayında verdi veriştirdi VİDEO Gizem’in canlı yayında valiye yönelik sözleri Beyaz’a oldukça zor anlar yaşattı.

Türkiye, internetteki sosyal paylaşım sitelerinin ardından televizyon haberlerinde izlenme rekorları kıran görüntünün kahramanları olan Bursa’nın Orhangazi İlçesi’ndeki Atatürk İlköğretim Okulu 3/F sınıfı öğrencileri sınıf başkan yardımcısı 9 yaşındaki Gizem Bera Yüksel ve aynı yaştaki sınıf başkanı Havva Mutlu’yu konuşuyor.

Kızlar dün akşam konuk oldukları Beyaz’ın programında da “büyümüş de küçülmüş” yorumunun hakkını verdiler.

Gizem’in sohbetin son anlarında söz alıp, öğretmeninin yayına katılmasına izin vermeyen valiye yönelik sözleri ise Beyaz’a zor anlar yaşattı. Beyaz, Gizemin ağzını kapatsa da, “Öğretmenime neden izin vermediler. O valilerin kalıplarına tüküreyim. Sıcacık koltuklarında oturuyorlar. Öğretmenimden ne istediniz” sözleri çoktan ağzından çıkmıştı.

İşte o zor dakikalar…


Diğer Sayfalar 1 of 85012345678910»...Son Sayfa »